Kehanet, Dua ve Seçim

Kehanet, Dua ve Seçim
Ölü Deniz Parşömenleri’ndeki İsaiah’ın kehanetlerinin yeni değerlendirmelerine göre, Apokalipse size ve bana bağlı. Son iki bin yıldaki dini liderlerin ve geleneklerin gözden kaçırdığı bir şey mi var? Evet, özellikle Batı geleneklerinin; 325 yılında önemli miktarda bilginin açık literatürden kaldırılıp sadece gizem okullarının ve seçkin papazların elinde kalması ile başlayan mantığın duyguyu ele geçirmiş olmasının hala acısını çekmektedir.

Batı gelenekleri, Isaiah Parşömenlerinde yer alan önemli ilkeleri unutmaya başladı, bunlar bazı Doğu ve Yerli Amerikan geleneklerinde muhafaza edilmişti. 1700 yıl önce ayrıldığımız anlayış noktasına geri dönmemiz için kuantum biliminin akli araçları kullanılıyor.

Paralel evrenler kavramı daha 1957 yılında kabul edildi, ve maddenin paralel hallerinin varlığının bilimsel kanıtı, Beryllium, sadece 1998 yılında yayınlandı. Bu, bilim adamı, öğretmen ve rehber, Gregg Braden için bulmacanın son parçası olmuş ve kehanetin fizik ve metafiziği arasındaki kavramsal köprüyü kurmasını sağlamıştı.

SIFIR NOKTASI ve SCHUMANN REZONANSI

2012 ye paralel olaraktan…

SIFIR NOKTASI ve SCHUMANN REZONANSI
Gregg Braden son günlerde Amerika eyaletlerini ve medyayı gezerek Dünya’nın Foton Kuşağı’ndan geçtiğine ve Dünya’nın ratasyonunun yavaşladığına dair bilimsel kanıtlarını anlatıyor. Aynı zamanda Dünya’nın rezonans frekansında bir artış bulunmaktadır. (Schumann Rezonansı) Dünya dönüşünü durdurduğunda ve rezonans frekansı 13’e ulaştığında sıfır noktası manyetik alanında olacağız. Dünya durduktan sonra 2 ya da 3 gün içinde ters yöne doğru tekrar dönmeye başlayacak. Bu durum Dünya’nın etrafındaki manyetik alan içinde ters yönde ani bir değişikliğe sebep olacak.
Jeofiziksel Durum 1: Dünya’nın Yükselen Temel Frekansı
Dünya’nın zemin temel frekansı, ya da “kalp atışı” (Schumann Rezonansı, SR, olarak adlandırılır) hızla artmaktadır. Coğrafi bölgelere göre değişkenlik göstermesine rağmen, onlarca yıldır toplam ölçüm 7.8 devir / saniye’yi göstermekteydi. Bu değerin sabit olduğu düşünülüyordu ve global askeri haberleşme sistemi bu frekans üzerine geliştirilmişti. Son raporlar oranın 11 devire ulaştığını ve yükselmeye devam ettiğini söylüyor. Bilim bu oranın neden yükseldiğini ya da yükselişe neden olanın ne olduğunu bilemiyor. Gregg Braden verileri bu konu üzerinde çalışan Norveçli ve Rus araştırmacılardan aldı;
Amerika’da çok geniş çapta raporlama yapılmıyor. (SR üzerine tek referans hava ile ilgili ve sadece Seattle Kütüphanesinde referans bölümünde bulunmaktadır. Bilim SR’yi sıcaklık değişkenlerinin ve dünya çapında hava durumlarının hassas göstergesi olarak kabul etmektedir. Braden değişen SR’nin son zamanlardaki şiddetli fırtınaların, sellerin ve havanın bir faktörü olduğuna inanıyor.)
Jeofiziksel Durum 2: Dünya’nın Azalan Manyetik Alanı
Bir yandan dünyanın “puls” oranı yükselirken diğer yandan manyetik alan kuvveti azalmaktadır. New Mexico Üniversitesi Profesörü Bannerjee’ye göre, son 4000 yıl içinde manyetik alan yoğunluğunun yarısı kaybetti. Manyetik alan kuvveti, manyetik kutupların tersine dönmesinin bir habercisi olduğu için, Prof. Bannerjee, başka bir değişimin gelmekte olduğuna inanıyor. Braden, devirsel “Yer değiştirmeler” ters dönmeyle birleşik olduğu için manyetik dönüşümün belirtisi olan dünyanın jeolojik kayıtları ayrıca
tarihte daha önceki “Yer değiştirmeler”i de işaret etmektedir. Zaman ölçüsünün büyüklüğü düşünüldüğünde, bunlardan sadece bir kaç tane mevcuttur.

SÖZCÜK EVİ VIII/Koridor 46/ oda sırası 74-73-72-……..67

Adım atıyorum. Bir…iki… adımlarımı sayıyorum üçç. Dört… işte bir merdiven. yukarı çıkmalıyım. Kimi bulmalıyım.hımmm…elimdeki kağıda göre ….ımmm. kimseyi. Şükürler olsun tanrım sanırım burada rahat bırakacaklar. Merdivenin tam karşısındaki duvar dahil olmak üzere bütün koridor boyunca küçük raf sistemleri var ve inanılmaz küf kokuyor burası. Ne kadar da eski bu raflar…klasik bir kütüphane katalog tarama sistemi işte küçükdikdörtgen kağıtlar delinerek demir bir çubuğa dizin gereğince sıralanıp çekmecenin karanlığına gömülüyor. Şöyle bir göz atıyoruz ….

Şapka ve şapkacılık tarihi, şapka devrimi, şapka yapımı, moda , aksesuar, hımmmm…rafların arasında neredeyse kaybolmuşken size nasıl yardımcı olabilirim? Sesin sahibiyle gözgöze geliyorum. İnanılmaz uzun boylu bir kadın ve boynu kesinlikle bir kuğudan ödünç alınmış olmalı diye düşünüyorum. Şeyyy.. ben. Şapka.16. yüzyıl. Kadının zümrüt gözleri var ve engel olunamaz bir hisle her an sihrine maruz kalacakmışım da kaçmam gereken bir sihirbazmış gibi tedirgin oluyorum. Peki. Cümle kurmalıyım. Ben 16.yüzyıl şapka sanatıyla ilgileniyorum. Doğru cümle bu sanırım. “tabi 16. yüzyıla ait silindir bir şapka takan adamın bu şapkayla olan ilişkisini arıyorum cümlesi oldukça saçma olurdu, gülüşmeler.” portatif bir merdiveni de daima beraberinde taşıdıklarından artık emin olduğum bu cücelerin aslında buraya ait en sevimli şeyler olduğunu itiraf etmeliyim. Zira merdivenin tepesinde oturan iki cüceden biri diğerinin tırnaklarına oje sürmeye çalışırken tırnaklarına oje sürülen küçük yaratık hem inanılmaz hoşnutsuz “sana bordo sür demiştim mavi olur mu hiç aptal çünkü ben gece rengi giyineceğim” deyip hem de bana laf yetiştirebiliyor. Peki biraz daha daraltamaz mıyız aradığınız konuyu? Hımmm. Ama gülünç olacak diyorum. Hiç de değil denemelisiniz diyor. Hımmm. Pekala. Iııııı sanıyorum 45. koridorda rastladığım 16. yüzyıl kostümlü silindir şapkalı bir adamı arıyorum en son bir filmden bahsediyorduk sonra ben…. İşte burada! Kadın elinde dikdörtgen katlanmış bir kağıtla karşımda duruyor. Bunu arıyor olmalısınız diyerek gülümsüyor. Şaşkınlığımı gizleyemiyor oluşumdan kaynaklı olsa gerek daha önce de bu konuda bilgilendirilmiş olmalısınız, sözcük evi’nde daima ne aradığınızı bilmelisiniz, tıpkı dışarıda olduğu gibi öte yandan her şeyin kitaplarda yazacağını düşünmek ne saçmalık! diyerek kağıdı bana uzatıyor:

Siz hiç ”kendiniz” olabildiniz mi?

Siz hiç ‘kendiniz’ olabildiniz mi?
İnsanlık tarihiyle başlayan derin bir soru. önemli bir problem;

Siz, biz hepimiz “ne kadar kendimiz olabiliyoruz?”

Ya da insan “kendi” olabilir mi?

Siz hiç “kendiniz” olabildiniz mi?

Biz kimin hayatını yaşıyoruz?

Duygularımız, düşüncelerimiz, davranışlarımız, ideallerimiz ne kadar bizim?

Nereden, nasıl aldık onları?

Hiç soru sorduk mu alırken, üzerimizde taşırken, onlarla yaşarken?

“İnsanın kendisi olması” ne demek?

Olmanın bu boyutu üzerine yeterince kafa yorduk mu, şakaklarımız ağrıdan çatlayacak duruma geldi mi? “Acaba kendimiz olamadık mı” endişesiyle sık sık kalbimiz daraldı mı?

Kendimiz olmak…

Olamadığımız bir şey mi, olunmaz mı artık.

Hayatta iki sınıf insan var;

Örtü…

Örtü…

Dinin örtüsü

Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile ÖRTÜyor ve bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?

Kur’an-ı Kerim, Al-i İmran Suresi 71. Ayet

Hiçbir Müslümanın, Kur’an’ın indirildiği günlerde, “hakkı bildiği halde gizleme” şansı yoktu. 600’lerde herkes için herşey yeniydi ve herkes İslam’ı hepbirden daha yeni öğreniyordu. İşte bu yüzden yukarıdaki gibi “Ey Kitap Ehli” ile başlayan ayetlerin o günlerde seslendiği kişiler Yahudiler ve Hıristiyanlar’dı.

Kur’an’ın indirildiği o günlerde,

Ey Kitap Ehli ile seslenilen Hıristiyanlık 600 yaşındaydı.

Bugünün Müslümanlığı ise tam 1400 yaşında.

1400 yıl: Kitap ehli olmak için fazlasıyla yeterli bir zaman…

  1. yüzyıla geldiysen eğer ve elindeki kitap Kur’an’sa,

senin sevdiğin deyimle kıyamete kadar geçerli olacak kitapsa elinde tuttuğun;