güneşe çağrı

-her sabah
– ve her sabah
– hiç usanmadan
– hiç saati şaşmadan
– silkiniyor özünden
– tüm o garip
– adamları ve kadınları
– kedileri ve kuşları

-çılgın güneş!
– bi’ kere de doğma
– bırak dünya
– biz deli şairlere
– ve
– gececilere kalsın.
– seni seviyoruz!

monolog VII

yani akamamak geceye
diz boyu parmaklıkları aşıp
yani tutamamak yıldızları
bir karış öteye, elini uzatıp
susturamamak haykıran yüreğini
ve konuşamamak diline dolanan kelimeleri
ahh! akmaz gözündeki yaşlar
yüreğin gülmez

ve; ben ve ben
bir sana alışamadım
— çatlak!

Esas Akıl

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
– Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor:
– Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?
Adam:
– Ooo ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.
– Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tahliye tapasını çeker.

AKIL , SADECE BİZE SUNULANLARIN DIŞINDA ÇÖZÜM BULMAKTIR.

Evrim tartışması

‘Evrim tartışmasını’ yeniden başlatıyorum
Yiğit Bulut yazdı..

15.07.2009 07:22

“HAYATINDA en çok ‘tepki ve katkıyı’ hangi yazınla aldın”
diye sorarsanız, hiç düşünmeden şu cevabı veririm: Evrim
sorgulamalarımla!

Sevgili dostlar, Türkiye’de “evrim karşıtı ve taraftarının” ne kadar çok olduğunu “yazdığım evrim yazıları ve yaptığım konuşmalar” sonrasında gördüm, daha doğrusu yaşayarak öğrendim…

Gördüm, öğrendim ama “akıllanmadım”! Tartışmaya doymadım!
Aslında daha açıkçası; sizlerden gelenlerin, “farklı bakış açılarının” tadı “aklımın bir köşesinde” hep kaldı… Ufkumu açtınız…

Konunun daha çok tartışılmasını istediğim için kaldığım yerden devam etmek ve sizlerin görüşlerini de öğrenmek amacıyla, son yıllarda konu hakkında kaleme aldığım notların bir özetini “evrim manifestom” adı altında sizlerle paylaşmak istiyorum.

DETAYLA BOĞUŞURKEN ÖZÜ KAÇIRMAYALIM :)

Zeka

Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.
Juan, “Yalnızca kum” diye yanıt verince polis, “Aç bakalım çantaları” der.
Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka bir şey bulamaz çantada! Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka bir şey yoktur! Polis, çantalarını Juan’a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.
Ertesi gün Juan Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan’ı gene durdurur, didik didik arar, bir şey bulamaz ve Juan’ı serbest bırakmak zorunda kalır.
Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder !
Bir gün emekli polis Meksika’da bir barda otururken Juan’ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;
-“Senin yıllardır bir şeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım, geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağına emin olabilirsin. ”
Juan gülümseyerek yanıtlar: “Motosiklet”