Ölünce kelebekler gibi ölmeli ve tam zamanında ölmeli

Ölünce kelebekler gibi ölmeli ve tam zamanında ölmeli.

Her yıl temmuz ayının ikinci haftasında görülen söğüt kelebekleri bu yıl da zamanlarını şaşırmadılar ve her zaman olduğu gibi hava karardıktan sonra çıkageldiler.

Milyonlarcaydılar. Ve ışıkların etrafında son danslarına koyuldular.

Ölmeden önce dans etmek…

Ya da ölümü dans ederek karşılamak…

Ve bir ışık selinin etrafında ölmek; ışıkla ölmek…

Ölmek mi gerçekten bu, yoksa ışığın büyüsüyle kendinden geçmek, sarhoş olmak mı?

Ölenlerimiz için niçin “Nur\ışık içinde yatsın” deriz? Nur\ışık içinde mi koşuyorlar kelebekler de ölümlerine?

Ölmek ne kadar güzel böyle! Işıklar içinde ölmek… Işıkla birlikte ölmek…

Ve zamanında ölmek…

Şaşırmamak zamanı; vakti geldiğinde koşa koşa gitmek ölüme ve dans ederek sunmak kendimizi ecel meleğinin eline.

Hz. Hüseyin ve Kerbela olayı

Hz. Hüseyin Mekke’de bulunduğu günlerde halk kendisini ziyarete geliyor, hatırını soruyordu. Bunlar, Umre yapmak için Mekke’de bulunan civar bölge insanlarıydı. Bu arada Kabe’nin yakınından ayrılmayan, gün boyu orada namaz kılıp, tavaf eden İbn Zübeyr de diğer ziyaretçilerle birlikte kendisini görmeye geliyordu.

Hz. Hüseyin, İbn Zübeyr için o sırada en önemli kişiydi. Çünkü Hüseyin Mekke’de bulunduğu sürece, Hicazlılar İbn Zübeyr’e bîat etmezdi.

Öte yandan Muâviye’nin ölümü ile Yezid’e bîat edildiği haberi Küfe’de duyulunca, halk Yezid hakkında ileri geri konuşmaya başladı. Şiîler ise, ileri gelenlerinden Süleyman b. Surad’ın evinde toplanarak durum değerlendirmesi yaptılar. Buradaki toplantıda Hz. Hüseyin’e, kendisine bîat etmek için davet mahiyetinde mektup yazmaya karar verdiler. Neticede yüz elliye yakın mektup gönderildi. Bu mektupları alan Hz. Hüseyin Kûfelilere şöyle bir cevap yazdı:

Bilinmeyen ünlü Türkler: Hz. Muhammed Türk müydü?

Sevgili Dostlar;

Bu başlık altında yeni bir yazı dizisine başlıyorum. Dünyadaki çoğu yabancı ünlü şahsiyetlerin aslen Türk olduklarını göstereceğim. Bunların kimi Müslüman, kimi başka bir dinden kimi de ateist.

Sanıyorum böyle bir çalışma şimdiye kadar Dünyada yapılmış değil. Alanında ilk olan bir çalışmadır. Gözlerinize inanamayacaksınız!

Artık ezberlerimizi bozma zamanı geldi. Hazır olun. Tarih yeniden yazılıyor.

İlk olarak çok ünlü bir kişilikle başlayalım;

Hz. Muhammed Türk müydü?

‘Hz. Muhammed’in kökeni ve Ehl-i beyt’in Türkler tarafından neden bu kadar sevildiği hakkında bazı bilinmeyenleri sizlerle paylaşmak istedim..

Hazreti Muhammed, Hz İbrahim’in soyundandır. Hz. İbrahim ise, Sümer kavmine gönderilen bir peygamberdir.

Siteye bakamadım

Tegafüle arkadaşa karşı olmakla beraber hak verdim ve siteye bakamayış dedim.
Türk diniyle başlayacağım demişim, ama hani siteye ulaşamayınca gecikince gündem değişmiş. Gündem bu değişir. Değişmezse olmaz. Olsun. Ama bir arkadaş ilk yazımda nagualla sınırlı kaldığımı söylemiş ve buna karşı çıkmış. Bende katılıyorum. Ama nagual sınırsız olduğuna göre sınırlı kalmamış olmalıyım değil mi? Değil. Peki. Bir hayranım benim kaç aylık olduğumu sormuş. Siteye göre 6 hafta 6 günlüğüm. Sayın canu’ ya teşekkürü bir borç bilirim. Gerçekten sanattan anlayan insan sayısı ne kadar az. Üzücü ama böyle. Bu yüzden yazdığım şiirleri size ithaf edeceğim, sayın canu.
Türkler bu haftaya damgasını vurmuş. Uygur Türk’lerine karşı girişilen katliam etkili olmuş gibi. Bu gerçekten dehşet verici bir olay. Bütün diğer katliamlar gibi.
Ancak Uygurlar nasıl olupta 1000 yıldan uzun zamandır doğru dürüst bir direniş örgütleyememiş ve bu biçimde bir yaşamı kabullenmişlerdir. Sanırım bunda Türklerin örgütlenmeye karşı üstün bir
içgüdü geliştirmiş olmalarının rolü var. Örgütlenmeyelim. Birbirimize asla güvenmeyelim. Birlik noktalarını aramaktansa ayrılıklara bakalım. Küçük olsun benim olsun. 35 milyonluk Azerilerin, 3 milyonluk Ermenilerle giriştiği savaşı anımsayın. Ya da anımsamayın.
Katliamlar ve soykırım hakkında sitede aydınlatıcı yazılar var. İkinci cihan harbindeki sayı 6 milyon değil 200-300 binmiş , Anadolu ‘da Yavuz’un katlettiği Alevilerin sayısı da 40 bin değilmiş. Bunlar çok sevindirici gelişmeler. Biraz daha çaba gösterirsek, sanırım önce yahudilerin Alman’ları öldürdüğünü bulacağız. Zaten ziklon mu siklon mu bir gaz var, bilirsiniz insanları toplu halde ve hızla öldürüyor. Burada gaz ve alev arasındaki ilişkiye dikkatinizi çekerim. Alev gazla ilişkiye ne olur. Sorarım size ne olur? Beni daha fazla zorlamayın. Araştırmak lazım. Sonra Aleviler kim diyoruz. Her şey apaçık ortada. Çünkü güneş balçıkla sıvanmaz, gözler sıvanır. Asıl konu eski Türklerin diniydi. Bu konuda araştırmalar yaptım. Çıktım sokaktaki insanlarla konuştum. Minibüs şöferlerine sordum, meyhaneleri dolaştım, Kemeraltı’nda esnafla konuştum. Üşenmedim Kadife kaleye çıktım. Meditasyon yaptım. İnternete baktım. Çok yorucu bir çalışma oldu. Ama sonunda gerçeğe ulaştım. Ama sizler için canım feda. Bilimsel düşünmek benim tek ilkem.
Sonucu açıklıyorum……
Eski Türkler tek tanrıya inanıyor ancak Türk olduklarını bilmiyorlardı.
Evet sonuç bu… Araştırma kayıtlarını isteyen arkadaşlara yollayabilirim.
Başka bir yan sonuçta yeni Türklerin hala tek Tanrı’ya inandıklarını ancak tanımlarda kafalarının karışık olduğunu bazılarının ve büyük çoğunluğunun, bankalarda ve alışveriş merkezlerinde aradıklarını gösterdi. Yeni Türklerin diğer bir ilginç özelliği ise en az sevdikleri insanların Türkler olmasıydıkine üzüldüm. Turistlere iyi davranmak tamam güzelde, turistler geldi diye, beni masamdan zorla kaldırmaları hiç hoş olmadı. Hele tekme atmalarına hiç gerek yoktu. Neyse.