ruhsal bilgi

Sürekli bilgi karmaşası ve ve hatta uygulanması ile ilgili ilkeler icinde yaşıyoruz bence,hayatın tüm kollarında, degisik algılama seviyelerinde olusan, temelde bir, ama ifade de cok farklı görülen bu bilgilerin bireysel olarak tecrube ediliş farklılıklarının, toplamını düşündügümüzde ortaya belki binlerce farklı yol ve bilgi sekli cıkmaktadır.

Bu bilgilerin buyuk bir çogunlugu son yüzyıla paralel olarak filizlenmiş ve gelişmiştir, burada bizim asıl merak konumuz olan agırlıkla ruhsal bilgilerin ise,temeli insanlık tarihi kadar eskidir.Cok eski mitoloji kitaplarından derme catma bildigim,ruhsal bilgi şekilerlinden şimdiki sahip oldugumuz bilgiye kadar bir genelleme yapacak olsak arada cok ciddi degişimler oldugunu görmemiz zor olmayacaktır.

Aradaki değişimin toplumsal istekler ya da farklılaşmalardan kaynaklandıgını veya yaratıcının bir takdiri mi oldugu, konusunu sizlere bırakmakla beraber ,halihazırda büyük degişim oldugu temelinden hareket etmek istiyorum.

Bir şarkısın sen ve Fındık Kurdu Berna

Ya böyle bir şey olamaz! Hayatımda böyle bir şey görmedim ben! ATV de Bir şarkısın sen müzik yarışmasını izliyor musunuz? Şarkı söyleyen çocuklar ne kadar harika söylüyorlar! inanılmaz. Hele aralarında bir Fındık kurdu Berna var, bayılıyorum gerçekten bu şeker, tatlı kıza, bir izleyin, değme şarkıcılara taş çıkartmıyorsa ben neyim. o ne nağmeler gerdan kırmalar öyle!! ağlamak serbest!

Şimdiki çocuklar gerçekten üstün zekalı, maşallah diyelim. Bütün çocuklar harika yarışmada. Sizin favoriniz hangisi?

Ya Bardak, Ya Göl

Bir çırak vardı. Bu çırak her şeyden yakınırdı. Bunun üzerine bir gün ustası çırağa bir avuç tuzla bir bardak su alıp yanına gelmesini söyledi. Çırak söyleneni yaptı.
Usta:
-Şimdi o tuzu suyun içine at, dedi.
Çırak ustasının söylediğini yaptı. Sonra usta:
– Şimdi o suyu iç, dedi. Çırak suyu içti ve içer içmez de tükürdü, öfkeyle ustasına bakarken, usta:
– Nasıldı tadı? diye sordu.
Çırak nefretle:
– Çok acı! dedi.
Usta çocuğa:
– Tuzu yanına al gel, gidiyoruz, dedi. Çırak ustasının peşine takıldı. Bir süre sonra civardaki gölün kıyısına geldiler. Usta çırağa:
– Bütün tuzu göle dök, dedi. Çırak yine söyleneni aynen yaptı. Usta:
– Şimdi gölün suyundan iç, dedi. Çırak suyu olduğu gibi içti.
– Suyun tadı nasıldı? diye sordu usta.
Çırak:
– Çok güzeldi, dedi.
– Peki, tuzun acısını hissettin mi? diye sordu bu kez de usta.
Çırak:
– Hayır, dedi.
Usta çırağı karşısına oturtup anlattı:
Hayattaki bütün olumsuzluklar işte bu bir avuç tuz gibidir.
Eğer sen bir bardak su isen, hayatın bütün olumsuzluklarından da öyle etkilenirsin.
Eğer sen kişiliğinle ve gönlünle bu önümüzdeki göl gibiysen, hayatta karşılaşabileceğin bütün olumsuzluklar,
Bir bardak suda tattığın acıyı vermez sana.
Seçim sende:
– Ya bardak olacaksın, ya da göl…

Batıl İnançlar

Alttaki yazi Francis Bacon’in 1597 tarihinde yazmaya basladigi “Denemeler” (ya da “Ahlaka ilişkin uygulamalı öneriler”) adli eserinin 1625 yilindaki son baskısının Elif Günçe çevirisi ile “Morpa Kültür yayınları”ndan “Felsefe dizisi” altinda ISBN 975-284-025-6 seri numarasi ile 2004 senesindeki 2. baskısından alıntıdır.

Batıl İnanç Üzerine (Sayfa 63 Bölüm 17)

Tanrı ile ilgili hiçbir inanca sahip olunmaması, ona layık olmayan bir inanca sahip olmaktan çok daha iyidir. Çünkü ilki inançsızlık, ikincisi ise küfür anlamındadır. Batıl inanç aslında Tanrı’nın aşağılanmasıdır. Plutarch’ın bu konuyla ilgili çok yerinde bir açıklaması vardır:

“Elbette insanların, Plutarch gibi bir insanın hiç var olmadığını söylemelerini, Plutarch’ın doğar doğmaz çocuklarını yiyen biri olduguğunu söylemelerine tercih ederdim.” Bu söylem şairlerin Satürn hakkında söylediklerine benzer.