Şirinler

Şirinler yıllardır Komünizm propagandası yapmakla suçlanmış ABD’de bir dönem gösterimi yasaklanmıştır.

Bunun nedeni para olmadan komünal bir yaşam sürmeleri, Şirin baba’nın Karl Marx’a benzemesi ve kızıl şapka giymesidir. Herkes kendi işini yapıyordur ve mutludur. Herkes aynı şeyi giyiyordur. Çizgi filmdeki Şirinlerin düşmanı Gargamel papaz cübbesi giyer ve dini sembolize eder, altın ve para düşkünüdür (kapitalizm) ve onları yeme (misyonerlik) gibi pek çok gizli unsur bulundurduğu iddia edilmiştir.

Şirinler çizgi filminin yaratıcısı Peyo, sosyalisttir.. şirinleri ortaya çıkardığı zaman iki kutuplu bir dünya vardı.. bir tarafta ABD diğer tarafta SSCB.. sosyalist olan Peyo, yaptığı çizgifilmle bir mesaj vermek ve emperyalist amerika’ya karsı bu yolla propaganda yapmak istemiştir..

Bir An’da

BİR AN’DA

Kaç kurtul
Git, o kadar uzağa git ki hiç bir şey yakalayamasın seni
Ardına da bakayım deme sakın
Bakarsan biliyorsun başına gelecekleri
Kalacaksın gidemeyeceksin
Şimdi çok hızlı ol, çabuk çabuk toparlan hemen
Hem de hersey seni beklerken
Senin gözünün içine bakarken
Hepsini bırak
Kaç, git

Yok ol, buhar ol
Anılarını, bırak git
yalnızlığını özlemlerini,
ne ama ne varsa
şu da benle gelsin deme
nasıl özgür olur ki insan bu kadar kalabalıkla
git ki sakinleş biraz
her an bir düşünce üretmeyi de bırak
bırak onları da giderken kendi hallerine
seçimini yap
bırak git
zihnindekileri yok etmek için zihne ihtiyacın olduğunu sanıyorsun
yanıldın
bırak gitsin zihnindekiler, sen karışma
özgürlüğe yol al

BİZ NE ZAMAN DOĞMUŞ OLURUZ?

Son günlerde en çok prim yapan bankalar malumunuz sperm bankaları. Konu pek çok açıdan tartışılıyor. Çocuk babasını tanımalı mı, dinen uygun mu, böyle çocuklar olursa toplumun geleceği ne olur gibi başlıklar açıldı. Olayın en can alıcı kısmı hiç gündeme gelmiyor doğal olarak. Bunun başlıca sebebi bilişsel sistemimizin olayın bu kısmını görmezden gelecek şekilde oluşturulmuş olması: Biz ne zaman doğmuş oluruz? Annemizin karnından dışarı çıktığımızda mı? Yoksa ana rahmindeki döllenme anında mı?

Toltec geleneğinden gelen şamanlar, bizlerin ana rahmindeki döllenme anında doğduğumuzu söylerler. Anneden gelen bir parça farkındalık parıltısı, babadan gelen bir parça farkındalık parıltısıyla birleşir ve ortaya yeni bir farkındalık varlığı çıkar. Doğal olarak bu insanların bu konuda en çok vurguladıkları şey, döllenmeyle sonuçlanan sevişmenin niteliğidir. Gerçekten yakıcı bir tutkuya sahip aşıkların, son derece heyecanlı ve tutkulu sevişmeleriyle ana rahmine düşen varlıkların yüksek enerjiyle dünyaya geldiğini savunurlar. Tabi ki bu sevişmenin her iki taraf için de orgazmla sonuçlanmış olması gerektiğini söylemeye gerek yok. İnsanların çok çok büyük bir kısmının ne çeşit ilişkilerle dünyaya getirildikleri açık. Böyle bir ilişki ve sevişme sonrası dünyaya gelen şanslı azınlıktan biriyseniz ne mutlu size.

Yapay Zeka, Film

Yapay Zeka filmi Tür : Bilim Kurgu / Fantastik / MaceraGösterim Tarihi :5 Ekim 2001Yönetmen : Steven Spielberg Senaryo : Brian Aldiss , Ian Watson , Steven SpielbergGörüntü Yönetmeni : Janusz KaminskiMüzik : John WilliamsYapım : 2001, ABD , 145 dkOyuncular:Haley Joel Osment (David Swinton) , Jude Law (Gigolo Joe) , Frances O´Connor (Monica Swinton) , Sam Robards (Henry Swinton) , Jake Thomas (Martin Swinton) , Brendan Gleeson (Lord Johnson-Johnson) , William Hurt (Professor Hobby)

Konusu:Onbir yaşındaki bir çocuk olan David, dış görünüşüyle yaşıtlarından ayırt edilecek bir özelliğe sahip değildir. Gerçekten sevgi dolu bir yüreği vardır. Fakat kendisi gerçek değildir…21. Yüzyılın ortalarında bir mucit, kendi varlığından haberdar olan (yani özbilinç sahibi) yeni bir tür bilgisayar geliştirir. Bu icadın temel amacı, kendini insan yerine koyarak, insanlığın ortak sorunlarına (kutuplardaki buzun eriyerek dünyayı sel altında bırakması gibi) çözüm bulmasıdır. Bu tür yapay zeka çeşitli robotlara monte edilir. Bunlardan biri, bir çocuk formundadır. Ve özbilinç sahibi bu robot, günün birinde basit bir makineden daha fazla birşey olup olamayacağını merak etmektedir…
BÖLÜM 1

Telepatik Parçacıklar

Bir lazerden çıkan bir foton Bir KnbO3 kristalinden geçerken daha az enerjili iki fotona ayrılır. Her foton bir optik lif içine girer ve yolu üstünde yarı yansıtıcı bir aynaya rastlar. Ayna tamamen rastlantıya bağlı olarak, fotonu bazen yansıtır, bazen geçirir. Aynayı geçen foton bir detektöre çarpar. Deney şunu göstermiştir: Aralarında 10 km’den fazla bir uzaklık bulunan bu iki foton, her an birbirlerinin tıpatıp aynı davranışları gösterirler; şöyle ki fotonlardan biri aynadan geçmişse, öteki de yansır.

Söz konusu deney, birbirlerinden uzak olan iki fotonun, bir “iletişim halinde” olduklarını göstermek amacıyla yapılmıştı. Deneyde aynı kaynaktan, lazerle uyarılmış bir KNbO3 kristalinden çıkıp iki farklı yöne giden iki foton gözlemlendi. Fotonların her biri optik lif içine alınarak yarıyansıtıcı bir aynaya ulaştırıldı. Bu ayna, adından da anlaşılacağı üzere bir fotonu bazen geçirir (bu durumda bir detektör, foton geçtiğini haber verir), bazen de yansıtır(bu durumda foton, hareket yönünü değiştirir).