Işıklar Ülkesi…


Sen, ışıklar ülkesinin karanlıklarında parlayan yıldız…
Gri bulutların esir aldığı aysız gecelerde ışıldayan,
Gökyüzünün krallığındaki yıldız bahçelerinde çınlayan sevdanın sesi,
Yok edemem, kipriklerinden damlayan incileri tanelerini…
Serpiştiririm evrenime, gökkuşağıyla birlikte sessizce…
Sen, sevdamın dalga dalga yükseldiği ışıklar ülkesi…
Dağlarındaki kayalıklarda açan çiçeklerin var oluş çırpınışları…
Dinginlenemez ruhumun sevda yüklü ağrısı…
Kurtulamam, sırlarla örtülü yüreğimin koynundan…
Yokluğunla dokunurum kelebekler misali sessiz gözlerine…
Sen, rüzgârların delice estiği,
Işıklar ülkesinin ormanında kaybolan külkedisi…
Benliğini bulmaya çalışan baykuşun haykırışları…
Güneşi kör eden ışınların sıcaklığıyla kavrulan,
Gölgeleyemem, gözlerindeki umut dalgalarını…
Yaşamın renklerini sererim dünyana,
Kalabalıkların içinde sessizce…

Anneler ve Kızları İçin

“Annenin kaderi kıza dedikleri doğru mu?”

YAĞMUR

Yağmur yağıyor. Mutfak camındayım. Nasıl üşüdüğümü
bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne.
Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama…

Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki.
Hep aynı cümleler; “Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?”
Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen mutfakta
dalıp giderdin yemek yaparken, tahta kaşıkla
tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba?
Özlemek çok fena anne. Anlamak seni; daha da fena…

Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.
Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da
“Annenin kaderi kıza” dedikleri doğru mu?
“Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez,
anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim.
Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye,
çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne,
yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum.

ÖLÜM VE ŞİİR

“Fotograf ve Ölüm” adlı Fuliyama’nın yazısını incelerken, geçenlerde okuduğum karşılaştırmalı bir metin geldi aklıma.Karacaoğlan ve Orhan Veli’nin şiirlerinde ölüm düşüncesi üzerine bir yazı.Ölümü kabullenişleri,ölüme kafa tutuşları,ölümden kaçışları ve kaçınılmaz bir son olarak görüşleri şiirlerinden örneklerle verilmeye çalışılmış.

“Ölüm, tarihin başlangıcından bu yana insanlığın temel meselelerinden biri olmuştur. En eski devirlerinden itibaren bütün bilim dalları; din, felsefe, mitoloji kendi bakış açısıyla varlığın menşeini, ölümü, ölüm ötesi dünyayı tanımlamaya çalışmıştır. Her devirde toplumsal bir üst kurum olarak kabul edilen bu müesseseler insanlığın sorularına muhtelif cevaplar üretmişlerdir. Dinin ve mitolojinin, bir öte dünya inanışı ile açıkladığı ölümü felsefe akıl merkezli bir düşünüş ile cevaplamaya çalışmıştır.

aKaŞa

Ben aslında olağan yöntem olarak yazılı günlük tutmam.Yazarım ama ince ince işleyerek.Nasıl mı bellek olarak kullanabileceğim en küçük yerlere işlerim sevgimi.o yüzden mp3 listelerim vardır.Herkişi için seçilmiş parçalardan oluşan.Yada ben teknik analiz yaparken yazdığım uzmanlar ,uyarılar kişi isimlerinden oluşur.Benimle konuşurlar her daim.Video albümüm ve tv Kayıtlarım vardır.Yine kişilere göre sınıflandırılmıştır.Msn de yazışırken hemen frekans ayarı yaparım.Yıllardır yaptığımdan bu rasgele işlemden 1dk. sonrasını 5 dk. sonrasını 15 dk. sonrasını bazen 1 gün bazen 1 hafta bazen de bir ay sonrasını tahmin etmekle geçer uğraşılarım. Bazıları buna sezgi der belki! olabilir yazdığım bir diğer aracımda Satranç veri tabanım dır. hep sonraki hamleye yönelirim. Her tecrübemi saklarım. Buna Öğren Öğret Kaydet dedim.
Kadere inat bi adım sonrasını görme yetisi geliştiriyorum.

Uyumsuzum… :)))

”En çok neden korkarsın?” diye sordu. ”Giderken arkamda kırık bir kalp bırakmaktan” dedi usulca…

”Peki kırık bir kalp bırakmamak adına kendin olma özgürlüğünden vazgeçebilecekmisin?” diye sordu.

”Sadece kendimin arzularını yerine getirmek adına sorumluluklarımdan kaçmam doğru olmaz galiba. Bunun adı bencillik olur. En iyisi benim için biçilmiş kadere boyun eğerek yaşama devam etmek. Belki o zaman onaylanırım ve bu hayat yolunda başarılı olabilrim.”

”Çevrenin senden istediklerine karşı çıkma cesaretin yoksa eğer, kolayı seç ve mutlu olacağına , mutlu edeceğine inanıyorsan devam et. Ama unutma, başarı neye ve kime göre? İstersen bir düşün” dedi .

”Sorumluluklarıma sahip çıkmakla, onları yerine getirmekle başarılı olabilirim. Eşimin ve ailemin beklentilerine cevap vermek, çoçuklarımı en iyi şekilde yetiştirebilmek ve işime dört elle sarılarak çalışmakla hayatımın içine güzellikleri doldurabilir, İnsanları mutlu edebilir ve mutlu bir şekilde huzur içinde zamanı geldiğinde ölümün kollarında ruhumu teslim edebilirim.”