İbrahim Kabe’yi Yapmış Olabilir Mi?

Merhaba arkadaşlar,

Tevratta yaptığım aramada tek bir yerde bile “Kabe”den bahsedilmediğini fark ettim.Bilinen diğer isimleriyle de sonuç değişmedi.

Neden…???

Kuran’ın anlatımına göre, Mekke’de bulunan Kabe peygamber İbrahim tarafından yapılmıştır.

Kendisi ve oğlu İsmail Arabistan’a gelmişken o binayı inşa etmişler. Bu öğretişle Arapların tapınma merkezi olan Mekke bugüne kadar önemini devam ettiriyor.

Onun için buna şimdi biraz dikkat edelim, acaba İbrahim gerçekten o binayı yaptı mı?

Dikkatle ve tarafsız araştırdıktan sonra anlayacağız ki, bu sonradan uydurulmuş bir öğretiştir.

1) Bu bilgi İbrahim’in biyografisine uymuyor…

İbrahim’in hayatını adım adım Tevrat’ın Tekvin kitabında okuyoruz, bugünkü Irak’ta bulunan Ur kasabasında doğdu, sonra Türkiye’deki Haran kasabasında yaşadı. Bir zaman için Mısır’a kaçtığını da okuyoruz. Hayatının geri kalan günlerini de Filistin’de geçirdi. Ama hiç bir yerde Arabistan’a ayak bastığını okumuyoruz. Öyle olsaydı, Tevrat onu yazmayacak mıydı?

içgörü – IV

intihar etti tüm kelimeler birbiri ardına
yüreğimin sarp yamaçlarından
sisli bir sessizlik; sözlüklerde…
bakakaldım…
yalnlarım avuçlarımda kaldı
yüreğimi inandıramadım
zihnime bir yıldırım çarpmıştı
yeni uyandım.


aynaya baktım günlerden bir gün
ben yoktum.
Tenine dokundum
dudakları yoktu.
Bana baktı
gördü ki; ben yoktum.
Sustum kaldım
benden çok “ben” olmuş maskem
yüreğimi bulamadım
kabuslar canımı yakarken
bu uykudan uyanamdım…


Sahi, kimdim ben?

hayal kırıklıklarımın şehrine

çakılı kaldı gözleri, çıkıp gidene kapıdan…
kaybolduğunda son görüntü, buğulu camın ardında
hala tütüyordu, yarım bardak çayın dumanı.
hafifçe eğdi başını öne
“Şimdi ne olacak?…”
dışarı çıktığında laciverte çalıyordu göğün rengi
ve ağlıyordu onun gözleriyle…
yürüdü; nereye gittiğini bilmeksizin
başı önde
saatlerce belki de…
gözlerini yeniden açtığında anladı
yüreğinin yolunun nereye çıktığını
bir bilet elinde
yer : anılar şehrine
zaman: yağmurdan sonra
fiyat: iki damla gözyaşı
oturdu yağmurun altında bir bankta
yağmurun dinmesini bekleyerek
(“belki hiç dinmese
hiç gitmesem”)
korkarak..
sonunu getiremediği cümleler kurarak daldı hayaller alemine.
omzuna dokunun bir elle irkildi
“bayan;
“anılar şehrine giden tren
“kalkmak üzere,
“lütfen geçin yerinize.”
zorlukla omuzladı duygu dolu çantasını
açık kapıdan içeri girdi
tekrar baktı biletine
koltuk : yaşlı adamın yanı.

Kim Haklı?

İleriülke ile Geriülke savaş halindedir. Ve bir kurul bu ülkelerin başkanlarını barış için biraraya getirmiştir. Barış anlaşmasına ikiside ikna olmuştur fakat aynı anda imzalamak şartıyla. İkiside diğer başkandan önce imzalamamak konusunda ısrarcıdır.

Bunun üzerine kurul başkanı şöyle bir şey teklif eder. Masanın tam ortasına bir lamba koyulacaktır. Ve başkanlar, ampulun ışığını gördüğü an imzalayacaktır.

Bu anlaşma için bir tren seçilmiştir. Ülke başkanları karşılıklı oturmuş, masanın tam ortasına bir lamba konmuş, yakıldığında ışığı gören başkan anlaşmayı imzalamıştır. Böylece iki başkan da aynı zamanda imzalamıştır. Kurul olaya şahit olmuş, aynı anda imzaladıklarını görmüş ve ülke başkanlarını kutlamıştır.

Fakat bir müddet sonra dışarıdan İleriülke vatandaşlarının savaş başlatıcı haberleri gelmiştir. Bunun sebebi olarakta başkanlarının kandırılmış olduğunu ileri sürerler. İleriülke başkanı trenin gidiş yönüne doğru oturmaktadır. Geri ülke başkanı ise ters yöne doğru. Lamba yandığı andan itibaren ışık sabit hızla yayılsa da, İleriülke başkanı tren hızında lambaya doğru gittiği için Geriülke başkanından daha önce aydınlanmıştır ve daha önce imzalamıştır. Dışarıdan treni izleyen vatandaşların tam olarak gördüğü budur.

Varlığım doğuyor karanlık gecelere…

Yürüyorum amaçsız … Çoğalmalar içinde sessizce…
Bir zarafetim yok onaylanmak için…
Bir gayretim yok anlaşılmak için…
Aktif bir pasiflik içinde,
Yürüyorum yorumsuz.
Kelimeler yetersiz artık…
Söylenecek söz yok.
İfade edebilmek o kadar zor ki…
Yanlız evrenimdeki kalabalığımı,
Özgürce sarmalıyor gökyüzündeki ayışığı,
Bulutların gölgeleri düşüyor yıldızlara…
Benliğim kaybolurken sessizce…
Dalgalar vururken kayalıklara,
Varlığım doğuyor karanlık gecelere…
07/02/2009
Mesa/ Ankara