Sevmek Hissetmektir…


Mavi, yeşil ,siyah, kahverengi,ela… Pırıl pırıl parlayan hüzünlü gözler.Her hareketimi kaçırmak istemezcesine, bana ilgiyle ve merakla bakan gözler…. Daima onlar tarafından takip ediliyordum. Nereye gitsem arkamdan benimle birlikte gelirler ve evde kapımın önünde sabahtan akşama kadar oturur bekleşirlerdi. Tüm boş zamanlarında ve okul saatlerinde dahi, teneffüs aralarında koşarak gelirler , benim bahçemde veya evimin etrafında zamanlarını geçirirlerdi sevgili minik dostlarım…. Bahçem onların oyun alanı olmuştu. Muhtar ve bazen köyün ileri gelenleri beni rahat bırakmalarını söylemelerine rağmen, onlara benim bahçemde oynamalarına müsaade ettiğimi belirtmeme sevinmişler ve bu tavrım onlara cesaret vermişti. Yaşlı muhtar başını sağa sola sallayarak bilgiç bir edayla ”bunlara fazla yüz verme hemşire hanım kızım yoksam baş alaman ‘ demişti. Ona gülümseyerek ‘ sen üzülme muhtar amca sorun yok, ben çocukları çok seviyorum ve bana faydaları da çok. Bana zazaca öğretiyorlar, tercüme ediyorlar ” diyerek bu vefakâr adamı rahatlatmaya çalışmıştım. Bu insanlar beni onlar için bulunmaz bir nimet olarak görüyorlar ve rahatımı sağlamak için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlardı. Hatta aralarında ”yönünü şaşırmış kanatları kırılıp, gökyüzünden yeryüzüne düşmüş bir melek olduğumu” söylediklerini de minik dostlarımdan duymuştum.

Buzdan kalpler…


Sevdalar bir iz bırakıp geçerken yüreklerden,
Zaman rüzgarlarıyla savrulan kumlarla örtülür izler.
Hırçın dalgalar delicesine çarparken kayalıklara,
Yaşanmış acıların ağır yüküyle yavaşlar ritimler.

Gecenin karanlık gözlerinde kaybolur sevdalar.
Kollarıyla sarmalar yalnızlığı sisli geceler…
Dağların arasından kızıl bir hüzün süzülürken,
Yıldızlar dökülür yeryüzüne buzdan kalplerden…


11.04.2008
Mesa/ANKARA

Güçlü Bir Kadın -Dayanıklı Bir Kadın

GÜÇLÜ BİR KADIN;
-Vücudunu formda tutmak için her gün antreman yapar·
-Hiç bir şeyden korkmaz·
-Kimsenin kendisinden bir şey almasına izin vermez·
-Hatalar yapar ve ilerde aynı hatalardan kaçınır·
-Kendinden emin adımlarla yürür·
-Yüzünde kendinden emin bir ifade vardır·
-Yolculuk için yeterli gücü olduğuna inanır·
DAYANIKLI BİR KADIN;
-Her gün ruhunu formda tutmak için yardımlar yapar·
-Korkusuna rağmen cesaret gösterir·
-Hataların birer deneyim olduğunu bilir ve bunu kendine sermaye yapar·
-Düşerse eğer iradesinin onu kaldıracağından emindir·
-Yüzünde hep şükran okunur·
-Yolculukta hedefin değil,yolun kendisinin önemli olduğunu bilir·

Bir kadınsanız kendinizi hangisiyle tanımlarsınız?
Bir erkekseniz partnerinizin hangisi olmasını isterdiniz?

Savaşçı, Aşksız Bir Hiçtir!

Sabır ve hız

Savaşçı bu mesajı tanıdığı pek çok erkek ve kadında okumuştur. Asla ilk izlenime kanmaz ve başkaları onu etkilemeye çalışırken sessiz kalmakta ısrar eder. Ve bunu, kendi kusurlarını düzeltmek için bir fırsat olarak kullanır -çünkü insanlar aynı zamanda iyi birer aynadır. Bir savaşçı öğrenmek için karşısına çıkan her şeyi iyi bir fırsat olarak kullanır ve çelişkilerini kabul etmeyi bilir.

Işığın savaşçısının hem sabra hem de hıza aynı anda ihtiyacı vardır. Bir stratejide en büyük hata, zamansız davranmak ve fırsatın elinizden kaçıp gitmesine izin vermektir. Bu hatadan kaçınmak için savaşçı her bir durumu eşsiz bir durummuş gibi ele alır, hiçbir formüle, reçeteye ya da başkalarının düşüncelerine bel bağlamaz.

Halife Muaviye, Hz. Ömer Bin El-Hattab”a büyük politika yeteneğinin sırrını sordu. Aldığı cevap şuydu: ”Hayatımda hiçbir meseleye bu işin içinden nasıl çıkabileceğim üzerine hazırlık yapmadan girişmedim; öte yandan, giriştiğim hiçbir işin içinden hemen çıkmayı istemedim.”

Kıssadan Hisseler..!!

Mantıklılıgın sınırları deneyimlerimiz tarafından çizilmistir..Bu sınırlar icinde kaldıkca degisim yapmanız mümkün olmaz..Aykırı düsünün..Fikirlerinizi kıskırtın..Kıskırtıp orjinal seyler yaratın..Orjinal fikirler siz onları kıskırtmadıkca ortaya cıkmaz..

(( Edward de Bano ))

  • Hayalin sınırı nerede baslayıp nerede biter,henüz bulamadım..Bir cocuk,bebegine kücük tepside mama getirdigi zaman,gercekten o an icin bebegin canlı olduguna inanır mı??Sallanan bir at gercekten at mıdır?Bir erkek cocuk “Eller Yukarı!” diye bagırıp sonrada ates ettiginde silahın gercek bir silah oldugunumu sanıyor?Ya da öyle mi hissediyor?Bana öyle geliyor ki,cocuklar oyuncaklarının gercek oldugunu düslüyor,ancak duygusuz bir büyük ise karısıp da onlara fantazilerini anımsatınca apar topar yere ayak basıyorlar.Hicbir sevecen anne baba cocugun hayal dünyasını bozmamalıdır..

(( A.S. Neil ))