Can Dündar’dan

“Her şey ben ilkokula yazıldıktan sonra başladı. Bir akşam evde ders çalışırken annemin bana tuhaf baktığını fark ettim. Yazdıklarımı dikkatle inceledikten sonra mırıldandı. Az sonra elinde düz beyaz bir kağıtla çıkageldi.

“Bir ağaç çiz” dedi, bana.

Çizdim. Önce köklerini, sonra aşağıdan yukarıya doğru gövdesini ve daha sonra dallarını ve yapraklarını… ben çizerken annem “Allah Allah” diye söyleniyordu. Sonra kendisi bir tane çizdi. Önce kalın bir gövde, sonra dallar ve yapraklar, en son kökler… Ne fark eder ki?..

Sonra yazı yazdırdı. Yazdım. Hemen yanına kendisi yazdı. Baktım B’leri, D’leri, N’leri benimkilere benzemiyor. Onunkiler ters.

Sabah ayakkabılarımı bağlarken (ben hala bağlayamıyordum)

  • “Öğretmenin bu yazdıklarına bir şey demiyor mu? diye sordu. Zaman zaman bana kızdığını söyledim. Tahta da yazılanları deftere geçirirken zorlandığımı, gecikince de “Tembel” diye fırça yediğimi anlattım.

“Niye zorlanıyorsun?” diye sordu annem.

şiir

Bir Sanat

Kaybetmek sanatını güç değildir öğrenmek;
O kadar çok şey doldurulmuş gözükür ki niyetiyle
Kaybolmanın, onların kaybolması değildir felaket.

Her gün bir şey kaybet. Kabul et telaşını
Kaybolan kapı anahtarlarının, kötü harcanmış bir saat.
Kaybetmek sanatını güç değildir öğrenmek.

Sonra pratiğini yap daha çok şey kaybetmenin, daha hızlı kaybetmenin:
Yerleri ve isimleri ve nerede idi gitmek istediğin yer.
Bunların hiçbirisi getirmeyecektir felaket.

Annemin saatini kaybettim. Ve bak! En sonuncusu ya da
Sondan bir öncesi, üç sevdiğim gitti elimden.
Kaybetmek sanatını güç değildir öğrenmek.

İki şehir kaybettim, hoş olanlar. Ve dünya kadar,
Bazı diyarlar sahibi olduğum, iki ırmak, bir kıta.
Özlerim onları, fakat değildi felaket.

Eşzamanlılık

İki ayrı olayın birbirleriyle bağlantılı bir biçimde aynı anda gerçekleşmesine Eşzamanlılık adı verilir.

Örneğin;bir arkadaşımızı düşündüğümüz anda telefon etmesi, kitap okurken “bomba” kelimesini gördüğümüzde,etrafımızda ya da tv ‘de vb…) patlama sesi duymamız, Tesla bobini üzerinde düşünürken bir yandan da açık olan radyoda Tesla grubunun müziğini işitmek gibi…

Bu konu, üzerinde psikolojiden,fiziğe kadar birçok alanda bilimsel yorum yapılmasına karşın, yine bilimsel verilerimizin yetersizliğinden dolayı, tam açıklık kazanmamış,ışık hızı sınırından dolayı da daha ileri götürülememiştir.

Olayın fiziksel temellerini, Quantum fiziğindeki tanecikler arası ilişkiyi irdeleyerek Bütünsellik kavramı içinde bulabiliriz. Örneğin bir elektron ile anti-elektron olan Pozitron arasında simetrik bir ilişki vardır. Elektronun yükü eksi iken antisi artı yüklüdür Elektronun zaman akış yönü bizimkinin aynısı iken, antisi tam tersidir. Elektron, kendi ekseni etrafında sağa dönerken , antisi sola dönme hareketini yapar. İşin ilginç yönü, aralarındaki mesafeye bağlı olmaksızın birindeki etki, aynı anda diğerinde de açığa çıkmaktadır. Diyelim ki ; parçacığın birisi üç milyar ışık yılı uzaklığa götürüldüğünde, birindeki değişme aynı anda diğerini etkileyerek değişimine neden olacaktır. Halbuki rölativite teoremine göre bu imkânsızdır. Çünkü aralarındaki iletişim en hızlı bir biçimde ışık hızıyla olsa dahi, birindeki değişimin diğerinde üç milyar yıl sonra açığa çıkması beklenecektir.(Işık hızı sınırından dolayı…) Ama bu gerçekleştiğine göre, çelişkinin ortadan kalkması ancak aralarındaki haberleşmenin (fotonsal etkileşimin) daha üst boyutlarda ,ışık hızından yüksek hızlara sahip parçacıklar tarafından oluşturulması ile sağlanacaktır. Fakat bu kavram somut bir anlamdan çok, soyut anlam taşımakta ve olayı biraz daha karmaşık hale getirmektedir.

AV II

sonsuz çemberler çiziyorduk. İç içe… Her defasında daha çok daralan, daraldıkça detaylanan… Koşuyordum. Kaçmam gerektiğini düşünüyordu. Oysa sadece koşuyordum. Erki hissetmek istiyordu. Saygı duyuyordum. Zaten çok sıkılmıştım. Bir av gibi ölmemin ikimizi de çok mutlu edeceğini düşündüm.”
AV II

Çünkü takip ediyordum. Onu takip ederek geldiğim yer bir tesadüften çok; onun, olmamı istediği yer. Bunu biliyorum ve nasıl kendini avından ayırır bir avcı asıl sorun bu. İç içe geçen iki çemberin kusursuz ahengi içinde sanırım kayboluyorum, sanırım yeniliyorum ve sanırım derimi yüzüp sıcak karnıma elini sokup kemiklerimle gece ateşin başında eski bir ritüelle hades’i ziyaret eden o olacak ve kesinlikle kurtarmak için gideceği ruh benim ruhum olmayacak. Bunu biliyorum.

Pastafaryanizm (Uçan Spagetti Canavarı – FSM)

Uçan Spagetti Canavarı bu dinin tanrısıdır. Bu dinin inananları kendilerine Pastafaryan demektedirler.

Dinin kurulma amacı, ABD’nin Kansas eyaletinin eğitim kurulu tarafından eyalet okullarında evrim kuramına alternatif olarak Akıllı Tasarım konusunun müfredata alınması kararını protesto etmekti. Henderson, eğitim kuruluna gönderdiği bir açık mektupla Uçan Spagetti Canavarı adlı bir yaratıcıya olan inancından söz etti ve okullarda “Pastafaryan” yaratılış kuramının da okutulmasını istedi; bu suretle Akıllı Tasarım’ın öğretilmesine karşı reductio ad absurdum, yani “saçmalığa indirgeyen” bir sav öne sürmüş oldu.

1-Evren, beraberinde bir dağ, ağaçlar ve bir cüce ile birlikte, görünmeyen ve saptanamayan bir Uçan Spagetti Canavarı (USC) tarafından yaratılmıştır.