Hayali bir öykü..

Victo J. Stenger’den hayali bir öykü…….Galileo, Newton ve Wilhelm Leibniz’e günümüzden Richard Bentley’i ekliyerek yaratılan bir bilgi alışverişi öyküsü…

Oyun; Bentley’in Galileo’nun deneysel sonuçlarını ve onların Newton ve Galileo açısından ifade ettiği anlamları internet üzerinden tartışılmayla başlıyor.

Newton,doğa yasaları ile verileri açıklamak için elinden geleni yapıyor ve tipik modern kuramsal fizikçi gibi(yani popüler kitaplar yazmaya kalkışmayanlar gibi…)teolojiye fazla girmiyor.Gerçi; Newton, teoloji ve simya ile ilgilenmiş olsada, bunu hayatının sonlarına doğru yapmıştı.

Bentley, boşlukların Tanrı’sını aramakta, Newton’un teoremlerinin, ilahi iradeyi dayatmak için yaratıcıya açtığı yerlere bakmaktadır.Bentley; zeki olduğu halde bilimsel eğitimden yoksun olan ve daha kötüsü bilimsel metoddan anlamaya,modern enteklektüeli, bilime güvensizliği ve genel yanlış anlamayı temsil ediyor.Bu öyküde; Galileo, dinsel kuşkuculuğu zamanında yapabileceğinden daha açık bir şekilde ifade etmektedir, günümüzde bu şüpheciliği sergilemiş olsaydı, başı derde girmezdi.Sonunda Leibniz tartışmaya katılır.O, Bentley’den farklı olarak, bilim ve matematiği bilmekle birlikte fizik ve evrende Tanrı’nın elinin bulunduğuna inanan yeni bilim adamı-teist modelini temsil ediyor.Darwin de tartışmanın sonunda başını içeriye sokar.

SİZİN TANRINIZ SİZİ SEVMİYOR MU KUZUM?

SİZİN TANRINIZ SİZİ SEVMİYOR MU KUZUM?

Joan Osborne’un söylediği bir şarkıya denk geldim radyo dinleyerek uyumaya çalışırken.“One Of Us” üniversite yıllarımda çok dinlediğim bir şarkıydı; beni geçmişe götürdü.
İlk bölümünde der ki:
Tanrının bir adı olsaydı
acaba ne olurdu ve
bunu o’nun yüzüne söyleyebilir miydin
eğer yüzleşseydin
o’nunla ve tüm ihtişamıyla
ki ne sorardın
olsaydı tek bir soru şansın
İşte benim aklımdan geçen yüzlerce sorudan yalnızca biri:
İmajınla ilgili ciddi bir sorunun olduğunu düşünüyorum. İnsan, içine bunca korku salan bir şeyi nasıl sevebilir ki? Ve her fırsatta onları cezalandıracak bir şey tarafından sonsuz sevildiğine nasıl ikna olabilir?
P.S
“İmaj” denince aklına, şarkıcıların albüm öncesi yaptıkları kofti değişiklikten başka bir şey gelmeyenler için “imge” mi deseydim? İşe yarar mıydı? O zaman da ben “ironi”den uzak düşmez miydim?

Büyük Patlama

Einstein 1916 yılında Genel Görelilik kuramını yayınladığında uzamın madde tarafından büküldüğünü iddia ederek yerçekim kuvvetine tümüyle farklı bir yorum getirdi. Bu durumu göz önüne getirmek için şöyle bir benzetme yapabiliriz. Gerili bir çarşafın iki ucuna ağır iki adet bowling topu koyalım. Bu iki top çarşafı bükecekler ve ikisi arasında oluşan kıvrım boyunca birbirlerine doğru yaklaşacaklardır.

İşte benzer şekilde büyük gök cisimleri uzayı bükerek birbirlerine doğru yaklaşıyorlar. Böylece Newton’un kütle çekim yasası tümüyle geometrik olarak kuvvet kavramına gerek duyulmadan açıklanmış olmaktadır. Tek bir gök cismi yakın çevresindeki uzamı büker fakat kendinden uzakta duran uzam bükülmeden düz bir çarşafa benzer. Bu yaklaşımda madde ile uzam iki ayrı nesne olarak görülmekte, madde uzamdan bağımsız olarak uzamın içinde duran bir varlık olduğu kabul edilmektedir.

Etkenlik-edilgenlik

Etkenlik ile edilgenlik bir madalyanın iki yüzü gibi birbirlerini tamamlar. Ne biri tek başına vardır ne de diğeri tek başına var olabilir. Etken olan özne, edilgen olan nesnedir, demiştim (bakınız: Bütünsel evren başlıklı yazım). Fakat evrenin kendisi hem etken hem edilgendir.

Evrende ve bizim çevremizde sürekli birtakım canlı veya cansız varlıkların, yapıların bir araya toplanarak organize sistemleri oluşturduklarına tanık oluyoruz. Evrenin derinliklerinde galaksiler, nebülalar, yıldız toplulukları ve daha birçok gök cisminin varlığından haberdar olmaktayız. Bu yıldızlar ve yıldız toplulukları evrenin geniş boşluklarında dağılıp yok olacakları yerde varlıklarını sürdürüyorlar.

Yani, karmaşadan organize (düzenli) sistemler oluşuyor. Dünyamızdaki çeşitli canlı varlık türleri de aynı şekilde insanı şaşırtan bir düzen sergiliyorlar. Nesneler edilgen durumda iken onları bir araya getiren birtakım etken kuvvetler var. Daha doğrusu, edilgen durumda olan nesneler bir-araya geldiklerinde etken hale dönüşüyorlar. Bir-araya gelmeleri ile birlikte gizli olan enerji bir anda aktif hale geçip birliğin sürmesi için etken olmaya başlıyor.

Tuğla Teorisi

Bir camı açık bir odaya 100 kadar tuğlayı belli bir şekilde dizili bırakın. Daha sonra odaya 2 veya 3 aday gonderin ve kapıyı kapatın. Onları kendi hallerinde bırakın ve 6 saat sonra odaya giderek durumu analiz edin.

Eğer tuğlalari sayıyorlarsa Muhasebe bölümüne yerleştirin. Eğer tuğlaları tekrardan sayıyorlarsa Denetçiler bölümüne yerleştirin.

Eğer odanın her yanına tuğla saçmışlarsa Mühendisliğe yerleştirin

Eğer tuğlaları garip bir düzende sıralamışlarsa Planlama bölümüne yerleştirin

Eğer tuğlaları birbirlerine atıyorlarsa Operasyonlar bölümüne yerleştirin
Eğer uyuyorlarsa Güvenlik bölümüne yerleştirin

Eğer tuğlaları parçalara ayırmışlarsa Bilgi teknolojileri bölümüne yerleştirin

Eğer boş boş oturuyorlarsa İnsan kaynakları bölümüne yerleştirin