Homunculus

Hayatın anlamı manası sizce ne olabilir hayat her gün düşünmeden yaşanmadan da olsa geçiyor , gerçekten niye buradasın niye buradayım gerçeklikte bunlar cevaplamak imkansız gibi geliyor fakat nasıl cevaplarız ben kimim gerçekten yalnızca ;
35 litre su, 20 kg karbon , 4 lire amonyak , 1,5 kg kireç , 800 gr fosfor , 250 gr tuz , 100 gr ptasyum nitrat vesaire tüm bunlar insanı oluşturan elementler insan sadece bu mudur ? gerçekten sizce insan olmak nedir ?

YGS ve ÖSYM CİNAYETİ…

Samsunda Damla ORHAN adlı kız öğrenci, bu sabaha karşı kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi…
Yakınları; “Belki de takdiri ilahidir ama sınav stresine dayanamadı…” diyor…

Bugün yapılan sınav sonrasında, tüm yurtta YAS var…

Saatler 12.40’a doğru ben de kızımı sınav çıkışında karşılamak üzere kapıda beklerken içeriden her çıkan öğrenci gözyaşları içindeydi. Önce “bu da geçti” dercesine bir boşalma sanıyordum. Biraz kulak verince “Metinler çok uzundu” yakınmasını duydum. Sonra çok güvendiğim kızım çıktı, o da boynuma sarılırken beraber koyverdi kendini. Ağlıyor. Ne oldu babacığım, dedim. “Yetiştiremedim baba” dedi. Denemelerde 40 dakika zaman arttıran çocuğum yetiştirememişti…

Alelacele ağzından kendiliğinden dökülen durum raporuna göre:
“Matematik 4 boş, fizik kimya biyoloji tamam, sosyale zaman kalmadı yalnızca 5 soru yapabildim. Türkçeyi resmen içimden geldiği gibi işaretledim geçtim. Matematik önce 12 boştu, sonra 4’e indirdim. Metinler çok uzundu baba, matematik metinleri bile uzundu, bir çemberi çizerek göstermek varken sözle anlatmışlar…”

ÖSYM bu yıl çocukların zamanını çalan bir yola başvurmuştu. Anlaşılan buydu. Herkes aynı koşullarda olduğuna göre sıralama yine değişmezdi fazla. Ancak bu soruları hazırlayanların kendileri, acaba çocuklara dayatılan sürede bu soruları çözebilirler miydi?

Çocuklar anlamak için her sözcüğü, noktasına virgülüne kadar okumak zorunda olduklarını biliyordu. Böyle olunca da zamanı yetirmek olanağı yoktu. Peki bu gerçekten bilgi ölçen bir yarış mı yoksa yoksa nasıl ederiz de 1 MİLYON 800 BİN öğrencinin yarısından çoğunu daha ilk sınavda saf dışı bırakıp sokağa atarız sorusunun yanıtı mıdır?

İki satır sözcük ile ya da bir sembol ile sorulabilecek soruların, önüne, ardına, arasına, deliye pösteki saydırır gibi, damperli kamyon ile ince kum döker gibi, sözcük doldurmanın mantığı nedir? Hızlı okuma ve okuduğunu hızıyla doğru orantılı anlama da bir eleme yöntemi olabilir. Ancak bunu sınavda bir kaç tane soruya uygularsın. Sınavın bir kaç sorusuna uygulanacak bu taktiği, sınavın tamamının stratejisi haline getirmek ne demek oluyor? Haydi Türkçe dersinde bunu yaptın, matematikte bir çember çizmek varken çemberi sözle anlatmak neyin nesi?

Kızım akşam yemeğinde hala ağlıyordu. Kabullenemiyor hala durumu… Girdiği şoktan çıkması için ona bir tokat atmadığım kaldı. Bağırmak zorunda kaldım!
Bir yandan da hiç tanımadığı Samsunlu Damla için gözlerinden sel akıyor; “Yazık baba ya” diyordu.

YAZIK! GERÇEKTEN ÇOK YAZIK!…

Troll Nedir? (İnternet Trolleri)

Troll nedir?

Troll, İngilizce’de Trolling kelimesinden gelir ve anlamı Türkçede aşağı yukarı “Zarf atmak” “yem atmak”‘tır. Trolller, genellikle bulundukları ortamda (diyelim ki forum) genellikle tepki toplayacak, can sıkacak, kızdıracak, güzel ortamı bozacak ya da grubun tamamını hedef alan ve küçük düşürücü bir mesajı normal bir soruya cevap olarak yazarlar.

Yaptıkları şey bu tür mesajlar yazarak tepki toplamak ve dikkat çekmeye çalışmaktır. Genellikle bu tepki çabuk söner zira trollerin genel karakteristikleri tartışmanın ilerlemesine izin vermez. Zaten sonrasında tartışacak bilgileri genelde olmadığı farkedilecektir.

Niye yaparlar ?

Tahminlere göre trollerin büyük bir bölümü hayatlarını güçlü ve başarılı olarak gördükleri insanlarla özdeşleştirmeye çalışan yalnız ve zavallı insanlardır.

Stabil bir ortamı bozmak, onlara güçlü oldukları hissiyatını yaşatır. Tıpkı ünlü birisini takip eden sapığın kendini takip ettiği kişiyle özdeşleştirip güçlü ve başarılı olduğunu düşünmesi gibi. Kendilerinin zeki olduğunu düşünenler de vardır. Onlara göre kendileri dışında çoğu insan gerçeği görememekte bir tek kendileri görebilmektedir.

Troller için herhangi bir cevap bir “tanınma”dır. Yerme ve övme arasındaki farkı göremezler ve kendilerine verilen her cevap, içeriğinden bağımsız olarak egolarını şişirir. Genelde trollerle dalga geçilir ama bunun farkına varmazlar.

Trollerin çoğu, buna karşı çıkarlar ve hepsinin aslında komik olmak adına ya da oyun için yapıldığını söylerler. Bu tür bir hareketten mizah çıkarmak için kişinin hayatının epey zavallı olması gereklidir.

Unutmayınız ki troller genellikle korkaktırlar. Çoğunlukla tartışmayı alevlendirecek kadar mesaj yazar, sonrasında oturup gelen cevapları sayarlar. Tartışmaya devam edenleri ise daha vahimdir.

Troll’lerin karakteristikleri :

Hayalgüçleri zayıftır : Bariz noktaları hedef alırlar – dinle alakalı forumlarda küfür, ya da kadın forumlarında cinsiyetçi yorumlar gibi.

Konu dışı yazarlar : Off topic de denilen konuyla alakasız yazılar yazar, ya da daldan dala atlarlar. Sorularla sıkıştırıldıklarında o konudan uzaklaşmayı tercih ederler.

Tekrar yaparlar : Bir soruyu ya da yorumu tekrarlarlar. Cevaplansa bile. Aksi kanıtlansa bile. Hem de aylarca sürebilir bu tekrarları.

Anonimdirler : Çoğu kez kendi isimleriyle yazmazlar. Zira çekingenlik doğalarında vardır.

Asıl sorunu göremezler : Troller nadiren doğrudan bir soruyu cevaplarlar. Saçmaladıkları zaman (çoğu zaman) dayanaklarını göstermeleri istendiğinde asıl sorunu/soruyu pas geçerler, sorulan soruya cevap ver(e)mezler.

İnançlarının kölesidirler : Kişisel inançlarına ters gelen herhangi bir bilgiyi, sadece ters geldiği için reddeder, bu konuda herhangi bir kanıt, argüman vs’yi okumazlar, okumadıkları için bu kanıtlara dair ya cevap vermezler, ya da kanıtları reddeder, kanıtların güvenilir olmamasıyla ilgili alakasız argümanlar sunarlar.

Aptal ve/veya zavallıdırlar : Yalnız, zayıf sosyal becerileri olan ve çoğu insanın “makul sohbet” diye tanımlandırdığı konuşmayı nadiren becerebilen insanlardır.

Cahildirler : Bu kendi kendini açıklıyor aslında. Bilmedikleri konuda biliyormuş gibi atıp tutarlar. Bilmedikleri ispatlandığında bunu kabul etmek yerine konuyu başka bir yere çekmeye çalışırlar.

(suphecimelek*
ilaveler sonsuz)

İstediğimi Severim

Atatürk’ü severim diyorum dinciler karşı çıkıyor. Muhammed’i severim diyorum ateistler karşı çıkıyor. Erdal İnönü’yü severim diyorum yok o öyle demişti böyle yapmıştı. Sagan’ı, Hawking’i, Nalçacı’yı severim diyorum ama onlar böyle diyor falan.

İyi de arkadaşım ben kimi sevip sevmediğimi size mi soracağım? İstediğimi severim, istediğimi sevmem.

Öncelikle anlamanız gereken benim birini sevmem onun her yaptığına onay verdiğim anlamına gelmez.

Ayrıca nedir bu insanlarda kendi sevdiği veya sevmediği kişiyi başkalarına da dayatma arzusu? Nedir yani bunun psikolojik açıklaması?

Alexander Grothendieck

“” yaşayan en iyi matematikçi…””

yaşayan en iyi matematikçi ve şu an pek kimsenin bilmediği bir yerde çobanlık yapıyor

neden mi?

yaptığı bilimin savaşlara alet edileceğini biliyor , vicdanı tüccar insanların neler yapacağını biliyor …

bu duruşa saygı için bu konuyu açıyorum.