İnternet Nedir? Kim yönetiyor, 7 anahtar kimde?

Hepimiz ucundan kenarından hayatımızın belli bir miktarını internet kullanımına gerek eğlence gerek bilgi toplama gerekse başka nedenlerle ayırmış durumdayız, hatta onsuz olamaz durumdayız. Hayatımızın neredeyse çoğunu geçirdiğimiz internetin ne menem bir şey olduğunu ise acaba kaç kişi biliyordur?

Aşağıda linkini verdiğim yazıdaki genel özetleme bile internetin sihire benzeyen mucizesine birazcık ışık tutuyor. Bence internet öyle bir şey ki çağı değiştirdi ve bizi iletişim çağına, bireysel kendini özgürce ifade etme Çağına taşıdı. Yazıda da göreceğiniz gibi bazı diktatörlük eğilimli ülkeler bu muhteşem ağdan ayrılıp kendi özel sistemlerini kurmak istiyorlar, Böylece ağ üzerinde kontrol sahibi olup vatandaşların özgür iletişim hakkına ket vurabilecekler, onu da Televizyonlar gibi reklam araçları haline getirebilecekler.
Bu konuyu en azından yüzeysel seviyede bilip gerektiğinde duruşumuzu sergileyebilmeliyiz diye düşünüyorum. 

İnternet 30 yaşında: Nasıl başladı, kuralları var mı, kim yönetiyor, 7 anahtar kimde? Tıklayınız

 

Hastalar neden iyileşemiyor?

Tıpta en büyük iki eksiklikten biri; hastanın kendini anlatmasına izin vermeyen kısıtlı zaman(!) ve doktorla ilişki kuramamak. İkincisi Konsültasyon eksikliği!
Uzmanlaşma iyi de bütünsel teşhis nereye gitti?
Neden hastalar iyileşemiyor?
Dünya kadar tıbbi işlem, alet gelişmişken sorun nerede?
Hastanın gözlerine bakmaktan imtina eden doktorların durumları üzücü.
Tabi bu söylemim sadece tek taraflı oluyor yani hasta açısından,doktor açısından söyleyeceği olanı da hevesle dinlerim.

Not: Bu fikrim iyileşemeyen hastaların tercümanı olmak adına hissettiklerimin bir ürünüdür, doktorlara karşı bir eleştiri değil.
Sistemin bu işe dünya kadar para yatırıp neden hastaların iyileşmesine olanak vermediğini soruyorum. Doktorların maruz bırakıldıkları zorluklar başka bir büyük konu, bunu çok iyi anlıyor ve gözlemliyorum.

Not2.:”konsültasyon” ne demek?
Bir hastalığa birkaç hekimin tanı koyması işi, konsulto.
Tıpta, çeşitli dallarda uzman olan hekimlerin, tam aydınlatılmamış bir vaka yahut teşhisi zor bir hastalık karşısında yaptıkları fikir alışverişi. İstişare. Tıptaki bilgilerin son derece artması, bir hekimin her konuda azami bilgiye sahip olmasını imkansız kılmıştır.

Not3: Hasta olmak bir dert, hasta yakını olmak başka bir dert. Fakat halkımıza bakarsanız, sağlık sorunları çözüldü! Sanırım aile hekimlerinden kolayca ilaç alabilmek bizleri memnun etmeye yetti. Öylesine aciz duruma getirilmişiz ki bu bile sevinmeye yetiyor gibi.

Bir arkadaşımın (Suzan Çal) bu konudaki yorumunu da paylaşayım: “Bu son dönem kapitalizmin en plânlı uygulamalarından biridir, ilaç şirketlerinin eli gibi çalışmaktadır tıp alanı. Batıda sık sık holistik yaklaşımlı doktorlar ya ölü bulunuyor ya bir kazada gitmiş oluyor. Thireve Movement sık sık bunu haber yapar. Böl parçala öldür ama yönet işi, uzmanlaşma adında tıp alanında da uzundur hüküm sürüyor, epistemik cemaat istediği yöntemi legalize edip istemediğini dışlıyor, doğal olarak bilim-dışı görünüyor. Batıda her alanda bu konuda ciddi bir direnç hattâ savaş var. İnsan bedenine organ uzmanları gibi yaklaşılırsa organizma çöpe gider, içindeki birey zaten yok kabul ediliyor, o da zaten bedenden ibaret.Onunla zaten psikiyatristler ilgilenirler ilacı dayayıverirler nasılsa  Zaman medikal zamanın sonları, ışık ve manyetik asıl çözüm olarak yerini alacak o kesin, ama o zaman kadar çok ciddi kıyım devam edecek maalesef. Şimdilik bu sistemin içinde doktorlar da hastalar da hapis diyebiliriz, çoğu yani.”

Mutlaka gerçek ilişki kurulan durumlar da var(Tıp tarihinde şifanın ilişkide yattığını savunan ünlü doktorlar var) fakat şu an bunun geneli yansıtmadığını düşünüyorum. Biraz amiyane kaçacak ama şöyle bir benzetme yapacak olursam; özel hastaneleri ya da daha da özel klinik ve muayenehaneleri bir çeşit satış yeri olarak varsayalım (madem değişen dünyada her şey alım-satıma, teknik üstünlüğe dayanıyor) bu durumda doktorları da bu ürünü yani sağlığı pazarlayan kişiler olarak görelim. (eminim bu benzetme bir çoğunuzun içini sızlattı çünkü doktorlar bizim için yarı tanrı konumunda olmuştur, şaman zamanından beri belki de). Hastane neden iyileştiremediği hastadan para alır? Sadece koridorlarına ayak basıyor olman onun bi sürü parayı alması için bir hak gibi olmuştur şu an. Tabi denebilir ki, o sana sağlık değil zaman satıyor; pahalı cihazlarının, cafcaflı binalarının ve ünvanlı doktorlarının pahalı zamanını satıyor. Hımmmm o kendi zamanını satarken iyileşemeden o kapıdan çıkıp giden hastanın (ve yakınlarının) zamanına ne oluyor peki?

Şu an Don Juan’ın bir sözü geldi aklıma, Castaneda bir büyücü/şifacı olmak için ondan yardım almak ders görmek istemektedir ama bir akademisyen olarak bunun adının konmasını da ister (kaba, cahil bi yerliden yardım almak,onun çırağı olmak içine sinmez) ve der ki:”bunun bir ismini koyalım, beni yetiştirmek için kaç lira alırsın?” Don Juan Matus ona şaşırarak bakar sonra basar malum kahkahasını ve der ki; “senin zamanına karşılık benim zamanım!” Ben buradaki adalet ve inceliği ve verilen dersi yeni anlıyorum.

Notların sonu: Mesele çok yönlü biliyorum, fakat büyük diye daha ne kadar görmezden gelinecek? Ne zaman bu işin bir ucundan tutulup daha verimli, insani bir sistem için adım atılacak. Yola çıkmadığınızda hedefe varmayı nasıl umut edebilirsiniz?

8D yöntemi, Problem Çözme

Belki uzun bulup okumayacaksınız ama bazen ummadığınız anlayışı tamamen alakasız bir yerde bulabilirsiniz (hatta bazen’den daha sıkça)

Okumak için tıklayınız
Bu yazıdaki 8D yöntemi, Ford arabalar için geliştirilmiş ve uygulanmakta olabilir peki ama insandan kıymetli mi bu arabalar? Neden tıp literatürümüzde böylesine bir disiplin yok, ya da varsa da bizler uygulamada bunu fark edemiyoruz ve bu sebeple hep yan yollar ortaya çıkıyor, alternatif şifa sistemlerinden bahsediyorum.

*

Görüntülerin analizi DNA ve kromatin olarak bilinen destekleyici proteini içeren materyalin, toplam kromozom içeriğinin % 53 – % 70’ini oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Geriye kalan % 30 – % 47, kromozomun dış yüzeyinden oluşmaktadır.

Bu kılıfın kesin işlevinin bilinmemesiyle birlikte, Dr. Booth ve arkadaşları, hücre bölünmesi sırasında kromozomları birbirinden izole edebileceğini öne sürmektedir. Onlar, bu sözde kromozom yüzeyinin, hücrelerin bölünmesi sırasında meydana gelen hataları (bazı kanser türlerinin ve doğum kusurlarıyla ilişkili hastalıkların bir işaretidir) önlemeye yardımcı olabileceğini söylemektedir.

Ayrıca Edinburgh Üniversitesi – Biyolojik Bilimler Bölümü’nden Prof. Bill Earnshaw (ortak başyazar) sözlerine şunları eklemektedir: “Biz şimdi, genetik materyalin bu kalın materyal tabakası ile kaplanmasından dolayı, kromozomların nasıl oluştuğunu ve hücre bölünmesi sırasında nasıl ayrıldığını yeniden düşünmek zorundayız.”

Kaynak Tıklayınız

Hugo Ödülleri 2017

Fantastik ve bilimkurgu türündeki sinema filmlerine verilen ödülüyse geçen yılın en çok ses getiren yapımlarından biri olan ve Mesaj’dan (Contact) beri çekilmiş en başarılı “uzaylılarla temas” filmi olarak addedilen Arrival (Geliş) kucakladı.
Oscarlardan eli boş dönmüştük ama HUGO bizi sevindirdi. Arrival göründüğünden kat be kat derinlikli bir film, hele Ted Chiang’dan hikayesini de okuduysanız, Chiang’ın beynine biraz yaklaşabildiyseniz, katmerli bir gülün ihtişamını tattınız demektir.

Diğer belli başlı ödüller de şöyle dağılmış:

En İyi Roman : The Obelisk Gate – N. K. Jemisin

En İyi Kısa Roman : Every Heart a Doorway – Seanan McGuire

En İyi Kurgusal Olmayan Kitap : Words Are My Matter: Writings About Life and Books,  Ursula K. Le Guin

En İyi Dramatik Sunum (Uzun Eserler) : Arrival

En İyi Dramatik Sunum (Kısa Eserler) : The Expanse: “Leviathan Wakes”

Yazının tamamı için tıklayınız