Woody Allen ile başlayan hafta ve İŞTAR

Woody Allen, Crimes and Misdemeanors filmindeki komedi üstadı kahramanına şöyle tanımlatıyor: “trajedi+zaman=komedi”

Evrenin kendisi soğuk bir yerdir, insanlar ısıtmaya çalışsa da…
Filmdeki Filozof da şöyle bir intihar notu bırakmış:
“Pencereden çıktım!”

Eskiden yani çocukluk ve ilk gençlik yıllarında Woody filmlerini beğenmezdim ve bir süre sonra seyretmeden kenara bırakır oldum. Dün gece bu filmi izledikten sonra balkona çıktığımda “sana haksızlık etmişim Woody”dediğimi duydum, karanlık da duydu! Sonra durup düzelttim ama ben o zamanki Sibel değilim ki! Aradan çok ama çok sular aktı. Bugünün daha dağınık ve şekilsiz Sibel’i senin sunduğun kamera merceğini zevkli buldu. Teşekkürler

*

Amerikan tanrıları sezon finali yaptı, ne final ama! Okuması bile incelik,derinlik, metanet gerektiren bu kitabın görselleştirilebileceğini hiç düşünmezdim. Bence büyük iş çıkarmış senarist ve yönetmen. Ben hala aynı soruyu merak ediyorum; kitabını okumamış olanlar da bu diziden zevk aldı mı?bir şeyler anladı mı?
Birbirinin aynı sıkıcı ve tekrarlarla dolu bi dolu yapım arasında güneş gibi parlıyor, hele bir de simgelerle okuyabilenler için tam bir hazine. Bir kez daha teşekkürler Neil Gaiman
Bu arada aklıma amerikan gods ın sezon finalindeki iştar daveti (paskalya kutlamasi) ve davetliler arasindaki çeşit çeşit İSAlar aklıma geldi. Aman tanrim ne mizansendi yaw, müthiş. Benim inancim/kandırışım seni döver! O sahneleri seyrederken gülmekten ve acılaşmadan katilabilir insan.
İnsanin aklına ister istemez sistemin muhteşemliği ve bir o kadar da berbatlığı üşüşüyor. Hay bin galaksi köftesi (kinoalı)
Diziyle alakasını kurmaya çalışmadan şunu da ilave etmek isterim:
Şu minik videonun akla getirdikleri: Tıklayınız
Evet ben de biliyorum sen kimsin :) Tam dişiler gününe yakışır bir video olmuş. Tabi ki sen İŞTARsın, yani namı diğer İNANNA. Haksızlığa uğradığını düşündüğün için hırçınlaştın, kırk çeşit katakulliye girmek zorunda kaldın. Tatlı dilli, işveli baharı getiren tanrıça.
Niye mi dişiler günü bugün? Ben dedim oldu 🙂  Deniz kaplumbağalarından hareketle bu sıpsıcak gün dişilerin doğuşunu göstermez mi?
İştar hakkında bi şeyler daha öğreneyim ya da hatırlayayım derseniz tıklayınız lütfen

Genius ve diğer kurgular

Daha birinci bölümün yarısına gelmişken bile anlama kabiliyetimin yükseldiğini, salondaki ışığın arttığını fark ettiğim dizi:Genius… Yoksa bilmeden Einstein’ı grokladım mı!
Einstein’in hem akademik hem de kişisel yaşamının anlatıldığı harika bir belgesel/dizi. temel bilimleri hele fiziği seviyorsanız offf be dünya varmış dedirtebilir. 
*
Fargooooo
Tüm ümidini yitirmiş hayatın anlamını kaybetmiş genç polis memuru kadın “her şey bitti, iyiler kaybetti” diyor trafik memuru genç kadına. Trafikçi ise yaman diyor ki “şimdilik öyle olabilir ama biz hepimiz sonunda İsa’nın kazanacağını biliyoruz”
Gülsem mi ağlasam mı arasında bir kahkaha attım. İşin bir diğer hoş yanı polis olan kadın bu sözü ciddiye aldı ve kadeh kaldırdı.
İnanç her şey, bence trafikçi haklı çıkacak. (Tahmin edeceğiniz gibi Fargo’dan)
Polisiye dizi değil şiir!
Maalesef bitti 3.cü sezon da, sanırım devamı olmayacakmış.
*
Better call Saul daen iyilerden bir, daha önce de bir çok kez yazdım. Yeni sezonunu heyecanla beklediğim halde aklımdan çıkmıştı, meğer 3.cü sezon başlamış da final bile yapmış. Hemen başladım, harika gerçekten.
*
Dark Matter
Uzayda geçen kurguları seviyorsanız, idare eder bir dizi. İlk sezonu bitirdim ama şu an daha çok izlemek istediklerim olduğu için az ara veriyorum.

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabı bence her kesimden insana esinlendirici, hatırlatıcı etki yapabilecek bir kitap. Son zamanlarda okumaktan memnun kaldığım kitaplardan biri oldu. Sıkça güldürdü ki bu iyi bir şey:) Çok şey hatırlattı, sayamayacağım kadar çok şey! Bunlardan biri de seksenli yılların sonunda PC’de oynamaktan çok büyük keyif alığım Sim City oyunu oldu. Tabi ilk versiyonundan bahsediyorum. Bu oyun hayatımda çağ kapatıp çağ açılmasına sebep olan önemli bir misyon yüklendiği için aklımda kalmış ve Sapiens kitabı boyunca en sık aklıma gelen obje olmuş olabilir.
Kitap gerçekten güzel bilgilerle güzelce özetlenmiş olduğundan hoşuma gitti tek eksiği kuruluğuydu fakat bundan çok nadir iyi yazar kaçınabiliyor zaten. Özellikle deneme türünde yazılıyorsa.
Kitabın sonunda geldiği noktada şu soru yöneltiliyor:
“Ne istediğini bilmeyen, tatminsiz ve sorumsuz tanrılardan daha tehlikeli bir şey olabilir mi?”
İster istemez aklıma Zeus penteonu, Ünlü Hint Tanrıları (hani uçakları ve atomik silahları olan), Sümer tanrıları tanrı Anu ve dünyasal sülalesi geldi. Onlardan ne farkımız var bu son soruyla ilişkili olarak? Bence en büyük fark onlar ne istediklerini biliyorlardı, yeni insan Deus tipinin ne istediğini bilmiyor olma ihtimali gerçekten var. Üstelik bir o kadar da kayıtsızlık var sanki.
Devran dönüp döndürüp insanı yüzbin yıl önceye geri getirmiş olabilir ama şartlar bu kez değişikse farklı sonuçlar beklemek de olasıdır, kim bilir.
Aynı yazarın sonraki kitabı Homo DEUS hakkında da FACE’de epeyce alıntı paylaştım, hemfikir olduğumuz şey çok fakat bu kitapta o şeylerden varılan sonuçlar hakkında farklı düşüncelerimiz de var.

Devamını oku “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens” →

Paranın Kokusu

Aztekler, İspanyolların neden altına düşkün olduğunu anlayamıyordu! Yenilmezdi, içilmezdi, yeterince sert olmadığından alet yapılmazdı! Eh belki bir iki süs takısı olabilirdi! Aztekler bir şey satın aldıklarında ödemeyi kakao taneleri veya kumaş toplarıyla yapıyorlardı. Öyleyse bu yumuşak maden neden bu kadar önemliydi? İspanyol Fatihi Cortes bu soruyu şöyle cevapladı: “Çünkü ben ve arkadaşlarım ancak altınla giderilebilen bir kalp hastalığından muzdaribiz!”

Paranın icadı teknolojik bir dönüm noktası değil, zihinsel bir devrimdi. Bu devrim sadece insanların ortak hayal gücünde yaşayan yeni bir gerçekliğin yaratılmasında gizliydi. Üstelik para sadece metaller ve banknotlar demek değildir. 2006 yılı verileriyle; tüm paranın %90’ından fazlası sadece bilgisayarlarda mevcuttur!

İnsanlığın ekonomik tarihi narin bir danstır.

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

 

Sapiens ve Bir Kadını Öldürmek

“Hayali düzen dışında bir yol mümkün değil. Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe koştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz.” diyor sapiens yazarı yuval Harari, bunları 2012 yılında yazmış.
Bunu daha detaylı biçimde OYUN (onun hayali düzen dediği) mekanizmasını 2004 yılında Bir Kadını Öldürmek kitabında anlatmıştım. İşte aşağıda sadece ufak bir alıntı:

Her şeyi birbirine bağlayan ağın her bir ince lifi bir insanın ilgisidir. İnsan ilgi duyduğu şeye anında bağlanır. Bunu internet bağlantısına benzetebiliriz belki. İlgi duyduğu nesne ile kendi arasında karşılıklı bir akış başlar. Fakat bu öylesine ilginç bir bağlanış ki, ilgilendiğiniz objenin ilgilendiklerine de bilmeden bağlanmış olursunuz. Bilmediğiniz bir alanda bir çok şeyle farkında olmaksızın BİRlikte olursunuz.
İlgi bağı, olumlu ya da olumsuz alanda kurulabilir. Yani negatif ya da pozitif bağlanmanın işlev konusunda hiç farkı yok.
İlginin yöneldiği nesnelerin de birbirinden pek farkı yok. Bir kitap, bir fikir, rüzgar, bir kız, ya da pembe bir ev aniden kişinin ilgisini çeker.
İnsan ilgisinin bulunduğu yerde oturur. Aynı dönemler içinde birden çok şey aynı insanın ilgi sahasına girebilir; ancak eğer “an” hesabı yapacak olursak; herhangi bir anda insan (yani onun algısı ya da duygu sinyalizasyonu) yalnızca tek nesne üzerindedir.
Ve bu durumda biz basitçe o insan, o anda, o nesnedir diyebiliriz.
İçinde bulunduğumuz hava bize dokunmak için kıvranan sayısız olta ile dolu, bilmem bunun farkında mısınız?
Size bilinmeyenlerden değil yalnızca bilinenlerden bile bahsetsem bunun korkutucu düzeyini anlayacaksınız.
Şu anda neredesiniz? Kapalı bir mekanda ya da bahçede, bu önemli değil. O küçük odada; Dünyada şu anda yayın yapan tüm
Televizyon yayınları
Radyo yayınları
Telsiz yayınları
Ve
Milyarlarca cep telefonu arama ve mesaj yayınları
Mevcutlar. Siz alıcısını açmadığınızda onların var olmadığını sanmamalısınız. Hepsi alıcı cihazınızı açmanızı bekleyerek trilyonlarca iştahlı dil gibi başınızın çevresinde dolanıyorlar.

Bütün bu tespitler yalnızca dünya seviyesi oyun için geçerlidir. Diğer oyun evrenlerinin sistematiği üzerine pek fikrimiz yok. Pek tabii bazı varsayımlarda bulunabiliriz. Ve bu tür öngörülerimiz, düşüncelerimiz olarak geleceğe gidip fikri bildiğimiz manada inşa etmeye başlar.
Birbirini kapsayan birçok oyun evreni vardır.
Hepsinin kuralları farklıdır.
Bütün oyunlar aynı yerde, aynı zamanda birbirlerini her an güncelleyerek sonsuzca sürüp giderler. Bu bildiğimiz evrim tanımlamasının daha gelişmişidir. Çünkü evrilen eskiyi geride bırakamaz, bir halden diğerine geçilirek ilerlemek söz konusu değil. Diğerini içeren haller halinde ilerlenir/gerilenir. Yön önemsizdir. Zaman yoktur.
Berbat ve mükemmel; dahiyane!
-Bir Kadını Öldürmek