Her balığın ayrı yemi var

Uçmaya  meyilli olanlar çok yer

ki böylece kilo artar da bünye tartar.

Dünya öyle akıllıdır işte
Tam bi genç  irisi

İcat edeceklerinin sonu yok

Tek ki sen uçup gitmeyesin.

Aman ha, bi yerlerde yitmeyesin
Kız Dünya!
Bu kadar güzel olmak ayıp be yavrum

sa 27.09.12

Bu kadar güzel olmasaydın kıpırdamazdım

Tohum tohum uyur umursamazdım

İnadım tutar ayna tutmazdım
Her balığın ayrı yemi var
Her b-alık kendi yemini yapar.

sa 27.09.12

Baklava dilimi dalgalanmalar

Demek onaltıya dayandı kollar

Aman saat, dik açı sevmem

Açıktan al değmesin ikonlar

sa 27.09.12

Gözlerime bi ayar çektim

Bi ayar çektim gözlerime
Tam da alacakaranlıktı
Bilinmez ki böyle şeyler
Bakarsın denk gelirim sizlere

Adeta boşum, boş oldum
kaç kere dedi hem
ben deyim üç siz deyin altı
ağırlıksızım artık
Bakarsın denk gelirim sizlere

Dağınık bi düzenim var
Sakınık bir üzenim var
Gel zaman git zaman
Paşa gönlüm süzenim var

sa

27.09.2012

Dünya Anneciğim

Yeşil gözlerim olsun isterdim, bakınca yosunlu deniz dipleri gibi şefkate boğayım

Ve dahi bana akan her şey önce yeşile boyansın, değince gözbebeğime

Etlerim ayrılsın bölük bölük dökülsün,  çürüsün

ve fırlasın gece mavisinden daha mavi bir kristal içimden

kahkahaların yeşil yılanlar gibi taçlasın başımı

üzerinde altından ince ince kakmalar olsun,

dünyanın başına gelen en güzel şey olsun.

Altın yıldızlar uçuşsun sedef rengi krallığında

Öl de öleyim, bırak ki teslim olayım.

Müjdeler olsun ey krallık bir prenses doğdu, minicik ayaklı

Güzel bir kız, hadi gülün ona, sevginize bulayın.

Pembe sedeften kanatlarını koy başımın üzerine

Silkele üzerindeki altın tozlarını, bak bana içinde kızıl balıklar uçuşan

Buz grisi gözlerinle

Okşa beni, öp beni, sev beni yıkansın nefesinle ruhum

Hadi yeşil gözlerime gir, altın selleri gibi

Eşsiz varlığınla kamaşsın gözlerim

Göğsümün üstünden bir çiçek fırlasın gökyüzüne

Yeşil şimşekler çaksın billur krallığında

Öl de öleyim, bırak ki teslim olayım.

Müjdeler olsun ey krallık bir prenses doğdu, minicik ayaklı

Güzel bir kız, hadi gülün ona, sevginize bulayın.

Benim yurdum, kristal buz parçalarından yapılmış

Görkemli sarayların nergis kokan koridorları

Yüksek tavanlarında çınlayan elmas kahkahaları

Altın banyolarda yıkanır ağırlıksız ruhlarınız

Ah o teninizin yumuşaklığı! Nasıl özledim bilseniz ayrı düşeli

Bir kez daha öpeyim müsaade ediniz

Defne yaprağı tacınızdan Dünya anneciğim

Tez sofralar kurulsun şölenler açılsın gönlümün krallığında

Doğmadım ki nasıl ölüm dileyeyim?

Müjdeler olsun ey krallık bir prenses doğdu, minicik ayaklı

Güzel bir kız, hadi gülün ona, sevginize bulayın.

BKÖ-sa

28.10.2004

Yeni Gelin Demokrasi

Her zaman yeni gelin demokrasi.
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi
Mutlu olamazlar yapılar aksi
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi

Gönlü Beyoğlu’nda, gözleri dağda
Akıllara zarar, sözleri çağda
Sorarsan, ahlakla özleri bağda
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi

Evlilik akdi sık sık tazelenir
Yeni ümitlerle kalpler bezenir
Aslına uymaz da ele özenir.
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi

Demokrasi asil, tavize gelmez.
Hep köşkündedir size, bize gelmez.
Bunları bilirde işine gelmez.
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi

Oy; gelinin itibarı, namusu.
Bağrında hançerdir seçim kâbusu
Makam için kurar yarına pusu
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi

Düşmanı oldu hep tek adam düzeni.
Oysa ne yeğeni var nede kuzeni.
En çok sevdiği en çok üzeni
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi

Anlaşırlar gibi ilkelerinde.
Huzuru isterler ülkelerinde.
Bozar durur yine bir yerlerinde
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi

Başaramadı hiç mutlu geçimi.
Gerginlikten yana yaptı seçimi.
Bilinmez hali; dışımı, içimi
Hem toy, hem bıçkın damat bürokrasi

Damattadır kusurda, marifette.
Satılan oyun hesabı ahirette
Kul, yetim hakkı Orhan Devlet’te
Hep toy, hep bıçkın damat bürokrasi…

Orhan Afacan