Ölümün armağanı

Bir kez boy ölçüşmeye gör ölümle

bir başka şevk geliyor insana

Sanki bir sel gibi coşkuyla bentleri aşıyor

Bir kitabı bir gecede yazarmışçasına
 ve taşınırmışçasına,

dünyanın öbür ucuna

her şey öyle kolay

Öyle sevinçli, öyle kendiliğinden

Bu güç, bu sevinçli sanrılık şey nerden?

 sa 

28.11.09

Büyük Şehrin Sokakları

 Büyük Şehrin sokakları terli

Çıplanmış yüzden gözden

Aç bilaç aşka muhtaç

Işıkta göremezsin beni

Alaca olduğunda

Ak bir sis gibi uzanacağım önünde

Bir ses ver o zaman

Gürül gürül gönül akıntısı

Damarlarında kan yerine

Dolaşacağım o zaman

Karanlık basmadan kış olmadan

Büyük şehrin sokaklarında

Ter ter aksın seller

Baharın müjdesi olsun Samanyolu

Bir başına bir dağda

Bir mavi uzat bana doğudan

Tel tel yağsın doruğuna

Uzak diyarlardan hayaller değil

Burada hemen şimdi hazırız

Büyük şehrin sokaklarına saçılsın aşkımız.

sa

21.06.2010 -Bodrum

Ruh Tuzakları

 

Seni gördüm, öyle apaçık

sere serpe yatıyordun

Seninle konuştum

Dedim ki, senden korkmuyorum

Seni bildiğim başka bişeye benzetmek de istemiyorum

Oradasın öylece varsın

Belki başka dünyalısın

Belki de bu dünyanın benden önceki sakinlerinden

Benim pakauwahım var diye geçti içimden

Off niye savunmadayım ki, zaten dostum ben sana

Siyah bir kedi hiç sakınmadan yürüdü geçti üstünden

Hüzünlendim sonra

Seni bir daha göremeyebilirdim

Bu hüzünlendirir bizi biliyor musun?

Sevdiklerimizi bir daha görmek isteriz biz

Bir daha bir daha bir daha

Hiç tükenmez bu arzumuz, sonsuza kadar

Görmek isteriz. Çünkü insanız biz.

Ve sen bir tek kez konuştun

Ruh tuzakları dedin bana

Anlamını bilmiyorum ne demek istedin?

Sabaha kadar orada olabilirsin ve ben sana

Yeniden yeniden bakacağım,

Anlamaya çalışacağım, çünkü insanım ben.

 

Sa

 

22.11.09 – Beylerbeyi