Oyuna farklı bir başlangıç…

Bir sabah açtım gözlerimi uyandım kendime. Hemen farkettim farklı bir uyanıştı bu, sanki bir başka göz daha vardı göz bildiklerimden başka ve o açmıştı kendini bu güzel dünyaya, doğduğumdan beri ilk defa. “Merhaba” dedim içimden gülümseyerek, “herşeye merhaba”

Gözlerimi gezdirdim etrafta herşey aynı gibi duruyordu, ama aynı değildi sanki. Ellerime baktım uzun uzun, sonra fırladım yataktan koştum aynaya kendime baktım, gözlerimde ne engin bir güzellik varmış, ne çok şey anlatmaya çalışırmış anladım. “Merhaba dedim içimdeki muhteşem varlığa “seni çok seviyorum”

Sonra çıktım sokağa yüzümde kocaman bir gülümseme, atladım arabaya gitmeye başladım her gün geçtiğim yollardan. Herşey konuşuyordu bana. “Nihayet gördün ben’i” diyordu ne kadar muhteşemim değil mi? “Evet” dedim “evet, harikasın, bütünüyle harikasın”. İnsanların yüzlerine baktım hepsi bir’in bir parçası, göz kırpıyorlardı bana. “İşte perde açıldı, hoş geldin yeni dünyaya”.

Sevgi taştı içimden anladım herşeydim ben, herşey de ben. Sevgiyi hissettim her zerremde , sevmeyi ne kadar özlediğimi anladım birden önemli değildi sevilmek, sevmeyi özlemiştim ben, kimbilir kaç zaman önce bırakmıştım bu güzel duyguyu, kaç zaman önce kapatmıştım gözlerimi, saklanmıştım perdenin arkasına , çabalayıp duruyordum, yarattığım dramlarla ağlayıp, içime sinmeyen kahkahalarla yetiniyordum. Hep bir eksiklik vardı. Sevilmeye çalışıyordum önce sevmenin gerekliliğini unutarak. Zannediyordum ki sevilmek di hayatı mutlu kılan. Oysa bu uğurda her çabaydı beni gerçek ben’den uzaklaştıran. Sevebildiğimi de sanırdım üstelik oysa ne kadar uzakmış yaşadıklarım bu tanımdan. Sevmek karşındakinin içteki muhteşemliğini görmekti öncelikle, sonra dış ta oynamayı seçtiği yüzüne kabul vermekti, saygı duymaktı varlığına, olmasına izin vermekti, değiştirmeye çalışmadan. Bütünü görüp severek, her bir parçayı kucaklamaktı yaşadığım. Ne muhteşem bir zeka vardı bu oyunun arkasında, hayran kaldım gördüklerime, o an yaşadıklarıma.

Hissettim kendi gücümü, anladım birden bana anlatılmaya çalışanları. Uzun zamandır zaten olduğum şeyi olmaya çalışıyormuşum ben anladım. Derin derin uğraşlar veriyormuşum, çabalıyormuşum. Oysa zaten ben mişim. Zaten sevgiymişim, zaten ışıkmışım. Bunları gördüğümde sanki bir kalıbın aktive olması gibi başladı sistem çalışmaya,uyandı tüm bilgiler güzel bir ışık yayılmaya başladı etrafa.

O an anladım endişelenecek hiçbir şey yoktu bu oyunda. Herşey olması gerektiği gibi en uygun çözümle yaratılıyordu olması gerektiği anda. Oyunun şifresi çözülmüştü artık. Tüm cevaplara ulaşabiliyordum bir anda. O andan itibaren karşıma çıkan her sorun karşısında bunalmak yerine söylediğim tek şey vardı “ bu sorun çoktan halledildi ve çözüm gelecek bana en uygun anda”. Nerden di bu güven? Ben’den. Bendim yaratıcı, bu oyunu kurgularken ve oynarken her sorunun cevabını da yazıp kaldırmıştım bir rafa. Hepsi ama hepsi duruyordu orada. O kaynağı unutmuştum sadece. Hatırladığımda oyun şekil değiştirdi bir anda. Herşeye gülmek geliyordu içimden , “bakalım bunun cevabı neymiş gelince görelim” diyordum her sorunda. Anladım ki görmemiştim o ana kadar bütünün zekasını oynadığım oyunda, kendi küçük penceremden bakmaya çalışıp çözmeye çalışmıştım, çözümden uzaklaşa uzaklaşa.Oysa yarattığım cevaba güvenmemek, beklememekmiş bütün aldatmaca.

Birde herşey kendisi olmalıymış sadece kendisi için varsa güzelmiş bunu anladım bir anda. An’da yaşamak dedikleri buymuş aslında. O an da yapılan, yaşanan ne ise onu tatmakmış ve farklı sorumluluklar yüklememekmiş hiçbir konuya. Sevmekse birini sadece sevmek olmalıymış ilişkilerde amaç. Oysa ne çok beklenti yıkmışım ilişkilerime yıllarca. Sevmek sevilmek ve sevgiyi hissetmek kenarda köşede kalan bir ayrıntı olmuş hiç farkında olmadan. Sadece “sevgi için olmalı” dediğim an o cevap ta çıktı geldi kısa sürede karşıma. Artık beklentim yoktu ve olmayacaktı bu duygulardan başka.

Anladım ki anda yaşanırmış herşey ya da hiç yaşanmazmış farkında bile olmadan. Geçmiş öldürürmüş bizi gelecek ise boğarmış. Gerçek olmayan bu iki kavrama odaklandığında yaratıcı gücümüz ne yapacağını bilemez susarmış, çünkü bu olmayan zamanlarda yaratım da olamazmış. Bir karmaşa saramış benliğin dört bir yanını, an’a gitmeye özlem duyarmış tüm benlik, çünkü yaratıcılık sadece an da varmış. Oysa ne çok uğraşmıştım geçmiş ve gelecekle, ne çok uzak kalmıştım an’dan. Hiç olmayan kavramlarla uğraşıp kendim de olmamayı seçmiştim uzun zamanlar boyunca. An’da gördüm var olan herşeyi, an da tattım, an da yaşadım. Ben an’da isem varım anladım.

Şimdi ne mi yapıyorum? Her sabah gülümseyerek başlıyorum bu güzel oyuna. Oyunun yaratıcısı olduğumu bilerek güvenle sarılıyorum hayata. Tad alıyorum kendime çektiğim her olaydan, yaratımdan. Karşıma çıkan her sorunda görüyorum bana yola çıkmış gelen cevabı, bekliyorum yüzümde kocaman bir gülümseme.Cevaplar geldikçe kahkahalar atıyorum yaratıcılığımın büyüklüğüne.

Seviyorum her an içimde sevginin muhteşemliğini hissederek ve sevilmeyi çekiyorum içime her anını hakettiğimi bilerek. Bir çocuk gibiyim kendi muhteşemliğinden başka bir şey bilmeyen. Birazda şımarık bir çocuk, aksi söylendiğinde gülüp geçen. Oyunum önemli bir tek, her sabah oynamak için kalkarım. “Ben’im ben” bunu söyler, her an bunu yaşarım.
Piraye Erdoğan

www.ruhsalplatform.com

üstat rakamlar:)

ÜSTAT RAKAMLAR (Hepsi aynı rakamlar) veya KIŞISEL KODLAR (aynı karışık rakamları tekrar tekrar görmek) olsun, sayısal yüklemeleri deneyimlediğiniz zaman bir dakika durun, bu enerjinin sizden doğmasına izin verin. En derin arzunuza odaklanın ve onun tezahür ettiğini görün. Evren şimdi düşüncelerinizin resmini çekti. Herhangi önyargılı olduğunuz kavramları kendinizden boşaltın ve bırakın ışık niyetlerinizin yıpranmış kenarlarını diksin. Kişisel evreninizdeki her rakam bilinçaltınızı DNA konfigürasyonları nın yeni modeline tetikliyor.
00, 000 veya 0000
Büyük boşluk, ne olduğu bilinmeyen, henüz doğurulmamış olan. Yüksek boyutlu akışa girmek, zaman matrikslerinin değişimi. Yaratımdan önceki yaratımın portalı. Her zaman evren ile bir olduğunuzun hatırlatıcısı. Kendinizi, koşulsuz sevilirken ve sarmalanırken Yaradan tarafından kucaklandığınız merkezin içinde hissedin. Tamamlanması gerekenleri kendinizin – tamamladığı içsel çemberin etrafında yürüyün.
11, 111 veya 11:11
Anında tezahür mesafesinde yolculuk eden tüm var olana Giriş Kapısı. Insan – yapımı tezahürü bırakma ve Meshedilmiş Yaratıma girme. Kapılar kapalı kapıları açar ve siz tüm kapıların arasındasınız. Düşüncenin 13 saniye süreleri ile bilinçli yaratımı. Kişinin içsel kalp arzularının bolluk içinde yaratımında Ruhüstü (Tanrısal Benlik) ile bir olmak.

22, 222 veya 22:22
Hayal kırıklığı olmadan tezahürün/yaratımın en yüksek sırası. Tüm sözcükler, düşünceler, eylemler ve niyetler büyümeleri için yağmur ile veya yağmur olmadan tohumlanır. Kutupluluk çevresinden çıkma. Zaman sizinle veya siz olmadan ilerler. Varsayım (kusur) ile yaratmayın. Niyetiniz ile bir modeli taşıyın, bilin ki sözleriniz, eylemleriniz ve hareketleriniz ile ektikleriniz büyüyecek ve cennet mevsimleri ile uyum içinde çiçek açacak.
33, 333 veya 33:33
Bu rakam size bir seçim sunar. Kutsal üçlü DNA yapınızdaki tetrahedron (3 taraflı piramit) içinde aktive edilir. Bu rakam yüksek derecede tekamül etmiş spiritüel varlıklar/üstatlar/ melekler/ Mesih ile bağlantı kurma fırsatını sunar. Bedeniniz, zihniniz, canınız, Ruhunuzun tekamülü ile anlaşma içinde. Bu rakamın içinde, kararsızlığın keskin bıçak tarafında bulunmanıza izin verilmez. Ruhüstünün bilgeliği ile bağlantı ve sonuç ne olursa olsun seçimlerinizin tümünde kutsallığı görmek.
44, 444 veya 44:44
Sizin için yapılan ışık temeli. Yeni fırsatlar istenmeden gelir. Düşünce ile, tuğla tuğla geleceğinizi inşa edin. Negatiflikleri ile hayallerinize çok fazla rüzgar üfleyenlere izin vermeyin. Kanıtı görene kadar derinden inanın. Ilahi gerçek olarak bildiğinizde dengede durun, ışık platformu sağlamlaşır.
55, 555 ve 55:55
Evren, isteseniz de istemeseniz de sizin için değişiklikler yapıyor. Evren Ruhunuzun izni ile yönünüzü değiştiriyor. Kendinizin kıyılarınıza yerleşene kadar vizyonu taşıyın. Bu değişim bazı uzun zamandır unutulmuş duaların yanıtı olabilir. Gelecek zihin gözlerinizde görmeniz için saklanmıştır. Akıntıların sizi görmenin bu noktasında sizden hala saklı olan olasılıkların yeni geleceğine götürmesine izin verin.

66, 666 veya 66:66
2004 yılında, 6’nın titreşimi kutsal yayınım olarak hissedilecek olan ışık titreşimine değişecek. Uzun zamandan bu yana insanlık “ 6” ile ilgili olan her şeyi negatiflik, şeytan, kötü olarak düşünmeye şartlandı. 6 rakamı kendi sayısal açıklamasına saygı duyularak yaşamın orijinal tohum düşünce/mavikopyasına geri dönmenizi istiyor. 6 dünyadandır, ama dünyada ve dünyadakilerde güzel bir kutsallık vardır. Dünya ana 2004’te kendi orijinal formuna geri dönmeye başladı. 6 rakamının gerçek özü ile hizalanarak inşa halindeki dünya – yolunda yolculuk yaparken uyum ve yumuşaklık bulursunuz.
77, 777 veya 77:77
Bu, spiritüel savaşçının titreşimidir. Kendi içinde ve ruhunun içinde dar yolda yürüyenlerdir. Yedi ışık için, ışık tarafından ve ışık ile çalışır. Yediler yer, içer, düşünür ve ışıktan konuşur. Yedilerin ışığın sınırlarının dışında dolaşmalarına izin verilmez. Yedi sizi yuvaya getirir, burada mucizeler her anda olan olaylardır, herhangi bir formda ve tüm formlarda yıldızlarda uçabilir ve dans edebilirsiniz. Yedi harikalar, sihir ve mucizelerin doğal olaylar olarak görüldüğü bir yerdir. Yedi sizin doğal varoluş halinizdir.
88, 888 ve 88:88
YUKARDA NASILSA AŞAĞIDA VE IÇINIZDE ÖYLEDIR. Bu konfigürasyon size tüm geçirgen sınırlamaları aşmanıza eşlik eden sonsuzluk portalını verir. Normal sınırlarınız olarak bildiklerinizin ötesine gitmenin rakamıdır. Sizin aya uçmanızı ve geriye dönerken Samanyolunda durmanızı ister. Saf spiritüel atomik enerjidir, saf güç kaynağıdır. Başarı, refah ve evrensel kutsamaların tadı eklenmiş büyük iştir. Sonunda Kutsal Yaradan’ın size vaat ettiği ilahi mirasınızı hatırlamaktır. Sizi dünyasal sınırlamaların üzerine yükseltir ve zenginlik ve cömertlik yerine çıkartır.

99, 999 veya 99:99
Kozmik ve kişisel tamamlanma, SON! Kalbin, ruhun sevgisinin bir sonraki seviyesine giriş ve kendini iyileştirerek gezegenin tekamülüne hizmet etme. Dokuzun yüksekliğinden Işığın bir sonraki seviyesine serbest – düşüş. Aynı nefeste her şeye giriş ve çıkış. Bilinmeyen armağanlara kuantum sıçrayışı dokuz vasıtası ile gelir. Görmeye ve zamanın bu dakikasında olduğunuzdan daha fazlası olmaya hazır mısınız? Dokuz çoklu seçimlerin cennetsel hattında foto finiştir.
(Çeviri: Saffet Guler)

Yok olmuşluğun içinden…

Yok olmuşluğun içinden çıkıp gelebilsem,
Yüreğimdeki sevginin ışığıyla tekrar var olabilmek için.
Savaşmaktan yorgun düştü ruhum,
Kaybolmuş insanların peşinde koşmaktan.
Çamur deryasında çırpınan insanlar,
Bırakın ellerimi…
Yaşamı yaşamın farkında olarak yaşayan insanlar,
Anlayabilir ancak beni…
Boşuna uğraşmayın ele geçiremezsiniz,
Yok edemezsiniz içimdeki yaşama sevincini.
Boşlukta sallanan bir salıncaktayım sanki…
Anlamsızlığın içinde kaybolan dünyada.
Benliğimdeki beni ben yapan duygular,
Çığlıklar içinde kayboldular.
Yok artık acılar, kederler…
Yok artık aşklar, hayal kırıklıkları…
Gölgeler arasında bıraktım sevdaları…
Yüreğimdeki titreşimler suskun.
Paramparça ne varsa sevdalardan kalan…
Şarkılar, onlarda vermiyor ilham.
Güneşin sarı saçları kızıl renge büründü.
Gökyüzü küskün, ağlamıyor artık…
Yağmurlar terk ediyor yeryüzünü,
Kuşların melodisi sessizliğe kucak açtı.
Aşklar nefes alamıyor…
Çıplak bedenlerin şehvetinde,
Doymak bilmeyen canavar faaliyette…
Dünyam, sevgi dolu dünyam karanlıklarda yok oluyor…
Ahh, Anlamsızlığın içinden bir güneş gibi doğabilsem,
Yüreğimdeki sevginin ışığıyla tekrar tekrar var olabilmek için.
10.08.2007
Mesa/ Ankara


Gerçekleştirmek istediğimiz güzellikler yaşayacaklarımız olacaktır.
Ş. T

Farklı farkındalıklar ve ben

Çocukluk çağımda ufak ufak oluşmaya başlayan farkındalıklarım, doğduğum büyüdüğüm aileminde ötesindeki farkındalıklarım.
Annem, babam, kardeşlerim aynı candan aynı kandan ama farklı farkındalıklardan…..
Neydi beni farklı kılan, diğerlerinden ayıran, genler mi?, sosyal çevre mi, sosyal çevre diyemeyeceğim çünkü çevre aynı…
Küçük yaşlarda empoze edilen gerçek diye nitelendirilen öğrenilmiş çaresizliklere baş kaldıran ben..

Ailemle beraber belli bir yaşa geldim farklı farkındalıklarımla ve hazır olduğumda kendi kanatlarımla uçtum.
(Ailemi çok seviyorum ve beraber vakit geçirmekten herzaman zevk duyuyorum, dip not)

Kendi farkındalık düzeyime uygun insanları ailemin dışında
bularak gidermeye başladım, eksikliğini hissettiğim, farkındalıklar paylaşımlarımı.
Gerçekten buldum da yada bulduğumu sandım . Farkındalığım bir sınıf daha atladı ve yine farklı farkındalıklar.
Haydi sil baştan.

Farkındalık düzeyi bir nevi frekans da değil, benimle aynı frekanslara sahip insanlarında sabit farkındalıkları olabiliyor.
Sınıf atlamak daha açık söylemek gerekirse farkındalık boyutunda bir boyut daha atlamak.İnsanlara boyutların ötesinden üzülerek yada
gülümseyerek bakmak. Vardığım boyuttan seslenişler ama duyuramamazlıklar.Yaşadıklarımı, hissettiklerimi söylediğimde belki de
garipsenen ben.

İnsanları seviyorum, acı çektiklerinde üzülüyorum, acı çekişlerinde denizde boğulurken yılana sarılma misali gördüğüm çırpınışlar.
Hatta çırpınışlarının farkında bile olmayan insanlar, duyuyorum, görüyorum ama bir şey yapamıyorum.
Yardım eli uzattığımda kendi farkındalık düzeylerinden öteye geçemeyen ve o düzeyde beni algılayanlar.

Yıllar sonra belki anlaşılabilen ben.

Anlaşılmak gibi bir saplantım yok ama bildiklerimide paylaşmadan duramayan ben.

Hani büyüklerimiz hep derdi ya” ohooo senin gittiğin yoldan ben çoktaaan dönüyordum” kendimi hep çoktaaan dönülen yolda hisseden ben.
Farkındalık savaşını verirken hemen yenilgiye düşen insanlara yol göstermeye çalışan ben.
Her zaman söylediğim bir sözüm vardır”Ya evettir yada hayırdır ortasını yaşama,yorar,yüzleşeceklerinle yüzleş boyut atla ve rahatla, inan bunu yapmak arada kalmaktan çok daha kolaydır.”
Bir bilseler, bir bilseler ne kadar kolay olduğunu.

Konuşmaya çalışan bebeklere benzetiyorum bazen kendimi,
hani konuşmayı henüz bilmiyorlar ama konuşmak istiyorlar ve konuşamayıncada garip sesler çıkararak bağırmaya, hatta ağlamaya başlıyorlar.
Gerçi süreç bakımından tersi bir durum ama…

Hele at gözlüğü görüşlerine sahip olupta birde ben bilirimciler yok mu!!!!!
Sabrımı deneyimleyebildiğim zatlar :))))

Sevgiyle ve farkındalıklarla kalmanız dileği ile…

Sevgiyle ve farkındalıklarla kalmanız dileği ile…
bir amway bayisi

Kitaplar

Herkes en beğendiği, en etkilendiği veya okumamızı tavsiye ettiği kitapları bu başlık altına yazarsa çok sevinirim. Kitaplar hakkında kısa bir tanıtımda yapabilirsiniz.

Benim listem,
1- Gödel, Escher, Bach – Douglas Hofstadter (Kabalcı Kitabevi) Yapay zeka, yinelemeli sistemler, mantık, paradokslar, vs içeren neredeyse tamamen benim için yazılmış bir kitap.

2- Böyle Buyurdu Zerdüşt – Friedrich Nietzsche
Böyle Buyurdu Zerdüşt: Herkes ve Hiçkimse için Bir Kitap

3- Alice Harikalar Diyarında – Lewis Carroll 🙂 Hepiniz bilirsiniz.

4- Parfümün dansı – Tom Robbins
Kral Alobar’ın ölümsüzlük arayışı.

5- Karanlık bir dünyada, bilimin mum ışığı – Carl Sagan (Tübitak kitapları)

6- Dünyayı değiştiren 5 denklem – (Tübitak kitapları)

Daha ekleme yapacağım.