Yadsımanın Yadsınması

tohum-bitkiHer bilimin kendi söz dağarcığı vardır ve terimler çoğunlukla gündelik kullanımla örtüşmez. Bu durum güçlüklere ve yanlış anlamalara yol açabilmektedir. “Yadsıma” sözcüğü genellikle basit yıkımı ya da yok etmeyi anlatıyormuş gibi anlaşılır. Diyalektikte yadsımanın bütünüyle farklı bir içeriği olduğunu anlamak önemlidir. Yadsıma aynı anda hem yadsımak hem de muhafaza etmek anlamına gelir. Bir tohum ayak altında ezilerek yadsınabilir. Tohum “yadsınmıştır,” ama diyalektik anlamda değil! Ama aynı tohum eğer kendi haline bırakılırsa ve şartlar da elverişliyse filizlenir. Böylece o, bir tohum olarak kendisini yadsımıştır ve bir bitki olmaya doğru gelişmektedir, daha sonraki bir aşamada yeni tohumlar vererek ölecektir. Besbelli ki bu, başlangıç noktasına bir dönüşü temsil etmektedir. Ne var ki, profesyonel bahçıvanların da bildiği gibi, özdeş tohumlar yeni türlere yol açarak kuşaktan kuşağa çeşitlenirler.

Bahçıvanlar bazı ırkların seçici döllemeyle yapay olarak üretilebileceğini de bilirler. İşte tam da bu yapay seleksiyondur ki, Darwin’e, tüm doğada kendiliğinden gerçekleşen ve tüm bitki ve hayvanların gelişimini anlamada anahtar olan doğal seleksiyon süreci için yaşamsal bir ipucu vermiştir. Söz konusu olan yalnızca değişim değil, belirli bir aşamada inorganik maddeden doğan karmaşık yaşam moleküllerinin kendisi de dahil, genellikle basit biçimlerden karmaşık biçimlere doğru ilerleyen gerçek gelişmedir. Yadsımaya ilişkin olarak kuantum mekaniğinden alınan aşağıdaki örneği düşünün. Bir elektron bir fotonla birleştiğinde ne olur? Elektron bir “kuantum sıçraması” geçirir ve foton ortadan kaybolur. Sonuç bir tür mekanik birleşme ya da bileşik değildir. Elektron öncekiyle aynı elektrondur, ama yeni bir enerji düzeyindedir. Aynı şey elektron bir protonla birleştiği zaman da geçerlidir. Elektron kaybolur ve protonun enerji düzeyinde ve yükünde bir sıçrama olur. Proton öncekiyle aynı protondur, ama yeni bir enerji düzeyinde ve yüktedir. O şimdi elektriksel olarak nötrdür ve bir nötron olmuştur. Diyalektik olarak söylersek, aynı anda hem yadsınmış hem de korunmuştur. Ortadan kaybolmuştur, ama yok olmamıştır. Yeni bir parçacığa girmiş ve kendisini bir enerji ve yük değişimi olarak ifade etmiştir.
Devamını oku “Yadsımanın Yadsınması” →

Laniakea -Sonsuz Cennet

Yapısı itibariyle heyecanlı bir fantastik-Bilimkurgu olan Laniakea, içinden Lemurya bilgeliği olan Huna Bilgisini geçiriyor, yani urban shaman rüyası görüyor.

İçinde hiç savaş olmayan bir Bilimkurgu (interstellar gibi) nasıl olur acaba diye merak edenler için bir öneridir Laniakea.

Tıklayınız

Güzel Zeka Soruları

Bu yazıda yine bir kaç tane güzel zeka sorusu soracağım. Cevaplarını yorum olarak ekleyebilirsiniz. Her zamanki gibi cevapları söylemeyeceğim. Zamanla tartışıldıkça bulunacaktır doğru cevaplar.

Soru 1: Bir gölün içinde kayıktasınız. Ve suya bir evrak çantası atıyorsunuz. Göl seviyesinde ne gibi bir değişme olur?
bozuk-para
Soru 2: İki kişilik bir oyun oynuyorsunuz. Kare bir masa ve elinizde demir 1 liralıklar var. Sırayla bozuk paraları masanın üstünde bir yere koyuyorsunuz. Tek kural hiç bir paraya değmemesi. En son parayı koyabilen kazanıyor.

Nasıl bir taktik izlerdiniz, ilk parayı kimin koymasını isterdiniz?

Soru 3: Bir okuldaki 100 kapalı dolabın önünde birer öğrenci duracak şekilde yerleşirler.
1. düdük çaldığında 1 in katları olan tüm dolap kapakları açılır.
2. düdük çaldığında 2 nin katları olan dolaplar açıksa kapanır kapalıysa açılır,
3. düdük çaldığında 3 ün katları olan dolaplar yine aynı şekilde kapanır veya açılır,
. . .
Bu böylece 100. düdük çalana kadar devam eder. 100. düdük çaldığında sadece 100. dolap kapağı açıksa kapanır kapalıysa açılır.

Soru şu, bu işlemin sonucunda kaç dolap kapağı açık kalır?
Devamını oku “Güzel Zeka Soruları” →

Laniakea:Bilimsel bir öngörü-Akademi Politik

Özellikle belirtmek gerekir ki; bu roman kesinlikle sadece bir fantastik bilim kurgu değil, geçmişi ve geleceği birleştiren bilimsel bir öngörü.

Bir yazarın kitaplarına baktığınızda, hayatın içinde durduğu yeri de görebiliyorsanız, yazar yazının hakkını vermiş demektir. Sibel Atasoy da her romanında olduğu gibi bu gerçeği bir kez daha, hatta daha güçlü kanıtlıyor.

Aynı biçimde; insanların zihin ötesini kaleme almak gerçek bir ustalıktır. Yazar, farkındalık penceresinden bakıldığında, gerçek olanı, efsanevi bir masal tadında anlatıyor bu yapıtında.

Dünya’nın hızla değiştiği, kadim uygarlıkların önemli izlerinin birer birer su yüzüne çıktığı günümüzde, artık hiçbir şey eskiden olduğu gibi ‘öğretilmiş, kabul görmüş’ bilgi kirliliklerine pabuç bırakmayacak kadar uyanış halinde.

İnsanın içinde var olan ve en küçük zerresine kadar (DNA, atomlar, kılcal damarlar deyin isterseniz) doğadan şifrelenmiş kodları içeren “Yeniden yapılanma, yeniden doğuş, geniş ve kapsayıcı farkındalık” bir bir su yüzüne çıkmakta.

Yazının tümü için tıklayınız

Ekşi’den Laniakea

Me ke Aloha pau ole – (Sonsuza kadar dost kalalım-Hawaiice)

sibel atasoy’un yeni romanıdır. 5 mayıs’ta çıktı daha yepyeni tazecik bir roman ve ilk okuyanlardan biri olarak diyorum kiiiiiiiiiiiiii;
galaksiler aşkına “sınırları ölçülemeyen cennet”e yolculuk yaptırttı bana. paralel evrenlere geçiş kapıları araladı.
türkiye’de de fantastik bilim kurgu yazan bir yazarımız var ve hayal ettiğim her şeyin gerçek olabilirliğini su gibi anlatıyor. aloha aloha aloha. evet “sonsuza dek dost kalalım”.

https://eksisozluk.com/entry/60387124