Kara Delikleri “Gözlemek”
Kara delik sözünü ilk duyduğumda açıkçası çok korkutucu gelmişti. Aklıma ilk gelen, uzayda çevresindeki her şeyi yutarak gitgide büyüyen dev bir nesneydi. Bu kara delik o kadar büyüyecekti ki kaçınılmaz olarak bir gün Dünya’yı da yutacaktı. Şimdi biliyorum ki bu korkum çok yersiz. Her ne kadar evrende çevresindeki yıldızları yutan kara delikler mevcutsa da, bunların sayısı ve etki alanı çok sınırlı.
En basit tanımıyla kara delikler yüzeyinden ışığın bile kaçamadığı yerçekimi kuvvetine sahip nesneler. Genelde tüm özelliklerini anlatmak için Einstein’ın genel görelilik kuramına ihtiyacımız olsa da, basit özelliklerini anlamak için liseden bildiğimiz Newton kanunları yeterli. Kara deliklerde madde o kadar küçük bir alana hapsediliyor ki, yüzeyinden kaçmak için gereken hız, ışık hızını (saniyede 300,000 km) geçiyor. Sonuç olarak ışık dahi kara delikten kaçamıyor, bükülerek yüzeye geri dönüyor. Öyleyse bir kara delik oluşturmak için gereken, başlangıçtaki kütleyi sıkıştırarak hacmini yeterince küçültmek. Aşağıdaki Tablo bize astronomideki tipik kütlelerin kara delik haline gelmesi için sıkıştırılması gereken büyüklükleri veriyor.
| Cisim | Kütle | Yarıçap | Kara delik yarıçapı** |
| Dünya | 6 x 1024 kg * | 6,400 km | 9 mm |
| Güneş | 2 x 1030 kg | 700,000 km | 3 km |
| Nötron yıldızı | 3-4 x 1030 kg | 10 – 15 km | 4.5 – 6 km |
| Samanyolu merkezi | 3 milyon güneş kütlesi | – | 9 milyon km |
| M 87 Galaksi merkezi | 3 milyar güneş kütlesi | – | 9 milyar km |
* Bilimsel notasyon kullanılmıştır, 1024 = 1,000,000,000,000,000,000,000,000 (birden sonra 24 tane 0)
**Kara deliğe dönüştürmek için verilen kütlenin sıkıştırılması gereken yarıçap (Schwarzchild yarıçapı)
Burada bir önemli nokta kara deliklerin çekim alanı ile ilgili. Kara delikten yeterince uzakta (mesela bir kaç yüz Schwarzchild yarıçapı) maddenin tüm dinamiğini Newton yasaları kullanarak tarif etmek mümkün. Daha açık bir örnek vermek istersek, diyelim ki Güneş bir anda kara deliğe döndü. Dünya, diğer gezegenler, göktaşları, kuyruklu yıldızlar hiç istiflerini bozmadan yörüngelerinde dönmeye devam edecekler. Güneş de kara delik oldu diye gezegenleri yutacak değil. Kısacası kara delikten yeterince uzaktaki cisimler için önemli olan merkezdeki toplam kütle: toplam kütleyi oluşturan cismin bir kara delik ya da başka bir astronomik cisim olması fark etmez. Ama kara delik yakınlarına gelirsek iş değişir. Newton kanunları yetersiz kalmaya başlar, Einstein’ın genel görelilik kuramı ve bükülmüş uzay-zamanda hesaplar yapılmaya başlanır.
Devamını oku “Kara Delikleri “Gözlemek””
Alışılmadık Olaylarla Karşılaşma
“Alışılmadık olaylarla karşılaştığımızda hiç durmadan yinelediğimiz üç kötü alışkanlığımız vardır. İlki şudur: her ne oluyorsa ya da olduysa bunu görmezden gelir ya da hiç olmadı sayarız.
Bu, bağnazların yoludur.
İkinci olarak, olanı göründüğü gibi kabullenir, ne olup bittiğini biliyormuşuz hissine kapılırız. Bu da softanın yoludur.
Üçüncüsü de, olan biten bizi baskı altına alır. Çünkü ne görmezden gelebiliriz ne de kabullenebiliriz.
Bu da aptalların yoludur.
Bir de dördüncü yol vardır, en doğru olanı:
savaşçının yolu.
Bir savaşçı hiçbir şey olmamış gibi davranır, çünkü hiçbir şeye inanmaz, ama her şeyi de görece değeriyle kabullenir. Kabullenmeden kabul eder, görmezden gelmeden görmezden gelir. Hiçbir zaman biliyormuş gibi yapmaz, hiçbir zaman da hiçbir şey olmuyormuş gibi. Altına yapacak denli korksa bile denetimi elinden bırakmaz. Böyle davranarak takıntılarını, kaygıyı yok eder.” Carlos Castaneda
Gezgin shamana göre, her şey uyanık, her şey canlı ve her şey cevapçıdır. Bu durum olayları ve varlıkları anlamak için öylesine etkin bir yoldur ki onu inanmaktan ya da kayıtsızlıktan öte bir konuma getirir.
Kuantum Kuramının Temel İlkeleri, Felsefesi ve Dünya Görüşü
Kuantum Fiziği ya da mekaniği ne benim ne sizlerin ne de mesleğimizin bire bir ilgi alanında olmadığı için oldukça yeni ve çok boyutlu olduğuna inandığım Kuantum olgusunu ister istemez oldukça yüzeysel ve felsefi açıdan ele alıp bu yolda ortaya konulan savların bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum. Formüllerden ve matematiksel verilerden tamamen arındırılmış bir şekilde sunmaya çalışacağım. Kuantum kavramının, neticede bir sona ulaştırılmasının imkansızlığını da baştan kabul ederek, salt bu kavrama olan bazı belirsizlikleri, yada bu kavrama olan yabancılığımızı birazcık ta olsun giderebilmek, bu konu hakkında birazda olsa eskisinden daha yakın bir yakınlaşma yaratma ve bu kavrama karşı küçükte olsa bir pencere açabilerek, ufkumuzda ve düşüncelerimizi, bu kavramı pekiştirebilme amacında bir basamak yukarı çıkarabilmeye yarar sağlayacağı umuyorum.

Temelleri 19. yüzyılın ortalarına dayanan kuantum kavramı, öncelikle kendini fizik alanında göstermiş, gerçek gelişimini 20. yüzyılın ilk yarısında gerçekleştirmiştir.
Kuantum kelime anlamı ile parçacık demektir. Temel felsefesi ise soru sormaktır.
Karailer

Karaköy kelimesi Karai Köy’den türemiş. Karai kelimesi Karai Yahudilerini ifade ediyor.
“Bizans döneminde bu bölgede ve karşısındaki Karaköy`de Yahudiler yerleşmişti. Bizans Yahudileri, Karaim kolundan geliyorlardı. Bu kolun Türk kökenli olduğu genellikle kabul görür. “Karaköy” adının aslının “Karai Köy” olduğu söylenir ki, akla yakın bir tezdir.”
Karailer (İbranicede Karaim) veya daha doğru bir deyişle Karaizm, Hazar İmparatorluğu sınırlarında, Hazarlar Şamanizmden Judaizm’e döndükleri sırada ortaya çıkmış.
Bu topluluk, Nazi ve Vichy kitabında şöyle tasvir ediliyor :
“The “unjewishness” of the Karaites of the Crimea and (to a lesser extent) of Eastern Europe, can be explained not only by ethnic linkage, but by their “ability to take on the colouring of the wider society. (It) was evident when they described themselves as Jews if they lived among Jews, as Turks when in Turkey, as Russians when in Russia and as Poles when in Poland” (E. Trevisan-Semi, Nazi and Vichy, 82).”
Yani kendilerini Türklerin arasında iken Türk, Yahudiler’in arasında iken Yahudi, Ruslar’ın arasında iken Rus, Polonyalılar’ın arasında iken Polonyalı olarak tanımlıyor/tasvir ediyorlar.
Hayatta kalmaları hangi şapkayı gerektiriyorsa, o şapkayı takıyorlar.