Karakteriniz Kaderinizdir

RUSSEL GOUGH, “Karakteriniz kaderinizdir” adlı kitabında diyor ki:
“Doğru ve iyi olanı bilmekle doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı, doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır.”

Eğer karakter gelişmemişse eğitim işe yaramıyor. Unutmayalım; banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alanlar, yurdu çıkar uğruna satanlar, maç satanlar, şike yapanlar, teşvik verenler; birilerini düşük görüp aşağılamakla yükseleceklerini sananlar hep egitimli bireylerdir…

O yüzden Roosevelt demis ki:
“Bir insanı ahlakça eğitmeden yalnızca beyinsel olarak eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.”

Travma yönetimi

Kaplanı uyandırmak Peter A. Levine -Ann Frederick
Doğadan alinan derslerle “travmayi iyileştirmek”
“Hepimizin hayatı bizi hazırlıksız yakalayan zorluklar içerir.

Travma tedavisinin zorluklarından biri de, travmaya yol açan olayın içeriğine çok fazla odaklanılmasıdır. Oysa travmaya uğramış insanlar -tıpkı hayvanlar gibi- içgüdüsel iyileşme gücüne sahiptirler.
Zaten doğal iyileşme döngüsü olan “stres-gerilim-salıverme-rahatlama” dörtlüsünü gündelik dünyamızda kullanabilme imkanımız da aynen travma hadisesinde olduğu gibi sonuca değil içeriğe saplanıp kalmakla kesintiye uğruyor.
Urban Shaman şifa sistemini öyle ya da böyle deneyimleriyle keşfetmiş tıp insanları, bu durumu kavramış durumdalar. Pratik sonuçlar için her türlü yöntemi denemekte kendilerini özgür hissediyorlar.

Hatıralar, olayların birebir kayıtları değiller. “Bellek doğruluğuna güvenebileceğimiz sabit resimlerden değil, geçmişin yoğurarak şimdiye uygun hale getirilmiş tepkilerinden oluşuyor” der Rosenfield. Araştırmacılar duygusal algıların, hatırlama deneyimlerinin olmazsa olmazları oldukları sonucuna vardılar.

Benim yıllar yılı yaptığım rüya çözümleme vakalarında dikkatimi çeken şey de buydu! Neden bir çok rüyayı hatırlamıyorduk da bazılarını parçalı bulutlu, bazılarını çok net hatırlıyorduk? Cevap aynı rüyadaki duygu yoğunluğu onun hatırlanma olasılığı oranını da belirliyor, en azından önde gelen bir etken. Zaten günlük hayatın üzerinde mutabakata varılmış ortak bir rüya olduğunu bildiğimize göre hem gerçek dediğimiz hem de rüya dediğimiz yaşantılarda benzer prensiplerin olması kaçınılmaz.

Bir başka araştırmada (çocuk ve gençlerde uygulanmıştı) insanların davranışlarının yalnızca algılarına duygusal nüanslar eklendiğinde değiştirilebildiği bulundu.  Aksi takdirde öğrendiklerini unutuyorlardı! İlişkilendirilmiş bir duygu ya da his bir deneyimin hatırlama unsuru için temel bir ön koşuldu. Bu bulgu bile şeylerin beyinde değil KU’ da(beden hafızası) depolandığının açık bir kanıtıdır. (urban shaman öğrencileri bu konuyu hatırlayacaklardır)

2016-02-01 11.01.17

Dönüşüm değişim gerektirir. Değişmesi gereken şeylerden biri de “hatıralarımızla” ilişkimizdir.

2016-02-01 11.17.04

Hem kişisel hem de toplumsal düzlemde “yeniden sahneleme dürtümüze” bağımlı hale mi geldik? Bunu iyice bir düşünelim.

Bu travmaları çözmek, anne ve çocuk ilişkilerinden başlıyor, yazarın ve psikiyatr arkadaşının bu konuda geliştirip uyguladıkları bir terapi/şifalanma/oyun yöntemi var: Değişik ülkelerden anne ve bebeklerinden (özellikle köken olarak savaş ve sıkıntı içeren, travma yeniden sahneleme dürtüsüne bağlanmış) bir gurup oluşturuluyor. Bu anneler ikişer kişi karşılıklı geçerek bebeklerini battaniye içinde sallarken kendi kültürlerine ait şarkılar söylüyorlar, sonra çocukları yere bırakıyorlar ve özellikle tef gibi vurmalı çalgılar dağıtıyorlar çevreye, kendileri bunları çalarak dans ediyorlar. Önce şaşıran bebekler bir süre sonra büyük bir hoşnutlukla annelerini taklit ediyorlar. Adeta mutluluktan uçuyorlar çünkü ortama sevgi ve yakınlık, güven hissi hakim oluyor.
İnsan organizmasının travmatik savunmasızlık ağının içine düşmüşken bile huzuru ve canlılığı kaydetme kapasitesini kullanarak, toplumlarımızı hem kendimiz hem de çocuklarımız için güvenli kılmaya başlayabiliriz.

Sonsuz Us

2006 yılında başlayan sonsuz.us macerası yıllar içinde değişik şekillerde devam etti. Geçtiğimiz yıllarda hem üye hem de içerik bakımından epey zengindi. Daha sonra çıkan tartışmalar, ego saldırıları, kişisel alınmalar gibi sebepler yüzünden gerileme yaşayıp gittikçe  sessizleşen ve ıssızlaşan bir hal aldı. Bu süreçte hem bilgi hem de deneyim olarak kendi adıma çok şey kazandığımı ifade etmeliyim. Sonsuz.us ilke olarak bir çok insanın düşüncesini barındırdığı için hiçbir zaman onun sahibi gibi hissetmedim. Daha çok bu toplu düşünce biçimini bir arada tutmaya çalışan bir sorumlu olarak gördüm kendimi.

Sonsuz.us yeni platformunda ve yeni macerasında biraz daha kişiselleştirilmiş bir haliyle devam edecek. Elbette eski yazılardan alıntılar olacak. Farklı sesler yine olacak. Eskisi gibi tartışma platformu yerine biraz daha kendi halinde fakat daha samimi bir şekilde paylaşımlarda bulunacağız. Yılların sonunda edindiğim bir tecrübe de bir işe başlangıç niyetinin önemli olduğu fakat asıl sürecin yolda ilerlerken belirlendiği gerçeğini kavramış olmam. Bu yüzden nasıl başlarsa başlasın zaman asıl belirleyici etken oluyor. Karşılıklı etkileşimin süreceğine ve diyalektik bir şekilde ilerlemeye devam edeceğine eminim.

Son olarak daha sade, daha yeni, daha zarif sonsuz.us’a hoşgeldiniz.

Özgür Seçim

Eski bir Papirüs şöyle der: “Körlük içindeki insana yolunu göstermek için Tanrı rüyayı yarattı.” Rüyayı biliyoruz, üzerinde çalıştık, zekasını ve inceliğini gördük, hatta yeni evrelerine geçtik. Peki ama körlük nedir? Bir çok yoldan tarif edilebilecek zengin metaforik bir kelimedir körlük. Ben şu an onu insanın GÖZlemci yanının kapalılığı olarak betimlemek istiyorum. Gözlemci, içimizdeki büyük BEN, ona BEN’im diyebilir ya da yüksek benliğimiz de diyebiliriz. Hepimizde olan ve çağrılmayı, aktif olmayı bekleyen BEN. İçimizde, hakikati çıplak olarak görmeyi sağlayan tanrısal yanımız. Onu hiç bir dünyevi duygu ya da çıkarım etkilemez, hiç uyumaz, yorulmaz ve şüpheye düşmez. O değişmeyen ruhun içimizdeki en yakın adresidir. O değişmiyorsa nedir bu dünya hayatının çilesi denebilir rahatça. Ben demiştim. Cevabı içindeydi her zamanki gibi, değişen insandır. Yani küçük benimiz ve onun oluşturduğu bilinç ile gelişen gezegenimiz ve galaksimiz. İşte bu sebeple “Bir insan” deyip geçemeyiz, tüm yatırım onun tekil kanalı ile bütüne ve birliğe yapılıyor. GÖZlemci, adeta yavrusunu büyüten bir ana/baba gibidir insanın içinde. Asla korkutmaz, ısrar etmez, yargılamaz, tüm seçimlerimize saygı gösterir. Neden? Çünkü hakikatin tüm bağlantılarını en ince detayına kadar görebilmektedir, yanlış yoktur, sadece seçime duyulan muazzam sevgi vardır. Eski enerji, hayatta kalma içgüdüsü her insana doğduğu andan başlayarak ve yaşadığı sürece şu mesajı verir: “Ben zayıfım. Sürüden ayrılırsam kurda kuşa yem olurum. Önce GÜÇ kazanmalıyım. Bu dünyada bir yerim olması için başkalarıyla rekabet etmeliyim. Bu sebeple çevremdeki kişileri geçmeliyim, gerekiyorsa onları yere devirmeliyim. Her şey için, sevgi, arkadaşlık, saygı, makam için yarışmalıyım, Hayat acımasız, varlığımı sürdürmem buna bağlı.” Ne kadar tanıdık değil mi? Bu korku kültürüdür ve dünyada yaşamış ve hala yaşayan bilgeler bunu aşmadıkça yeni yolun önümüzde belirmeyeceğini açıkça ifade etmişler. Yeni Enerji korkuyu desteklemiyor bunu açıkça hissediyoruz. Saygıyı, sevinci, şefkati, yaratıcılığı ve hafifliği temsil ediyor ve biz insanları bu doğrultuda destekliyor. En eski kavimlerdeki “gezegenle bir olmak” ruhu şimdi bilinçlenmiş olarak geri dönüyor. Spiral bir kez daha döndü ve aynı noktadan fakat aynı olmayan biçimde yeniden geçiyor. Bu geçişe şahit olmak ve geçit törenine katılmak için burada oluşumuzu minnetle kucaklıyorum. Siz de Yeni Dünyayı oluşturmakta bilinçli katkıda bulunmak ister misiniz? lütfen tıklayıp inceleyin. Aloha.

Evin içinde yaşayan varsa (ruh) çatıdaki kar kolay erir. sa