2004 yılında çok canlı ve etkileyici bir vizyon görmüştüm, bi kaç kere çevremdeki arkadaşlarla paylaştım. Vizyonun bi bölümü daha önce hiç duymadığım bişeydi, o sebeple şaşırdım ve fakat pek takılmadım, şöyle ki güneşe gittim, uçarak evet 🙂 Komik değil mi? Ve ne gördüm? Güneş bir yansıtıcıdan ibaretti. Yani ateşi ve ısısı yoktu, başka bişeyi yansıtan dev bi ayna gibiydi. Aslında ben şimdi yanıp kül olacağım, buraya kadarmış diye düşündüğüm an bu ilginç durumla karşılaştım, ölmediğim konusunu irdelemeye fırsat kalmadı çünkü çok uzaklarda müthiş bir nebula gördüm , güzelliği beni çekiyordu, o yöne akarken vizyon bitti. Ben de buşaşırtıcı vizyonla ilgili bi şiirimsi yazdım ve unuttum. Tabi bi şeyi tamamen unutmuyor insan, sadece erişimini ince bi hatta tutup salıvermiş oluyorsunuz. Onu refere eden ilk şeyde adeta alarm çalmış gibi geri dönüyor. Bakalım ne olacak 🙂
Cehalet Onurlandırılıyor.
Swamijinin de ara ara söylediği gibi cehalet onurlandırılıyor. Gençlerin büyük kısmı bilgi edinmeyi demode buluyorlar, genel sosyal mutabakat zaten bunu her şekilde -tv, basın ve üst yönetimlerin vaazları ile- öneriyor. Oysa gençler sanki bunu eskiye başkaldırma duygusuyla yaptıklarını sanıyorlar. Tam bi karmaşa var. Bilgi olmazsa anda yaşamak, akışı alabilmek kolaylaşıyor, tabi bu durumun farkındalar ancak galiba fark edemedikleri bir husus var; akıştan edindikleri izlenimleri şu ana getiremiyorlar çünkü bilinmeyenden bilinene malzeme getirebilmek için lisan zenginliği gerekir. Bu sadece konuşma lisanı değil her konuda lisan. Bilgi, nakil aracı (tercüme) sahibi olmaktır. Paylaşamadığınız izlenimler ne kişisel ne de kitlesel bir faydaya ulaşmıyor, hatta paylaşamamanın ızdırabı insanı fiziken ve mental anlamda patlama tehlikesine sokar. Çoğu insan özellikle gençler bundan bunalmış durumdalar ve gördüğüm kadarıyla faturayı da kendileri gibi sadece izlenimci olmayanlara çıkarmaktalar. Müthiş bi kapasiteleri var ve fakat dünyanın geri kalanı bundan pek yararlanamıyor.
Belki bu yanlış anlamaya bizim jenerasyon sebep oldu, belki de bizler bilginin amaç yapılmasını kınayacağımıza bilgiyi kınadık. Eğer böyle yaptıysak tez elden bunu düzeltmeliyiz, kendimiz bunu açıklığa kavuşturduğumuz anda tüm dünyada bu durum düzelecektir, bunun nasıl çalıştığını biliyoruz hepimiz.
Bilgiyi amaç edinmek değil, bilinmeyenle bilinen arasında köprü kurmak için ARAÇ olarak edinelim. Buna bi itirazım yok-ŞİMDİLİK-.
Merak etmek doğal bir dürtü ancak mantığını ortaya koyarsan bilinmeyenin sen bildikçe azalan bi kütlesi olmadığını ve göstereceğin bu çaba ile bilinmeyeni bilmek ya da ona hakim olmak imkanının asla olmadığını hemen anlarsın O halde bi insanın kendinden özgürleşmekten başka amacı olamaz. Mantık bunu gerektiriyor fakat her birimizin içinde hangi aslan yatıyo onu bilemiyeceğim. Bilinenle bilinmeyen arasında tercümanlık yapmak için çeşitli dillere vakıf olmalısın, ancak yapacağın bu tercüme bilinmeyeni eritmek için değil, kendini ve başkalarını yani varlığı onurlandırmak, zenginleştirmektir ki bu bile araçtır, kendinden özgürleşmeye götüren bir araç.
Tabi bunlar sadece kendi sınırlı gözlemlerim, belki de yanılıyorumdur.
İyi bir hafta sonu diliyorum sevgili frekanslar..
Parıldama ya da Pırıltı
AŞK, her yerden görülebilen bir ışıktır, boşuna adres öğrenmeye çabalamayın.
Ve eğer aşk bekleyebileceklerini verseydi, o huşu dolu parıltıyı yaymazdı.
Resim oyunlarımda (ne kadar acemi olduğumu biliyorsunuz) beni en etkileyen glowing denen PARILDAMAyı yapabilmek beni mutlu etmiştir. Bolca Titanyum beyazına bi damlacık sarı ve bi damlacık da turuncu karıştırdığınızda elde ediliyor bu parlaklık, velakin aslının milyon kere düşüğü bi benzeme oluşabiliyor ancak. Oysa gözümüz bunun aslını görebilecek denli şahane bi teknoloji sunmuş bize, öyle ki o parlaklığı her gördüğünüz yerde göğsünüz derin bir şükran hissiyle doluyor, bu öylesine hayranlık uyandırıyor ki, oracıkta kendinizi ona bütünüyle sunma hissiyle dolup taşıyorsunuz 🙂
*
AŞKa varınca kanadı kim arar. Yunus
Bütünlüğe Doğru
Önce efendi BENinin arada sırada değişmekte olduğunu fark eder insan, bu farkındalık ise azınlık benlerini takip etmeye iter insanı. Bu yolculuk epey bi sürer Sonra bütünlüğünüzü fark etmeye başlarsınız ve efendi beninizi de pek takmaz olursunuz, gelsin gitsin değişsin pek fazla etkilemez sizi, belki bi iki dakika meşgul edebilir
Bütünlüğünüzün öğeleri artık merak saikiyle girer görüş alanınıza, onları birer birer tanımak çok zevkli bi uğraş haline gelir, zenginliği gördükçe şaşırırsınız, hayatın daha doğrusu varlığın gizemli yollarına uyanırsınız. Tam herhalde buraya kadar dediğinizde önünde bir başka katman daha açılır. Sağlıklı büyümek böyle bi şey bana kalırsa. Dingin bir gün dileği ile…
*
Bu gece hatırlayabildiğim bi rüya var, malum rüyaların hem kişisel hem de kolektif bağlantıları olur, bu rüyanın toplumsal bağını çözebileyim ve unutmayayım istiyorum:
Rüyada, Kendi nikahımın ve bir baska genç arkadaşın nikahının kıyılacağı gündeyiz. Arkadaşın müstakbel eşini görüyorum çok yakışıklı tatlı bi delikanlı ve büyük bi minibüsü var, herhalde terazi bu çocuk diyorum, kibar ufak tefek görünüşüne bakarak. Arkadaşın annesi durumdan çok memnun. Bir telefon geliyor tok ve güzel sesli bir adam, nasılsa benim nikahın haberini edinmiş yanlışlıkla çünkü kimseye bilgi verilmemiş. Bana mutluluk diliyor ve bu haberi mail ve sosyal medya yoluyla herkese ilettiğini söylüyor, içimden ne gereksiz gibi bir düşünce geçse de ona belirtmiyorum çünkü güzel ve yararlı bi iş yaptıgından çok emin ve mutlu. Bana herkese canlı yayından ulaşacak son bi felsefi şiir okumamı söylüyor. Şiirin adı: Barış Minibüsleri …
:)))
Hayrolsun
Holistik Sistem.1
Evrensel Holistik Sistem, YAŞAYAN (her an update edilen) bir evrensel düzen ortaya çıkarır.
Bilgi ve uzmanlık; gücün, statünün ya da gurup duyarlılığının üstünde algılandığında holistik bir sistemde yaşıyoruz diyebileceğiz.
Bilgi ve uzmanlık, belirgin bir anda belirgin bir sahada ortaya çıktığında onu tanırsınız. Bi tabelaya ihtiyaç duymaz. Onun adresini her zaman kullanmak ya da istediğinizde yeniden ulaşmak için bi yere kaydetmek gerekmez, emin olun ki uzmanlığa ihtiyacınız olduğunda o derhal önünüzde belirecektir, onu bi isim ya da görüntüyle belleğinize kazımayın yeter 🙂
Tabi bu belirmeyi görebilmeniz için öncelikle “gücün, statünün ya da gurup duyarlılığının” dışına çıkmalısınız.