Günden seçmeler

Japonya’da ulu bir (zen) ustası ile görüşmüştüm. Zen kitaplarını İngilizce’ye çevirmeye çalışan kimseler üzerine konuşuyorduk… Bana şunu söyledi; “Bu bir vakit kaybı. Eğer Zen’i gerçekten anlamışsan hangi kitabı (okusan) işe yarar, ister İncil, ister “Alis Harikalar Diyarında”, isterse bir sözlük olsun, zira yağmurun sesinin tercüme edilmeye ihtiyacı yoktur.” Alan Watts

**

Biraz unut ki oyuna girebilesin, biraz unutma ki oyundan feyz alabilesin.

**

Işık gözünü alıp onun tarafından yutulduğunda buna “aşk” denir. Gözünün yeniden görmeye başladığı ana ise “aşkın bitişi” denir.

Aşk bi “şey”in bütününe talip olmaktır ki bu kendinin bütününü o şeye tahsis etmekle başlar. sa

Aşk ve sevgi bir duygu değildir,bir makamdır… O hale neden girdiğini bilemezsin, bir şey vasıta olur… Hal değişiminin bir nedeni yoktur, sebepten bağımsız olarak gelir, sebepten bağımsız olarak gider.

Duygu ise sebebe dayanır, beşeri dünyanın sosyal mutabakatlarının sebep ve sonuçları ile oluşur. Duygunun kaynağı düşüncedir. Ayın etkilediği duygulardır, hal değişikleri özel olarak ayla bağlantılı değil

**

Döverek aydınlatmak isteyenlerden koru yarabbim bizi.  🙂

**

Reddettiğin düzenden bari onay bekleme.

**

Usta, bir topluluğa sessizce girer, sessizce çıkar. Ne girdiğini, ne çıktığını hiç kimse fark etmediyse işte o gerçek ustadır.

**

Özgür irade kanununa göre enerjini kimse çalamaz, sen “evet” demeden izinsiz alamaz… Dikkatini ona vererek “evet” diyorsun.

**

Konuşarak sadece saçmalayabiliriz, bunu göze aldığımıza göre demek ki çok şakacıyız ve/veya sessizce duramıyoruz.

**

Rüyalarımda arı gibi çalışıyorum ve epeyce bi uzun zamandır bunun farkındayım. Tıpkı Swamijinin aydınlanmış varlıkların nasıl hislerle kendilerini çalışmaya adadıkları ile ilgili söylemini andırıyor. Bu kadar adanmışlık tuhaf bi şekilde insanda şüphe uyandırıyor… Hangi insanda şüphe uyandırıyor? Güya rüyada olmayan ben insanında!
Doğrusu bilinçli oldugumu sandığım şu halim; ağlamakla kahkahadan kırılmak arasında bi yerde tam olarak esef verici 🙂

 

 

Muhabbetimiz bol olsun

Olay basitçe şöyle gelişiyor:
1. Bir şey yaşıyorsunuz,bu şey genelde ilişkilendiğiniz biri ya da bi objeyle ilgilidir, ilişkiye geçilmediğinde siz sadece durgun bir göl gibisiniz  2.Yaşadığınız olayla ilgili bir çıkarımda bulunuyorsunuz. Şunu bi daha böyle yapmayacağım, ya da yapacağım şeklinde. Ben buna kendinizle yaptıgınız bir kontrat diyorum. Dikkat ederseniz bu konratın dili gelecek zaman ya da geniş zaman kipidir. Böylece bütünlüğünüz sizden aldıgı bu direktifi her ne olursa olsun gerçekleştirmek için can siperane çalışacaktır.Siz kontratı yapıp geleceğe gönderdikten sonra bunu yaptıgınızı unutursunuz.
3. Şimdinizde bir başka olay daha yaşadınız ve yeniden bi sonuca vardınız, bi kontrat daha yapıldı, geleceğe gönderıldi ve unutuldu! Bunlardan her gün yüzlercesini yapıyorsunuz. Ve çoğu birbirleriyle çelişen kontratlar ve hepsi bi arada geleceğinizi parsellemiş ve onu bilinen kılmıştır artık! Tabi ki bi falcı baksa geleceğinizi yüksek oranda görür, ben bile baksam görürüm çünkü ağzına kadar kontrat dolu!
4. Bunun ismin kontrat yerine düğüm de diyebilirsiniz, milyonlarca düğümle oluşturulmuş gelecek halınız emrinize amade. Peki sorun nerede? Sorun şu ki bunları yaptıgınızı anında unuttuğunuzdan geleceğinizde normalde bulunan sınırsız potansiyellerin hiç biri bu belirlenmiş halının deseni arasına giremiyor. Siz ne deneseniz, kaç yaşam koçu, ya da guruya gitseniz, çabalayıp didinseniz hayatınızda kayda değer bi yenilik, her şeyden önemlisi SEVİNÇ olmuyor, neden?
5. Çünkü sevinç, bilinmeyenden gelir, beklenmeyen şeylerin oluşumu bizim gerçekten yaşadığımızın göstergesidir. Geleceğinizi boşaltınız. Böylece sınırsız potansiyeller denizi ile karşılaşacaksınız.
6. Geleceğiniz gidin, kontratlarınızı tek tek yakalayın ve kelimelerinizle onları bozdugunuzu haykırın.Sadece boşaltın. Plana filan ihtiyacınız yok sizin  Bunun adına ister özetleme, ister bütünleme deyin fark etmez. Kontratlarınızın alanına gitmek çok kolay. Sakince oturun ve yüksek sesle, filanca konudaki kontratlarımı göster diye bağırın. Boşlukta yeterince bekleyin, aynen bilgisayar ekranı gibi alt alta dökülecekler. BAK uygulamasına katılmış olanlar bunun nasıl kolayca olabildiğini deneyip gördüler.
7. Ortaya çıkan bu kontratların geçerliğini yitirmiş olanlarını derhal yine haykırarak fesh edin. Aslında keşke hepsini fesh edebilseniz. lsun zamanla:)
8. Bir kere değil, ilk zamanlar her gün bir kez bu uygulamayı yapınız. Souçlara takılmadan, beklentiye girmeden boşalınız. Karşılıksız sevgi diye diye yoruldunuz velakin ne çok karşılık beklediğinizi bilmiyorsunuz. 10 gündür yapıyorum ama bu hafta da sayısal tutmadı, ruh eşim hala sokağın ucunda görünmedi, bir gram dahi veremedim henüz gibi şeyler, hala allaha kavuşamadım, su üstünde yürüyemedim, ışığım yeteri kadar parlamadı vs vs demeyin. Bunların hepsi, ayrım olmaksızın hepsi bir başka kontrattır geleceğe yollanmış. Biz sadece boşaltmakla ilgiliyiz, doldurmayı dert etmeyin, evren boşluk sevmediği için o zaten dolmaya mecbur 

Bu notu kendi bütünlüğüme hatırlatmak için yazdım, birden içimden geldi, muhabbetimiz bol olsun 🙂

Bunun şöyle bi de devam prensibi var: anda ağzınızdan çıkıveren tespitleri, örneğin “acı sevmem” veya “bi daha asla yalınayak dolaşmayacağım” gibi geniş ve gelecek zaman kipleriyle söylenmiş tespitleri (kontratları/düğümleri) kulağınıza çarptıgı anda derhal sağ elinizle havada yakalayın (sinek yakalar gibi) ve aynı cümleyi geçmiş zaman kipine dönüştürerek tekrar edin: “acı sevmezdim” veya “yalınayak dolaşmazdım” gibi, zaten düzeltilmişini söylerken muhtemelen kahkaha atacaksınız. İşte o sözü o kahkaha şifalandıracak. Böylece düğümler halı haline gelemeden çözülecekler. En azından ben yıllardır böyle yapıyorum, beni tanıyanlar herhalde hatırlayıp gülmüşlerdir:)

A bu arada düğümsüz halı da mümkün  Beş sene kadar önce yeni eve geçerken eşyasız oturmakta altı ay kadar direndikten sonra annemi kıramayıp asgari bi eşya alımına giriştim ve bu arada bi türlü halı beğenemedim bir yılın sonunda beğendiğim, eh bu olsun bari dediğim bi halıya rastladım, gri renkte uzun merserize gibi ipeksi saçaklı bi halı ve onun yavrusunu satın aldım. Neyse günler geçti bi de baktım ki elini o uzantılara atıp hafifçe çekince elinde kalıyor! Herhalde bi yanlışlık var bu işte deyip mağazayı aradım, cevap şuydu, bu halılar düğümsüz yapılmıştır! hahahahahaha bi gün sabahtan akşama kadar otur başına tek tek çek iplikleri, ortada halı diye bişey kalmaz. çok komik, şu anda aklıma gelince paylaşayım dedim belki bunu metafor dünyasına çevirirsiniz.

Oradan Buradan

Diyelim ki siz bu tekamul konularina ilgilisiniz, din olsun sprituellik olsun ya da felsefi veya bilimsel anlamda yollar farksiz, ugrasip didiniyorsunuz velakin bi de bakiyorsunuz ki bazi insanlarin bu konulara hic ilgisi yok, aman nasil olur bu, demek ki onunla ayni cizgide degiliz, onun vakti gelmemis daha filan diye gizli bi kucumseme hissedenler olabilir yani hahahahahaha Acikcasi insanlarin gunluk hayatlarini nasil yasadiklari alalade gunluk konusmalari aktiviteleri onlarla nasil anlasabileceginiz konusunda daha isabetli ip uclari sunabilir. Ilgiler ihtiyaclarla ilgilidir, varacaginiz yerle baglantisizdir, yani kuantum ilginizi cekti diye kuantum fiziginden nobel odulu alacak degilsiniz hahahahahaha siz dediklerime aldirmayin canim, zaten benim sacmalamalari takip edenler de cogu kez benim gibidirler, okuyup gecerler, gulerler biraz, guleriz aglayacak yere :)))))

Xx

Herkese ayni tavsiyeyi veremezsiniz hatta ayni dilegi bile yapamazsiniz icinizden gelse bile, gidenlerden mi dönenlerden mi bilemezsiniz, en iyisi kendinize dair paylasimlar yapmak, kisa kisa ipuclari, zaten ayni yola gidenler hemen belli olur, gitmeyenler de  yollar hep ayni yere cikiyor nasilsa , ne fark eder canim, maksat kafa karişikligi olmasin, günaydin frekanslarrr ( ki bazilari su anda yataga girmeye hazirlaniyor, birileri ruya gorecek ki birileri de uyandigini sansin), iyi ki variz, iyi ki yokuz…

Gidip geliyoruz öyle 🙂 Gidilen bi yer de yok aslinda cunku mesafeler de zaman gibi kendi uydurmalarimiz sayesinde gercek olmustu  bazen dalga yonumuzde oluyoruz ki sonra parcacik oldugumuzda o yokluk anini animsiyoruz, eger parcacik oldugunuz bi an yoksa yani varliga gecmeden yokluktaki animizi hatirlayamazdik

Xx

Bu arada kendi memleketimdeyken vehametin boyutunu bilemedigim bi durum Qatarda kulagima girdi! Turkiyenin en mutena yerleri zengin araplarin oluyormus, Turkiyeden nereleri satin aldiklariyla ilgili ufak capli bi yaris da varmis. Ben Fethiye ingilizlerin oldu, gelecek secimde belediye baskani ingiliz olur derken, belki bir sonraki secimde basbakan da Arap olur, boylece yorgan gider kavga biter  Yalniz şoyle bi durum var, araplar kiyafetlerini kendi sinirlari disinda hemen degistiriyorlar, batili giysileri seviyorlar bu da cok normal cunku kulturel kiyafetleri tamamen yasadiklari cografyanin bi geregi, o cografyanin disinda gerekmiyor. Dogrusu az once Rezzanin dedigi hibi, kutupta ciplak kalirsam kurkü icin bi hayvanla mucadele etmek ve mumkunse onu alt etmek isterim, can pazari!

Ustune bi de şoyle bir adaletsizlik var; siz o arap ulkesinden yer almak isterseniz size colde bir alana yaptigi yabancilara satilabilir bir yerden alabiliyorsunuz, yani param var istedigim yerden alayim olmuyor, kendi aralarina almiyorlar, yasak 🙂 oysa onlar yurdumuzda istedikleri yerden mulk sahibi olabiliyor, neden yaw?

89 yilinda ilk kez Rusyaya gittigimde ve sonra çöllere gittigimden sonra aklima su geldi, biliyorum pek vesveseli bi dusunce ama aklageleni engelleyemiyorsun ve allahin bildihini kuldan mi saklayacagim, dedim ki kendi kendime:” yaw buradaki insanlar bu verimsiz topraklarda, bu korkunc hava sartlari durumunda iyi yasiyorlar da iki adim atip bizim her acidan namütenai cennet vatana inivermiyor, ya da cikivermiyorlar”! Sonra bu dusuncemden rahatsiz olup demek ki ben olsam öyle yapardim aklima geldigine gore deyip kendimden utanmistim.

Eger reenkarnasyon diye bisey varsa ki ben bu fikre pek yakin degilimdir, belki sirf bu sebepten bu kez Anadoluda dogmusumdur! Hahahahahaha

X

 

Hayatin Çelişkisi

Kendi inşa ettiğimiz hapishanelerde yaşıyoruz; adına ev, aile, akrabalar, töreler diyerek… Sonra bu duvarların arasında boğulup, çıldırıyor, ama yıkılmasın diye de uğruna hayatımızı siper ediyoruz.“ demiş—Buket Uzuner –

Ilk genclik yillatinda fark edip giderek beni şaşkinliga gark eden bi durumdur, o zamanlar bunun caresinin anarsizm oldugunu sanmistim sonra ikinci bi fark yasadim, anarsizm noktasinda durulmuyor, sadece hapisanenin seklini konumunu degistirebiliyorsun,  üçüncu asamada insanlarin neden hapishanelere ihtiyaci oldugunu yani duzen ihtiyacini arastirdim, ne de olsa sebebini bildigin, en azindan kismen bildigin sey sizi pek de boğmaz hahahahaha Kaos ve duzenin gerekliklerini kendimce kavradiktan sonra artik kimseye hicbiseye diyecek kalmadi, öyle ortada aval aval bakinirken bi brujo yaklasti yanima ve “denetimli delilik” diye fisildadi …. ooyyyy oy

 

 

 

öylesine esintiler

Rusyadaki tanimlanamayan orumcek golgesi videosu aklima bazi anilar getirdi;bi gece karamurselde hemen dibimdeki duvarda buna benzer bi golge gordum, insan daha once bilgilerinde olmayan, tanimlanmamis bi sey gordugunde ani bir heyecanlanma oluyor, kalbim kut kut atarak balkondan iyice yaklastim defalarca uzanip baktim ve mantikli bi cevap bulamadim. Golge asagi yukari yana dogru surunerek bi cok kez hareket etti, belki 5 dakika ya da daha uzun surdu. Sadece evde degil apartmanda da yalnizdim. Sonuc bulmamis bi görüngü olarak kaldi ve unutuldu, ta ki bu videoyu gorene kadar.

Buna benzemeyen ancak mantikli bi aciklama bulamadigim bir başka anı aklima geldi. Yillar once Bodrumda yine evde yalniz oldugum bi gun internette yeryuzu icin toplu sifa seansi yapmak uzere bi davet gelmisti, belirli bi gun ve saatte ayni anda yapilacak bi calismaydi. Ben de boştum ve hadi katilayim bari dedim. Geceydi, Kanepeye uzandim ve kendimce sifa calismasina katildim, herhalde 20 dakika ya da yarim saat surmus olmali, kendime gelip kalkarken disardan heyecanli bagrismalar duydum, komsulardan biri beni ismimle cagirdi, balkona ciktim. Ne oluyor diye slrdum, evimizin onunde bikac komsu toplanmis hararetle biseyler konusuyorlar, bana da gordun mu gordun mu diye sordular, tabi ben bisey gormemistim. Olan şuymus: cok parlak ve rekli bir kume isik peydahlanmis ve onumuzdeki alanda ziplayip durmus, duvarlarimizdan atlayip hoplamis! Komsular da akilli fikirli makul insanlar yani, muhendisi mimari  bu isiklarla ilgili hic bi mantikli cikarsama yapamamislar  bu da boyle aciklanamayan seyler listesinde kaldi unutuldu

Xx

Insanlarin soylemleri ve kabullerinin birbiriyle nasil celistigini nasil kendileriyle araya kanallar yamaclar ucurumlar dizdiklerini gordukce şaşkinliktan dona kaliyorum ve muhtemelen kendi durumumun da bundan farksiz oldugunu anlayip bi kez daha, milyon kez daha bildiklerimden bilmediklerime siginiyorum

Xx

Sosyoloji çok sevdigim bir alandir, sanirim 8, 9 yaslarimdan teenagein sonlarina kadar buuyuk bir merak ve sevkle sosyoloji okudum, evimizde müthis bi kütüphane vardi, şansliydim, günde bazen iki kitap bitirebiliyordum. Üstelik babamin esas konusu oldugu icin saatlerce sohbet etme imkanim oluyordu. Çok sasirtici bilgilerdi. Universiteye basladigimda ilgim siyasi tarihe ve dünya tarihine yöneldi. Müthis bi siyasi tarih hocamiz vardi, şansliydim. Sosyoloji bilgilerimle yogurdugum bu yeni bilgiler oncekilerden de zevkliydi. Ulusal ve dunyasal dönguleri o siralarda fark ettim. Fakat sanki insanlar bu döngulerin farkinda değilmiş gibi yaşiyorlardi, buna şaşıriyordum, sanki ulusal bi hafiza yokmuş gibiydi. Daha hala kendim diye biseyin farkinda degildim, buyuyememistim diyebiliriz. Psikolojiyi kesfim sanirımm 25 yaşlarini bulmustu. Psikoloji…. Tanrim şaka gibi. Sosyolojinin ferdilesmis olaniydi ancak ayni döngüler ayni prensipler:) Dipsiz bi kuyu. Eger otuzlu yaslarin basinda kuantumla Gurdjiefle ve jungla tanismasaydim kafa sagligimi surdurebilir miydim bilmiyorum. Tabi bunlari soylemekle bütün bu bilgilenme sureci ile kendimi birebir ortusturuyor degilim, ben kendimi hic bulamadim, zaten 2004 yilinda bunu aramaktan da vaz gectim. Hayat bütüyle oyundur derken şirinlik yapmiyorum, gercekten bi kumpas bu, hosluklari acilariyla her sey bi komplo! :))))) ve bu komplo sirf hafiza yoklugu sebebiyle ayakta kalmaya devam ediyor. Benim de hafizam yok ancak bunu cok erken fark edip her seyi not etmeye basladim, altina tarih attigim kisa kisa ip uclari yazdim. Bunlar olayin tumunu yeniden avlamak icin yemler! Yemi bulup bi salliyorsunuz tum olay aninda sislerden cikip belirginlesiyor… Hafizasi cok guclu insanlar var onlara ozenmisimdir ancak onun bi bedeli var ki yenilir yutulur bi sey degil benim acimdan o sebeple kendim icin henuz dilemedim. Neyse sosyoloji müthistir arkadaslar, belki ilk goz ağrim oldugundan bilemiyorum.

××