Nötron Yıldızları

notron_yildiziAntik çağlardaki yıldızların ölümsüz ve değişmez olduğu fikrinin tersine, modern astronomi yıldızların ve diğer gök cisimlerinin de bir tarihi, bir doğumu, yaşamı ve ölümü olduğunu göstermiştir –gençliklerinde devasa boyutlarda, düşük yoğunluklarda ve kırmızı renkte; yaşamlarının ortalarında mavi, sıcak ve parlak; yaşlılıklarında da büzüşmüş, yoğun ve bir kez daha kırmızı renkte. Güçlü teleskoplarla yapılan astronomik gözlemlerden, geniş bir bilgi birikimi elde edilmiştir. Yalnızca Harvard’da, çeyrek milyon yıldız, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Annie J. Cannon’un çalışmaları sonucunda kırk sınıfa ayrılmıştı. Bugün radyo teleskopların ve uzay araştırmalarının bir sonucu olarak çok daha fazlası biliniyor.

İngiliz gökbilimci Fred Hoyle yıldızların yaşam ve ölümlerinin ayrıntılı bir incelemesini yapmıştır. Yıldızlar çekirdeklerindeki hidrojen atomlarının kaynaşarak helyum atomlarına dönüşmesiyle (füzyon) ayakta kalırlar. Henüz yaşamının başlarında olan bir yıldız, boyut ve sıcaklıkça çok az değişir. Güneşimizin mevcut durumu budur. Ancak, sıcak merkezde tüketilmekte olan hidrojen er ya da geç helyuma dönüşür. Helyum çekirdekte birikir, ta ki belli bir boyuta ulaşana, yani nicelik niteliğe dönüşene dek. Boyut ve sıcaklıkta ani bir değişime yol açan dramatik bir değişiklik gerçekleşir. Yıldız devasa boyutlarda genişlerken yüzeyi ısı kaybeder. Artık bir kırmızı dev haline gelmiştir. Bu teoriye göre, helyum çekirdek büzüşür ve bu da sıcaklığın helyum çekirdeklerinin kaynaşarak karbon oluşturabileceği bir noktaya kadar yükselmesine ve bu kaynaşmanın sonucu olarak da yeni bir enerjinin açığa çıkmasına yol açar. Isındıkça daha da büzüşür. Bu aşamada, yıldızın yaşamı hızla sona doğru yaklaşır, çünkü helyum füzyonu tarafından üretilen enerji, hidrojen füzyonu tarafından üretilen enerjiden çok daha azdır. Belli bir noktada, yıldızın kendi kütleçekim alanının çekimine karşı yıldızın genişlemesini sürdürmek için gerekli olan enerji elde edilememeye başlanır. Yıldız hızla büzüşür, kendi içine çöker, büzüşmenin ısısıyla dışa doğru savrulan dış katmanların kalıntıları olan bir gaz halesiyle çevrili bir beyaz cüce haline gelir.
Devamını oku “Nötron Yıldızları” →

Temel Fizik – Feynman

[Richard Phillips Feynman, The Feynman Lectures on Physics, Volume 1, Chapter 2: Basic Physics]

Giriş

Bu bölümde, fiziğin sahip olduğumuz en temel ilkelerini, nesnelerin doğasını şu anda nasıl gördüğümüzü inceleyeceğiz. Bütün bu fikirlerin doğrulanmalarının tarihine girmeyeceğiz, bunu zaman geçtikçe öğreneceksiniz.

Bilimsel olarak ulaştığımız şeyler sayısız şekilde ve nitelikte karşımıza çıkarlar. Örneğin, kıyıda durup denize baktığımızda suyu, dalgaları, köpükleri, çalkantıları, suyun sesini, havayı, rüzgârı ve bulutları, güneşi ve mavi gökyüzünü ve ışığı görürüz. Çeşitli renk, görünüm, sertlik ve dayanıklılıkta kum ve taşlar vardır. Belki mutluluk ve düşünme bile vardır. Doğadaki herhangi bir diğer görünüş de benzer çeşitlilikte nesneler ve etkiler barındırır. Nerede bulunursa bulunsun her zaman bunun kadar karmaşıktır. Merak, soru sormamızı sağlar; böylece öğrendiklerimizi bir araya getirir ve çeşitli yönlerden kazanılmış bilgiyi anlayamaya çalışırız. Nispeten az sayıda doğal nesnelerden ve etkiyen kuvvetlerden sonsuz türde birleşimler oluşabilmesi sonucuna vardığımız gibi.

Örnek olarak: Kum, kayadan farklı bir madde midir? Belki de kum, çok büyük miktarda minik kayadan başka bir şey değildir! Ay büyük bir kaya parçası mıdır? Kayaları anlarsak kumu ve ayı da anlamış olur muyuz? Rüzgâr, denizdeki suyun çalkantısı gibi havada oluşan bir çalkantı mıdır? Farklı hareketlerin ortak özellikleri nelerdir? Değişik türlerdeki seslerde ortak olan nedir? Kaç farklı renk vardır? Ve sorular böyle devam eder. Bu yolla her şeyi basamak basamak çözümleriz, başta farklı görünenleri toplar, farklı olanların sayısını indirmeyi umar ve sonuçta onları anlamaya çalışırız.
Devamını oku “Temel Fizik – Feynman” →

Serbest elektronlarla ilgili bir soru

Elektronların bir atom içinde yer alma zorunluluğu olmayışı ilginç geliyor bana. Peki bunlar öyle kendi başlarına ne yapıyolar dışarda?
Yani 1. işlevleri nedir?
2. Atomdan ayrılmaları bir sebebe bağlı ise nedir?

  1. Nötronlar parçalandığında, elektronları alıp çekip gidiyorlarmış! Neden? Böylece protonlar çekirdeğin element yapısını değiştirirler(Beta bozunumu). Ayrıca nötronun parçalanması neden 12 dk sürüyormuş? Açığa çıkan nötrinoya ne oluyor?

Elektron nötron proton (tıklayınız) konusunu hala anlamaya çalışıyorum.  Sorularım acemice biliyorum ama merakım had safhada. Çok ama çok önemliler fakat konunun teknokratı olmadığım için yardıma muhtacım. Aslında fizikçiler de benim yardımıma muhtaç çünkü kuramsal fizikçi olanların bile çoğu filozof değil 🙂

Neyse belki de öyledirler. Neticede yardıma ihtiyacım var.

  • Murat Uhrayoğlu fizik kuralları genel olarak bunların sebeplerini açıklar.. Ama neden böyle olduğu? sorusunu felsefecilere bırakır, işte bu yüzden en önemli mesele de bunlar üzerinde düşünce geliştirebilmektir..

    Sibel Atasoy Şimdiye kadar fizik kurallarından ne kadar yararlandığımı bilseniz şaşarsınız 🙂 Bunlardan da faydalanacağım, soru yöneltilebilince cevap mecburi hale gelir.. Beklemedeyim 🙂

    Murat Uhrayoğlu ‎1’in cevabı: Elektronlar heisenber’in belirsizlik ilkesine göre atom çevresinde belirli yörüngelerde olmayıp bir elektron bulutu şeklinde elektromanyetik bir dalga formunda, sadece olasılık yoğunluğunun 1′ eşit olduğu enerji seviyelerinde bulunurlar. 0’lar ise elektronların olmaması, yani boş yörüngelere tekabül eder. Bu demektir ki, kuantumj mekeniğine göre elektronlar ve dolayısıyla madde sürekl olmayıp belirli olasılık değerleri alma eğiliminde birer enerji formudurlar ve uzay zamanda sürekli salınım yaparlar,, yani e fotoelektrik etkisine göre foton dediğimiz ışık parçacıklarını salarak sürekli yörünge değiştirirler ve bu şekilde maddeyi teşkil eden elektromanyetik çekim kuvveti alanlarını oluştururlarç. Mesela atomlardan oluşan moleküllerin ve bunların birleşimi olan biyomoleküllerin bir arada durmasını ve bir form kazanmasını elektronların bu bağlanma enerjileri sağlar..

    Murat Uhrayoğlu ‎2’nin cevabı: Eğer bir atoma enerji verirseni (ısı veya radyoaktif etki ile) elektronun yörüngesini daha ovalleştirip komşu atoma geçmesini sağlarsınız. Bu sonuçta, atomdan elektronun kopması ile noktalanır. Fakat buradaki esas amaç ise, elektronun bir başka atoma veya moleküle bağlanma gereksinimi duymasını tetikleyen bir madde formunun oluşturulmak istenmesi veya bu çeşit bir kimyasal reaksiyonun ortaya çıkışıdır ki, bu da felsefi olarak maddenin ve dolayısıyla elektronların tesadüfen değil de belirli bir amaç doğrultusunda atomdan kopartıldıklarını ve burada etkin bir gücün varlığından söz ettirir. Fakat bu sebp, doğa kanunlarıyla çoğu kez açıklanamaz. Çünkü elektronlar atomdan ayrılırken ve yeni bir bağ oluşturdukları sırada termodinemaik olarak enerjinin yine minimum düzeyde tutulacağı yani en ekonomik bir bağ yapma mekanizmasını tercih ederler. Bu ise, maddenin evrensel tekamülü, yani maksimum mutlak mükemmeliğe ve en kararlı duruma ulaşma istencinin bir sonucudur (bana göre)..

    Murat Uhrayoğlu ‎3’ün cevabı: B bozunumu atomu farklı bir elemente çevirir, doğru. Ama atom tam parçalanmadan önce birtakım ara reaksiyonlar gerçekleşir. İşte bu ara kimyasal tepkimeler, işlemlerin nötronun parçalanmasına kadar süren zamanın uzamasına neden olur. Ayrıvca, doğada genel olarak bir parite (parity) -yani çiftler- yasası vardır ki, tabiattaki her partikül bozunan partiküllerin toplam baş kuantum spin sayılarının eşit olmasını zorunlu kılar. Dolayısıyla, tepkime buna uyacak şekilde partikül üretecektir ve örneğin nötrino gibi kararsız partiküller ise, kuantum tünelleme etkisi sonucu ışık hızına yakın bir hızda ivmelenerek atomu terkederken, nötron daha kararlı alt partiküllerine parçalanır ve bu arada da – yüklü elektron çiftlerini kendi yörüngesi etrafında toplayarak + yüklü protondan kısmen izole olur ve parçalanır. Nötrinolar ise, çok yüksek frekanslı bir elektromanyetik dalga formunda titreştiklerinden, sonsuz uzayda neredeyse tüm element atomlarını delip geçerek yoluna devam eder, bu yüzden nötrinoları yakalamak olanaksızdır..

    Murat Uhrayoğlu Dolayısıyka, görüldüğü gibi esas sorun da burada başlıyor. Yani, size yaptığım ilk yorumun altında da bu düşünce var: yani, doğa yasalarının temel sebeplerinin altında yatan temel nedenlerin iki yönü var gibi görünüyor; bunlardan birincisi fiziksel yani maddesel nedenleri oluştururken, ikincisini ise, görünmeyen maddenin ruhani yönüdeki tekamül yasaları oluşturuyor ki, bence madenin şekillenmesinde ve hareketinde bu ikincisi temel bir etkiye sahip. Çünkü ben birleşik alan kuyramını yazarken şunu gördüm ki, kütleçekimiyle elektromanyetizma belli bir noktada birleşiyordu fakat birleşmeyi ilginçtir ki, doğpanın belki de en az yönü bilinen gizemli bir eli olan manyetizma gerçekleştiriyordu. Oysa, manyetizma kanunalrının daha sonra 5. boyuta yani bilinmeyen bir kapıya doğru bizi götürdüğünü keşgfettiğimde çok şaşırdım. Yani burada möatematiksel oalrak şunu gördüm: Elektyron gibi maddi partikülleri 5. boyuttan bizim 4-boyutlu evrenimize maddeleştirerek aktaran bir mekanizma vardı ve bunu zihnimde tasvir ettiğiğmde bunu gerçekleştiren bir birleşik alanın varlığı önkabulüne gittim. Bu ise, bizi size biraz önce bahsettiğim, formel nedenlere yani maddenin şakillenmesindeki amaçlara ve tekamül kanunlarına götürüyor, ama fazla ilerisine değil, yani burada şunu kabul etmekı gerekiyor: bu noktada zihnimizin bir sınırı var ve ötesini anlayamıyoruz ki en önemli mesele de bu bence..

    Sibel Atasoy komşu atoma geçmesi sağlanıyorsa bunların serbestelektron sayılmaması lazım. Benim merak ettiğim atom dışında bulundukları zaman ve işlevdi

    Sibel Atasoy şimdi tesadüfen rastladım,başka şeyler de sormuşum, bazı cevaplar almışım, yarın unutmadan iki zamanın arasınıdoldurabilecek miyim bakayım 🙂 https://blog.sonsuz.us/?p=5198

Şans ya da kaza faktörü,

Benim düşüncem odur ki, şans ya da kaza faktörü, üçüncü kuvvettir yani etkisiz kılan kuvvet (Gurdjieff onun gerçek âlemin malı olduğunu söyler). İkinci kuvveti etkisiz kıldığında biz oluşan duruma şans deriz, birinci kuvveti etkisiz hale getirdiğinde ise buna kaza deme eğilimindeyiz.

Kişinin ya da Jung’un daha kapsamlı sözcüğü ile psişenin, en küçük bölümü olan ego, yani ben olma iradesi, üç kuvvet kanunu gereğince tek başına yeterli değildir. İşte bu sebeple girişimci yanı temsil eden eril yön, şans faktörünü görmezden gelme eğilimindedir ve bu çok doğal bir reflekstir, doğası gereğidir. Ben bu kavramları atom altı kavramları ile de benzeştiriyorum. Örneğin proton, birinci kuvvetin taşıyıcısı, elektron ise ikinci kuvvettin. Bu durumda nötronların “etkisiz kılan” kuvvet olma ihtimali doğuyor.

Aslında karar mekanizması yazısında bahsettiğim, ortalamaya vahşice çekilme de tamamen ilk iki kuvvetin birlikte çalışmalarının eseridir. Dualitik varoluşumuzun temeli üç kuvvet kanunu gereğidir, bunu değiştiremeyiz. Bu kanuna tabi olmayan âlemler var mıdır? Bununla ilgili olarak maddenin dördüncü halini irdelemek gerekir düşüncesindeyim. (Yazının tamamı oldukça esinlendiricidir, tıklayınız)

**

KAZA sözcüğü OyunKuramı‘nın da temeli imiş:

OYUN BİRde KAZA eseri olur ve ölür.

Hiçbir oyun, kapsayıcılık derecesi ne olursa olsun BİRe varmaz.

OYUNUN her anında BİR vardır.

BİRe çıkış kapısı ölerek ve olarak olur.

İnsan öldüğünde ya da olduğunda oyun dışı kalır.

İnsan ölürse de, olursa da bunu bilemez.

Bilemez çünkü BİR olduğunda ayırt edemez.

**

sa: Aynı kişiler aynı oyunu oynasalar (örneğin canasta) bile aynı oyun olamaz 🙂 Davranış modelleri bile kişilere göre değişi, hele onun ötesinde bi de dağılım perileri var! :)))

AS: dolayısıyla, her an değişen bir oyun içinde oynamaya çalışıyoruz, geçmiş oyun deneyimlerimiz bize sadece bulanık bir yön çiziyor 🙂

sa: Eh işte insan olmak bu yüzden çok zor fakat haz alabilme yetisi için de başka bi alternatif henüz bilmiyorum, bu açıdan bakılınca da insan olmak muhteşem bi şey

AS: herşeyini bildiğimiz bir oyunun keyfi kalmazdı…

sa: Kesinlikle katılıyorum. İşte bu sebeple bişeyi 12 dkdan daha uzun hatırlayamıyomuşuz (yani sürekli iç konuşmma yapıp ezberlemezsek), ya da 12 sn, emin değilim. Ezberlersek de, artık yeni hiç bi şeye açılamayacağımız bi kafese kilitlemiş oluyoruz kendimizi! Buyrun burdan yakın.

Atom altı parçacıklar-özet

Leptonlar ve kuarklar şimdiki bilgilerimize göre elementer parcacıklardır. Yani, kendilerini oluşturan başka parçacıklardan yapılmamışlardır.Leptonlar içinde hepimizin yakından tanıdığı ‘Elektron’ vardır. Elektron şimdilik başka parçacıklardan yapılmamış olarak kabul edilmektedir. Leptonların spini (dönüş) ½ ve elektrik yükleri -1 veya 0 dır. Yunanca lepton hafif parçacık anlamına gelmektedir.

Temel Parçacıklar

1-) Leptonlar

2-) Kuarklar

3-) Nötrinolar

Elementer parçacıklar içinde adını James Joyce dan alan parçacıklar Kuarklardır.
Kuarklarda spin ½  ve elektrik yükleri 2/3 veya -1/3 olan parçacıklardır.
Şimdilik bilinen 6 kuark vardır.

Atom cekirdeği etrafında bulunan elektron bir elementer parcacık olduğu için
onunla fazla uğraşmayacağız. Geriye kalan, “çekirdek nedir”?
Sorusuna cevap arayacağız.

Çekirdek Nukleon adını verdiğimiz proton ve nötrondan meydana gelmiştir.
Elektron ve çekirdek, içindeki Nötron ile Proton kararlı parçacıklardır.
Çekirdeği ilgilendiren parçacıklar ailesi iki kısımdır.

1-) Baryonlar

2-) Mezonlar

Baryonlar ağır parcacıklardır, mezonlar orta ağır parçacıklardır.
Baryonlar ve Mezonların hepsine Hadronlar adı verilir.
Yunanca kuvvetli parçacık anlamındadır.

Kuark kuramına göre Baryonlar 3 kuarktan, Mezonlar ise bir kuark ve
bir antikuarktan oluşmuşlardır.

Nötron UDD kuarklarından, Proton ise UUD kuarklarından meydana gelmiştir.

Elektrik yükleri hesaplandığında 2/3 -1/3-1/3 = 0 yani yüksüz Nötron
ve 2/3+2/3-1/3 = 1 yüklü Proton olduğu görülür.

Hadronlar Ailesi

Bir atom çekirdeğini oluşturan Hadronlar,Kuarklardan yapılmışlardır ve aradaki mezon
alışverişi ile kararlı parçacıklar ortaya çıkar. Bu olay esnasında ki kuvvet güçlü
etkileşimdir ve çekirdeği parçalanmadan tutar. Bu olgu ilk kez H. Yukova tarafından
ortaya konulmuştur ve bu olayda en çok rol oynayan mezon pi mezondur.
Ortalıkta fazla görülmeyen bu maddelerin ömrü çok kısadır.
Yüklü pi mezon 10-8 sn yaşar.

Bir atom çekirdeğinin her zaman kararlı olmadığını biliyoruz, kararsız atom
çekirdeklerinde, ki radyoaktif maddelerin çekirdekleri böyledir, çekirdek
parçalanması olur bunu sağlayan zayıf etkileşimdir.

Doğada varolan ve şimdilik bilinen 4 temel kuvvetin bağlantı kuantasına Gluon adı verilir.

Elektromagnetik kuvvet gluonu FOTON

Zayıf Etkileşim kuvvet gluonu W+ W- Z0 parçacığı

Çekim Kuvveti gluonu GRAVİTON

Kuvvetli Etkileşim gluonu RENKLİ GLUONLAR

dır. Atom çekirdeğini ilgilendiren gluonlar Kuarkların tad dediğimiz özelliğini değiştirir
ve onların yapmış olduğu hadronları parçalar veya kuarkları zamk gibi birarada tutarak
kararlı parçacıkların yapılmasını sağlar.

Şimdiye kadar bahsedilen bu parçacıkların Pauli yasası ile belirlenen spinleri göz
önüne alındıklarında (spin parcacığın iç açısal momentumudur), parçacıklar ya
tamsayılı spinlere sahiptir. 0 , 1 ,2 …gibi veya yarım tamsayılı (buçuklu)
spinlere sahiptir ½ , 3/2 , 5/2 … gibi. Yarı tamsayılı spinli parçacıklar
FERMİ istatiklerine, tamsayılı spin’e sahip olanlar BOSE istatiklerine uyarlar.
Bu nedenle Spinler göz önüne alındığında parçacıklar iki kısma ayrılırlar.

1-) Fermionlar ( Enrico Fermi den)

2-) Bozonlar ( M. K. Bose dan )

Fermi istatistiklerine uyan parcacıklar aynı anda aynı konumda olamazlar (elektron gibi).

Bose istatiklerine uyanlar ise aynı anda konumda olabilirler (foton dolayısı ile laser gibi).

Tüm bahsedilen parçacıkların bir antiparçacığı da olduğunu, ki buna antimadde diyoruz.

Unutmamakta fayda var. En çok bilinen örnek Pozitron yani antielektrondur.
“Peki ortalıkta antimadde niye görülmüyor?” diyorsanız sebebi; madde ile
antimadde karşılaştığında, ortaya enerji çıkmasıdır.

Kısaca özet halinde konuyu anlatmaya çalıştık, konu çok geniş ve gittikçe
karmaşık hale gelmektedir. Korunum yasaları, Pauli dışarlama etkisi, Parite,
Ayar teorileri, Sicim teorisi, sekizli yol gibi teferruata girmedik belki ileride
meraklısı artarsa konuyu daha geniş olarak inceleriz, şimdilik aklınızda bu
kadar kalsın yeter.

Nötrinolar

Nötrinolar leptondur. Yüksüz (nötr) ve sıfır veya çok küçük kütleye sahiptirler. Bu yüzden diğer parçacıklarla neredeyse hiç etkileşmezler. Bir çok nötrino, bir kere bile etkileşmeden yeryüzünün içinden geçerler.

Nötrinolar değişik bozunma ve etkileşmeler ile üretilir. Örneğin, bir nötron bir proton, bir elektron, ve bir anti-nötrinoya bozunur. Aslında, fizikçiler nötrinoların, radyoaktif bozunmaların dikkatli gözlemleri sounucu varolduklarını varsaymışlardır.

Örneğin, bir nötron, bir elektron ve bir protona bozunduğunda, elektron ve protonun momentumları toplamı başlangıçtaki nötronunkine eşit değildir. Bu yüzden, kayıp momentuma karşı gelecek başka bir parçacık olmalıdır : yani, nötrino.

Nötrinolar çok sayıda üretildiklerinden ve maddeyle çok nadir etkileşmeye girdiklerinden, Evrende çok büyük miktarda bulunurlar. Eğer kütleleri varsa, Evrenin toplam kütlesinin çoğuna katkıda bulunacak ve genişlemesini etkileyeceklerdir.

-alıntı-kaynak bilinmiyor