Galaksi nedir?

Galaksi nedir?
Galaksi veya gök ada, kütleçekim kuvvetiyle birbirine bağlı yıldızlar yıldızlararası gaz, toz ve plazmanın meydana getirdiği yıldızlararası madde ve şimdilik pek anlaşılamamış karanlık maddeden oluşan sistemdir. Tipik galaksiler 10 milyon (cüce galaksi] ile bir trilyon (dev galaksi) arasındaki miktarlarda yıldız içerirler ve bir galaksinin içerdiği yıldızların hepsi o galaksinin kütle merkezini eksen alan yörüngelerde döner. Galaksiler çeşitli çoklu yıldız sistemlerini, yıldız kümelerini ve çeşitli nebulaları da içerebilirler.
Gözlemlenebilir evrende 100 milyardan fazla galaksi olduğu sanılmaktadır. Galaksilerin çoğu 1.000 ile 100.000 parsek arasındaki bir yarıçapa sahip olup, genellikle birbirlerinden milyonlarca parsek uzaklıklarda bulunurlar.
Galaksilerarası uzay ortalama yoğunluğu m3 başına bir atom bile düşmeyecek derecede az olan bir gazla doludur. Galaksilerin çoğu, kütleçekimi etkisi sayesinde birbirlerine bağlı “kümeler” adı verilen topluluklar oluştururlar; onlar da yine kütleçekimi etkisi sayesinde birbirlerine bağlı süperkümeleri oluştururlar. Bu daha büyük yapılar da, evrende büyük boşlukları çevreleyen tabakalar ve ipliksi yapılar olarak düzenlenmiştir.

Rahatsızlık konumu

Cumhurbaşkanlığı seçimi ya da başka herhangi önemli bir durumda yaşadığımız netleşmeme ve dolayısıyla rahatsızlık veren bir çengel hissetmemiz normaldir.
Buna kararsızlık diyemeyiz henüz, normal bağımsız bir insan olarak kendimizi “sanal geçişler” yapmaya olanak verecek biçimde nötr bulunduruyoruz.
Bu işlem fazla sürmez, sanal geçişler enerji harcatmayan (ya da minimize eden) ve zihnimizin takip edemeyeceği hızda cereyan eden kuantum bir durumdur. Bu sürecin bittiğini dengenin hafifçe bozulması ve ardından karar/seçim yapabilme yetisinin oluşmasıyla anlarız.
Kararı verdiğimizde yeniden rahat ve nötr pozisyona da dönmüş oluruz.

*

İhtiyaç- İstek ve Niyet
Eğer gerçek ihtiyacımızla, ihtiyacımız olduğuna inandığımız şeyler (isteklerimiz) birbirine eş değer olsaydı bunlar hemen nerdeyse anında karşılanırdı. Fakat insanlığın geneli azmettirilmiş isteklerle dolu olduğundan bu evrensel kural da sanki işlemiyormuş gibi görünüyor. Tabi zilli kız örneği yöntemi de secret’vari yöntemler de tam anlamıyla işlemiyor. Burası ilk engel.
Diğer yönü ise yani “niyet” ile ilgili kısım ise muhtemelen kolay anlaşılacaktır. Niyet, kuantum bütünlüğümüzün ihtiyacıdır ve burada yani 3B deki lineer benliğimizin istekleriyle hiç uyuşmayabilir! Niyet, daha yüksek bir bütünlüğün ifadesi olduğundan isteğe oranla çok önceliklidir. Buradaki handikap ise 3B benliğimizle niyetimizi anlamanın nerdeyse yolu yoktur! Nerdeyse dedim çünkü “imkansız” değil fakat çok büyük azim gerektiren süreçlere gereksiniyor.
Kültürel bakımdan “her şeyin hayırlısını dilemek”, bilmeye yaklaşamadığımız Niyetimize boyun eğmektir ki gerçekten gönülden yapılabilse bazı psikolojik çerçevedeki acıları ve toplumsal çatışmaları sonlandırabilir.

Güzel Gezegen

Tarih, sosyoloji, felsefe gibi alanlara ilgi duyan biri olarak nedense son ikibinbeşyüz yıllık dönem bana çok bebeksi gelir ve nerdeyse hiç ilgimi çekmemiştir (bunun ufak istisnaları var; özellikle bilimin geliştiği son üçyüz yılda). Benim için tarih bundan öncesidir hatta onbin yıldan geridedir (Bebeksilik devrinin sınırlarında bulunan Sokrat-Platon hariç). Bu durumda elimde yalnızca bazı mitler, masallar ve söylenceler kalır tabi, ama sanki ben bundan çok daha fazlasını bilirim, şaşılacak ölçüde adeta eminmiş gibi bilirim. Anlat deseniz bi şeyler uydurmam gerekir (belki de bi ara bunu yapacağım) ama hiç birinin bi kanıtı yok 🙂 Annem bunları duysaydı “beyhude işlerle meşgulsün kızım” diyebilir, hafif bi iç çekme de buna eşlik edebilirdi 🙂
Geleceğe bakmak ise her zaman çok heyecanlı ve zevkli. Özgür bir alandasınız hissi verir, şimdiden uzaklaştığınız ölçüde bulanıklık artar, yine de bir canlılığı vardır, hani elektron sisi gibi demek geliyor içimden. İzleyenler hatırlayacaktır, seneler önce 13. kat filminde o henüz program yazılmamış sınırı gördüğümde çarpılmış gibi olmuştum, nefes kesici bir sahneydi, çok da tanıdıktı sanki. İnsanların yaratıcı fikirleri, nerdeyse bir kelebek kadar alımlı, bir gün batımı kadar romantik. Gerçekten güzel bir gezegende yaşıyoruz. Yine eninde sonunda söyleyeceğim cümleyi söylemiş oldum tıpkı çoğu sümer tabletinin konuyla hiç alakası olmasa da tanrı UTU’ya methiyeyle bitirilmesi gibi, ben de sık sık yer çekiminden şikayetçi olup yine de gezegeni anmadan edemiyorum, ilgili ilgisiz fark etmez 🙂

Maraton

Olimpiyat oyunlarını ve onun içerdiği dallanmaları hepimiz az çok biliriz, hatta kendimize daha sempatik gelenleri izlemeye öncelik veririz. Bu alanların her biri kendi içinde harikuladedir, birbirleriyle asla kıyaslanmazlar. İnsanın o şahane yapabilme, becerebilme zevk alma kapasiteleriyle örülmüş çok boyutlu bir kazak gibidir Olimpiyatlar 🙂

Bilmiyorum bu dalları simgesel anlamda görmeyi denediniz mi? Denemek ister misiniz?

Örneğin ben kendimi en çok uzun mesafe koşucusu gibi hissederim. Yani maraton koşucusu. Düşündüğümde özelliklerimle paralelliğini de görürüm (hissime ilaveten).  Biraz sıkıcıyımdır sanki bu sebeple ama yine de eğilimim bu yönde 🙂

*

Sonunda Asimov’un Robot serisini okumayı bitirdim. Dört kitap altı heyecanlı gün. Böyle şaşılası bir şey yazmak üzerine biraz düşünmeliyim. Bir okur olarak ise sadece mutluyum. İletişim yönü oldukça zayıf gibi görünen Asimov’un insan ve toplum psikolojisine bu denli hakim oluşu zaten hayret vericiyken bir de bu konuyu formüle edip uzay zamanın dibine kadar fırlatması olacak şey değil! Ama olmuş. Şimdi artık gönül rahatlığıyla Vakıf serisine devam edebilirim.

Ortak Elijah…

Baley yne bir süre sessizce yattı. Sonra kımıldanarak, «Daneel.» dedi, «Seni bencilce bir istek yüzünden buraya çağırdım. Seni görmek istedim. Ben yakında öleceğim, ama ölümüm hiç önemli değil, Daneel. İnsanların arasında belirli bir kisinin ölmesi önemli sayılamaz. Bazen ölen biri geride çalısmalarını bırakır. Ve o zaman tümüyle ölmemis sayılır. İnsanlık yasadıkça ölmez o. Ne demek istediğimi anlıyor musun?» Daneel, «Evet, Ortak Elijah,» d’ye cevap verdi. «Her kisinin çabaları genel bir esere katkıda bulunur. Böylece insan o bütünün bir parçası halini alır. İnsan çabalarından dokunan bu halı binlerce yıldan beri yasıyor. Gitgide daha ayrıntılı ve güzel bir hal alıyor. Uzaycılar bile bu halının bir parçasını olusturuyorlar. Onlar da bunun ayrıntılarına ve güzelliğine katkıda bulunuyorlar. Bir kisinin hayatı bu halıdaki bir tek iplikten farksız. Bütünün yanında bir iplikçiğin ne önemi var? Daneel bütün dikkatini bu halıya vermelisin. Bir tek ipliğin kopması seni sarsmamalı. Baska birçok iplik var. Her biri değerli, her biri…» Baley birdenbire sustu. Daneel sabırla bekiedl. Arzlı gözlerini açarak robota baktı. Kaslarını hafifçe çattı. «Hâlâ burada mısın? Artık gitme zamanın geldi. istediklerimi sana söyledim.» «Gitmek istemiyorum, Ortak Elijah.»