Anlayış

Bu hayatlarında fiziksel sorunları olmayan, fiziksel enerjilerini nereye harcayacaklarını bilemeyecek denli zengin olanların, bu konuda fakir olanlara karşı anlayış geliştirmekte zorlandıklarını fark ediyorum. Sanırım bu iş de diğer kapsayıcı bedenlerin durumları gibi parayla değil sırayla oluyor. Somut ve soyut arasındaki alayışsızlıkları gidermek için (Çünkü “anlama” gerçekleştiğinde zaten doğal olarak şefkat ve merhamet akıyor) hoşgörü ve saygı en temel önceliklerimiz desem herhalde pek de garip olmaz.

Tembel ya da aciz veya duyarsız deyip kolayca kaçıvereceğin (yargıladığın) bi yerde, durup düşünmek anlayış geliştirmek için ne gerekir?

Bu anlayışa ilk çare empati gibi görünüyor; ancak empatik olmak insanda değişik derecelerde önceliğe alınmış bir yetenek/sorun olabildiği gibi 0-6 yaş aralığındaki olası travma ve yönlendirmelerle de azalıp çoğalıyordur diye tahmin ediyorum. Dikkat edilesi bi durum da  empatinin  çoğunun zarar yeterincesinin yarar olduğudur.

Burçların yalanla arası Nasıldır?

Adresteki tüm yazilarin, bilgi, zeka ve mizah dolu oluşuna şaşırabilirsiniz, Mutlaka göz atın derim ve Juno’ya sevgilerle yaylar nasil yalan soylermis alintiliyorum:

http://junoastrology.com/2013/09/11/burclar-hakkinda-sivri-hinzir-curetkar-yorumlar-yalanla-arasi-nasildir/

Hiç yalan söylemeyen kişi yok gibi bir şeydir 🙂 Ama bazı insanlar bunu annesinin memesinde öğrenmiş gibi doğallıkla yaparken, bazıları yüzüne gözüne bulaştırmayı özenle becerir! Burçlara göre ”yalan atma” yeteneği hakkında sivri, hınzır ve cüretkar yorumlar… Buyurun efendim;

KOÇ:  Koç’un eğilimi yalan söylemekten ziyade olanı abartmak yönündedir. Hani bir mekana iki üç kere gittiyse, orada itibarının yüksek olduğunu ima etmek, tatile gittiğinde eskaza bir ünlüyle aynı otelde kaldıysa, bütün yazı al takke ver külah geçirdiklerinden dem vurmak gibi zararsız şeyler :))) Ne var canım yani… niyahetinde onun şahsiyeti hakkaten fırsatını bulsa bütün bunları yapmaya yetmez mi? ELBET YETER!  Öte yandan Koç insanı adlı sanlı bir şekilde yalan söylemese daha iyi eder! Zira insanlarla ilgili detaylara fazla dikkat etmeyi sevmediklerinden, daha sonra attıkları adımlarda kime ne anlattıklarını hesap etmeye üşenirler. Akıllarına eseni yapmaya meraklı oldukları için de, kendileri ile ters düşecekleri ihtimaline aldırmadan davranırlar. Yani ortalık biraz fazla karışabilir 🙂 Ama Koç’un böyle rezilliği çıkan durumlarda bir de rahatlığı vardır! Çok üstüne geldiler mi; ”Aaaa Allah Allah canım! O zaman öyle icap etti öyle yaptık. Şimdi böyle icap etti başka türlü yaptık. Sizin aklınız ermez!” deyip herkesi yıldırır 🙂

Sonsuz bir Giz

Savascinin kalkanlarini olusturan seyler, nesneler YUREK TASIYAN BI YOLDAKI seylerdir. Bi savasci olmanin ilk kurali ise siradan insanlarin olumlerine kadar yapadurduklari IC KONUSMAYI kesmendir. Bunun icin once gozlerini biraz olsun rahatlatmak icin kulaklarini kullanmayi ogrenmelisin. Dogdugumuzdan bu yana dunyayi degerlendirmek icin gozlerimizi kullanmisizdir, bi savasci bunun farkindadir ve dunyayi dinler. Dunyanin sesine kulak verir. Bu dinleme isini buyuk bi sabirla yapmalisin. Dunya soyledir boyledir demeyi durdurursak, dunya da oyle soyle olmaktan cikacaktir. Sorun su ki, insanlarin yaptigi seyler, bizi cepecevre saran guclere karsi birer kalkandirlar. karga

Bu Kez…

Well I’m mad as hell 
Aslında cehennem kadar kızgınım 
ain’t gonna take it no more 
Daha fazla dayanamayacağım 
My bags is packed at the back of your door 
Çantalarımı topladım kapının arkasında duruyor 
Cause I don’t know who I am no more 
Çünkü artık kim olduğumu bilmiyorum 
You won the battle but you lost the war 
Savaşı kazandın ama aslında kaybettin 

I’ve been in denial 
İnkar eden oldum 
Now I’m living the truth 
Şimdi doğruyu yaşıyorum 
been down for awhile 
Bir süreden beri 
now I’m standing up to you 
Şimdi senin için ayağa kalkıyorum 
This Time 
Bu sefer 

2012-08-16 18.07.14This time 
Bu sefer 
I’m gonna do it my way 
Kendi yolumu çizeceğim 
This time 
Bu sefer 
Finding out the hard way 
Zor yolu bulup çıkaracağım 
This Time 
Bu sefer 
I’m gonna go back 
Geri döneceğim 
To the girl I was 
Olduğum kıza 
On the night you found me 
Beni bulduğun geceye 
No more 
artık 
Wasn’t that the real me 
gerçek ben bu değil 
Just wait 
sadece bekle 
In a minute you’ll see 
bir dakika içinde göreceksin 
This Time 
bu sefer 
The same time 
aynı zaman 
It’s my time 
benim zamanım 
Getting back to the real me 
gerçek beni geri alacağım 

Don’t try to stop me 
beni durdurmayı deneme 
With the words you say 
söyleyeceğin sözlerle 
Cause I’m sick and tired of the games you play 
çünkü oynadığın oyunlardan bıktım 
gonna free myself 
kendimi özgür bırakmalıyım 
gonna make a change 
bir değişim yakalamalıyım 
Like a butterfly 
bir kelebek gibi 
Imma spread my wings 
kanatlarımı açacağım 

Been crying for to long 
uzun zamandır ağlıyordum 
Now I’m drying my eyes 
şimdi gözlerimi kuruluyorum 
Grounded for so long 
çok uzun zamandır yere çakıldım 
Now its time for me to fly 
şimdi uçma zamanım 
This Time 
bu sefer 

This time 
Bu sefer 
I’m gonna do it my way 
Kendi yolumu çizeceğim 
This time 
Bu sefer 
Finding out the hard way 
Zor yolu bulup çıkaracağım 
This Time 
Bu sefer 
I’m gonna go back 
Geri döneceğim 
To the girl I was 
Olduğum kıza 
On the night you found me 
Beni bulduğun geceye 
No more

Öykülerin Uzun Bacakları

Öyküler örümcekler gibidir,.uzun bacakları vardır ve öyküler aynı zamanda örümcek ağı gibidir; insan onlara yakalanır ama sabah çiğinde bi yaprağın altında, zarifçe birbirlerine nasıl bağlandıklarını görmek de çok güzeldir.

N.Gailman
Öyküler derken bunları yalnızca ninenizin anlattıkları, Aziz Nesin’in ya da Çehov’un yazdıkları sanmayın, yaşadığınız her an gerisinde bir toz bulutu şeklinde öyküler bırakır ve biz bunlara yakalanırız aslında 🙂
Çare?
Özetleme-Gözleme

 

 

Bu işin zor yanı, gözlemciliğe alıştığınızda toz yaratmakta isteksizlik oluşması! Fakat o tozu oluşturmak için varız bir yandan da 🙂 Hatta sonunda toz olmak belki