Keşif Dizisinden

Bakın, birisinin bu kadar yakınlığına izin vermek, herhangi birisini – sevdikleriniz dâhil, çocuklarınız dâhil, herhangi birini bu kadar yakınınıza almak cesur ve gözü pek bir insan olmayı gerektirir. Çünkü tüm çevrede katman katman, koruyucu, savunucu, maddi ve fiziki enerji vardır. Ama birisinin size bu kadar yakın olmasına izin verdiğinizde, onlar doğrudan sizin içinizde olurlar ve sizi içten kucaklarlar. Güvenmek, izin vermek yoluyla, bir bilinç düzeyi elde etmişsinizdir. Bu size iyi hizmet edecektir. (Adamus)

…

Lafta kalmasın hemen deneyin, içinize almak istediginiz biri varsa, şasmaz bi isabet ve güzellik. En son dün Sri Nithyananda Swami ile kucaklaştım ve müthiş bir deneyim oldu. Gerçi Adamus gayet ayrintili anlatmis, buna ilave edebilecegim sadece kendinizi rahat hissedeceginiz bir yerde olun, ben cogu kez uzanir durumdayken yaparim,. Öncesinde en az bi on dakika nefes egzersizi yaparim ve tabi beklentisiz kalmak önemli. Heyecan yapmayın, olursa olur, degilse ne olacak degil mi:) Şoyle devam etmis zaten adamus : Hemen doğrudan deneyimlemeyeceğiniz bazı deneyimler. Evet, deneyimleyeceksiniz ama hemen farkına varamayacaksınız. Bazen bunun gerçekten ne olduğunu idrak edebilmeniz, saatler, aylar, haftalar alacak. Deneyimlerde, hiçbir şey yapmaya çabalamayacağız. Efor sarf etmeyeceğiz. İzin vereceğiz ve sonra ortaya çıkması için bırakacağız. Zihinsel stres yok. Çaba yok. Sadece izin verme.

KAYIP Dizisi Hakkında Çıkarsamalar

Kanal D’de başlayan ve dün gece itibariyle üçüncü bölümünü izlediğimiz Kayıp dizisi benim Sır Mısır kitabı ile Danimarka Dizisi Forbidelsen’in bir karışımı olmuş.

Aslında son 25 yıldır izlediğim üçüncü Türk dizisi oluyor; ilki yapımcılığını üstlendiğim 7 Numara dizisiydi. İkincisi yoğun bakımda televizyona bakmak durumunda olduğum esnada karşılaştığım Kavak Yelleri oldu (ki bu dizi çekildiğinden beş yıl sonra izlemiş oldum) ve üçüncüsü de Kayıp.

Zengin ailenin çocuğunu kaçırma, kesik parmak, derin dondurucu numarası! Hepsi Sır mısırdan! Gönülsüz dedektif zaten esas eleman. Başka ne tesadüfler çıkacak meraktayım.

Üç adım geri bir adım ileri randımanı ile çekilen standart türk dizilerine oranla biraz hızlı, umarım bu rehavete alışmış izleyici kitlesine ağır gelmez. İlaveten, izleyiciyi kahramanının önüne geçiriyor bazı yerlerde, bu tehlikeli ve az kullanılan bir yöntemdir yazarlar için. Çünkü kahramanın da biliyo sanıp hata yapabilirsin dikkat etmezsen, ki bugünkü bölümde böyle durumlar var.

Bir bilge tanıdım

Bu yaz bir kadın tanıdım.

İlk tanıştırıldığımda isminden başka bir şey bilmiyordum.İnce uzun bedeni,kırçıl saçları ,derin ve hüznü gülücükle cem etmiş gözleri,asil yüz ifadesi ilk anda üzerimde hoş bir intiba bıraktı.Çok sadeydi .

Biraz tedbirli olduğunu ve hemen sohbet etmenin zor olabileceğini düşündüm nedense.Mesafeyi algılayabiliyordum.Çekim hissettiğim için odaklandım 🙂 Yavaş yavaş sohbet başladı.Genelde benim girişimimle.

Cevherin nerede gizli olduğunu ehli bilir deyip,kendime pay çıkarayım 🙂 Yaklaşık bir hafta beraberdik.Her gün birbirimizi görmek istedik ve sohbete doyamadık.Tanıdığım için sevinç duyduğum bir insan oldu.

Sohbetlerimde uzun yıllardır,genelde ruhsal konulardan söz etmeyi seviyorum.Gene başladım ordan burdan girmeye.Laf lafı açtı… gördüm ki ruhsal konularda çok bilgisi ve ilgisi yok.O bir kimya profesörü.Uzun yıllar kendini bilime adamış.Ailesi,sevgilisi,işi,hobisi mesleği olmuş.

Evlilik Kurumu Yeniden

All in one’s Perspective ! Cognition !

Banta asked Santa, “What is the secret behind your happy married life?”

Santa said, “You should share responsibilities with due love and respect to each other. Then absolutely there will be no problems.”

Banta asked, “Can you explain?”

Santa said, “In my house, I take decisions on bigger issues where as my wife decides on smaller issues. We do not interfere in each others decisions.”

Still not convinced, Banta asked him, “Give me some examples”

Santa said, “Smaller issues like which car we should buy, how much amount to save, when to visit home town, which Sofa, air conditioner, refrigerator to buy, monthly expenses, whether to keep a maid or not etc are decided by my wife. I just agree to it”

BİLİN-e-MEYEN

Hepimiz bilinen ve bilinmeyen arasında zevkli taklalar atarız, oysa bilin-e-meyen bambaşka bi şeydir ve adına nagual der Toltekler ancak biz burada bilinemeyen diyelim. O tanımsızdır, sonsuz diye gelişi güzel kullandığımız kelimeyi bile ona yapıştırsak yanılırız . BİLİN-e-MEYENİ biz bu yakadan boşluk olarak algılarız.
Boşluk ya da yokluk kelimesi insan medeniyetimiz açısından tüm kültürlerde doğal olarak sevimsiz bir anlamla ilişkilendirilmiştir. Hatta doğa bile boşluk sevmez! :))))
Varlık yakasındaki bizlerin yokluk yakasını sevimli bulamayacağımız aşikar; çünkü varlığımızın sebebi olarak yokluğu algılamamız öğretilmiyor.
Bilinemeyenin içeriği hakkında fikir üretiriz çoklukla ve bunu boşluk olması gereken sol yana depolarız böylece yokluğu adım adım erittiğimizi, onun üstesinden geldiğimizi (!) sanarak rahatlarız. Bilinemeyen korkutucudur insan için (Özellikle eril yönü yoğunluklu kullanan erkekler için).
Kuantum fiziği, bilinemeyen için “potansiyel” kelimesini kullanıyor, hiç bişey olmayan ama her şey olabilme potansiyeli. Rahatlatıcı bi isim 🙂 Ancak yine de bi tanımlama olduğu için eksiktir ve sağ yana taşımalıyız. (Oyun Kuramı’nda sonsuz oyun döngülerini görebildiğim kadarıyla nakletmeye çalışmıştım)
Bir öğretmen-lider-guru, öğrencilerinin sol (boşluk olması gereken) yanını temizleyerek oradaki farzların sağ yana taşınması ve olabildiğince sadeleştirilmesi ile işe başlar.
Bunu gerçekleştirebildiğinde artık başka bişey gerekmez, baca temizlenince daha ne gerek kalır ki başka bi şeye 🙂
Şu an bütün bu söylediklerim boş geldi bana, en iyisi biraz resim oynayayım.