Demokrasi = Oligarşi midir?

Ostrogorsky: Partilerin örgüt yapılarını araştıran ilk yazar olması bakımından önem taşımaktadır. Öne sürdüğü temel tez: Genel oy hakkının genişlemesi, profesyonel siyasetçilerin egemenliğinde sürekliliğe sahip parti örgütlerinin oluşumuna yol açmıştır. Parti örgütleri ise bürokratik bir yapıya dönüşmekte ve örgütsel öncelikler böylece siyasi önceliklerin önüne geçmektedir. Bu durumda sonuç olarak parti örgütü üyelerinden tartışmasız bir sadakat beklemektedir.

Robert Michels: “Siyasi Partiler, Modern Demokrasi, Oligarşik Eğilimler Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma” adlı eserinde “Oligarşinin Tunç Kanunu” teorisinin özünü, “demokratik örgütlerden söz etmek demek, oligarşiden söz etmek demektir.” şeklinde ortaya koyar. Bu görüşe göre, demokratik bir örgüt ne kadar büyükse oligarşi o kadar güçlenmektedir. Michels eserinde, demokratik örgütlerde -özellikle siyasi partilerin içinde- demokrasinin ne durumda olduğunu ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Michels’in incelediği partiler demokratik olduklarını iddia etmekteydiler. Önderlik etme gücü partinin elindeydi ve liderler ancak bunu izleyebilirdi. Buna göre kabul edilebilecek durum, partilerde azınlığın yönetimine yönelik hiçbir eğilimin kabul görmeyeceğiydi.

Neden ikna olmadığımızı düşünürüz?

İnsanlar neden kendilerinin reklamlardan ve ikna edici diğer mesajlardan daha az etkilendiklerini düşünür?

İkna psikolojisi ile ilgili en çok merak uyandıran şey, insanların ikna denemeleri üzerinde kendilerinin çok az, hatta neredeyse hiç etkilenmediklerini öne sürmesidir. “Diğerleri, ah evet reklamlar, onlar üzerinde işe yarar. Sen ve benim için değil, çünkü biz bunlar için fazla zekiyiz!”

Çekici bayanların elinde bir şişe bira. Hah! Bizi bu kadar aptal mı zannediyorlar. Ne yapmaya çalıştıklarını biliyoruz ve bundan hiç etkilenmiyoruz!

Peki gerçekten öyle mi?

İkna deneyleri

Bilim adamları 1980 ve 90’larda yapılan araştırmalar sonucunda “Reklam gibi şeylerden ancak “diğerleri” etkilenir” fikrini keşfettiler. Bunun üzerine psikologlar insanların reklamlar gibi ikna edici mesajlardan ne kadar etkilenebileceklerini ve olası tutum değişikliklerini görmek istediler.

Tipik olarak bu çalışmalarda ilk olarak katılımcılara bir reklam izletme, gazetede bir makale okutma gibi ya da orta düzeyde diğer ikna edici mesajlar verildi. Ardından bunlardan diğer insanların ne kadar etkilendikleri ve ne kadar etkilenmeleri gerektiği soruldu. Araştırmacılar gerçek etkilenmeyi ölçtükleri ve önceki araştırmalarda bu mesajların ne kadar etkili olduğunu bildikleri için, insanların tahminleriyle realiteyi karşılaştırdılar.

Marmarayı yavaşlatan Osmanlı öncesi medeniyetler

Başbakan Erdoğan, partisinin Kızılcahamam’da düzenlenen İl ve İlçe Başkanları toplantısında konuştu. Erdoğan, Marmaray projesinin üç dört yıl önce bitirilmesi gerektiğini ancak çanak çömlek yüzünden projenin ertelendiğini söyledi.

Daha sonra yapılan tarihi incelemelerde Türklerin gelişmesini engellemek amacıyla Osmanlı öncesi medeniyetlerin kahinler yoluyla Marmaray geçecek bölgelere bol miktarda çanak çömlek gömerek projeyi kasten yavaşlattığı ortaya çıktı.

“Gelişmemizi istemiyorlar” sözleriyle Başbakan olaya tepkili. “O çanak çömlekleri oraya gömen medeniyetler kadar o çanak çömleğe önem verenler de suçlu” diyen başbakan, “kim bilir içinde belki lazımlık da var, bunlar yüzünden bir türlü projeyi bitiremiyoruz” şeklinde devam etti.

Bır Kadını Öldürmek yeniden basıldı.

Bır Kadını Öldürmek yeniden basıldı.

Yıllardır baskısı tükendiği icin ulaşılamayan bu ilginc, çok fonksiyonlu kitaba Truva Yayıncılik aracılığı ile yeniden kitapcilarda ve internet ortaminda rastlayabilecegiz.

http://www.truvayayinlari.com.tr/bir-kadini-oldurmek-Urunu-202-585#.UX4NjX2hnMI

“Asla… sonsuza kadar… daima… hiç…” gibi kelimeler…  Hayat, bu tür ‘çok iddialı’ kelimeleri insana yalatmak içinmiş, diyorlar…”-          Kadınla erkek arasındaki oyun, acımasızca adaletsiz. Çünkü erkek için bütün maçlar deplasmanda oynanıyor. Dünya, kadınların sahasıdır… Bizi ne için doğuruyorlar sanıyorsunuz?-          Göründüğü şekliyle cinsiyetler hiç bir şey ifade etmez; yalnızca seks yapma ve üreme amacı taşır… Gerçekte işi karıştıran kadın ve erkek cinsi değil, onların temsil ettiği, kendi içlerindeki pozitif-negatif kutuplaşmanın oranıdır… Aslında her insan kendi içindeki animus ve anima’sını bulur, kullanım oranlarını tespit eder ve…-          Jung’un sıkça bahsettiği “kolektif bilinç altı” Dünya’nın anima’sının ta kendisi…-          Cinsel enerji, yaratma gücüne sahip olması açısından bize oyunda verilmiş bir başlama puanı gibi… Cinsel enerji nasıl çarçur edilir? Çevrenize bakın, TV ye bakın, hatta kendi hayatınıza bakın; göreceksiniz.-          Birbirini kapsayan birçok oyun evreni vardır. Hepsinin kuralları farklıdır. Bütün oyunlar aynı yerde, aynı zamanda birbirlerini her an güncelleyerek sonsuzca sürüp giderler. Bu, bildiğimiz evrim tanımlamasının daha gelişmişi…-          ‘Kendi’n olmadan kendin olmayı başarmalısın…-