İkizler Kuzey Düğümü insanı, iletişim aksaklıklarını düzeltme konusunda kendisine ve başkalarına karşı sabırlı olmayı öğreniyor. O konuşmaya alışık değildi. Ne de olsa o, dağların tepesinde yaşıyordu; iletişim hakkında o ne bilir ki? Bu, çevresindeki insanlar Türkçe konuşurlarken, onun arapça konuşması gibidir. O sabırlı olmalı, yavaşlamalı, sözlerini karşısındaki kişinin konuştuğu dile çevirmeli ve o kişinin söylediği şeyi gerçekten “dinlemelidir”.
Yardısever İkizler Kuzey düğümü insanı, bi sorunu olan arkadaşına gider, ne de olsa o tüm yanıtları bilen kişidir 🙂 Fakat arkadaşının ilk bikaç sözcüğünü işitecek ama gerisini dinlemeyecektir. O sorunun ne olduğunu anladığını varsayar ve dalar gider. Sessizlik olduğunda geri döner ama sorunun ne olduğunu gerçekten duymamış olduğundan büyük olasılıkla uygunsuz bir cevap verir!
Arkadaşı ise muhtemelen sinirlenecektir çünkü onun gerçek bir sorunu vardı ve buna yaklaşılamadı bile.
Ve tabi İkizler kuzeyd üğümü insanı düş kırıklığına uğrar; çünkü arkadaşına yardım için işini gücünü bırakıp koşup gelmiştir ve o bunu takdir etmemiştir. Her iki kişi de kaybetmiştir.
Oysa her ikisi de kazanabilir, ufak bir çabayla 🙂
Sıkışıp Kalmak
Şuan, aydınlanma ve yükselme sürecinde, sıkışıp kalmakla ilgili güçlü bir eğilim var. Sizin ya da diğer Şambra’nın sıkışıp kalmasına, ne neden oluyor? Sizin sıkışıp kalmanıza neden olan şeyler nedir? Bu konudan bahsetmek istememin nedeni; bunu yapanın sadece siz olmadığını, bunların sadece büyük bir yanılsama ya da engeller olduğunu ve geçici olduklarını, görmenizi sağlamak. Bunun sonsuza kadar böyle gideceğini düşünmenizi istemiyorum. Ama şuan nerede sıkışmış durumdasınız?
Zihin “Bana kesin bir kanıt ver. Karanlık bir uçuruma atlamak istemiyorum.” diyor. Komik olan şey, gerçek ruh(spirit) ve yaratıcılığın çalışma biçiminde kanıt yoktur. Hadi ona yaratıcılık diyelim. O kanıt istemez. O içine girme deneyimini istiyor. Bu nedenle, bu kocaman çatışma gerçekleşmekte. Kesinlikle. Evet.
Bunu amaca yönelme dediğiniz terimiyle açıklayacağım; ama onu biraz düzelte bilirsem – hala daha cevaplar için eski sisteme bakma eğilimi var. “Tutku nerde?” Geçmişe gidip oraya bakıyorsunuz. “Cevaplar nerde?” Geçmişe gidip oraya bakıyorsunuz. Oldukça ilginç, garip– benim için komik – zamanlar geçiriyorsunuz. Geri dönemezsiniz. İlerde ne olduğunu da bilmiyorsunuz. Bu nedenle, ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Ve burası tam olarak olmanız gereken yer. Rahatlayın. Sonsuza kadar orada takılı kalmayacaksınız. Benim kristalimde sıkışıp kaldığımdan daha uzun süre, takılı kalmayacaksınız. Ama bu olduğunuz yer ve aslında bu mükemmel bir zaman, çok mükemmel, çünkü geçmişe bakma halinden çıkıyorsunuz. Ve bu da, hepiniz için çok büyük bir şeyi ortaya çıkarıyor.
Cevaplar artık geçmişte değil. Hayır. Çok dünyevi bir düzeyden bir süreliğine, kırmızı ışığın yarın da dün olduğu yerde olacağını söyleyebilirsiniz. Bu tip çok ayrıntılı şeyler için söyleye bilirsiniz. Ama cevaplarınız, rehberliğiniz, yaşamınız – tutku nerede, gerçekten neler oluyor – bu tip cevaplar artık dünden gelmez. O kapı artık kapandı. O yol artık kapalı. Oradan geri dönemezsiniz. Sürekli deniyorsunuz. Bu can sıkıcı. Sonra da sıkışıp kalıyorsunuz. Cevaplar var, ama geçmişte olduğunuz titreşim düzeyde değiller. Bu nedenle ”Ama eskinden şu hisse sahiptim” demeye alışıksınız. Bir hissiniz var ama burada olmak yerine, (Ellerini önünde birleştirir) o şimdi burada (kollarını açar). Ama siz hala buraya bakıyorsunuz (Tekrar kapatır).
Öyleyse ne yapmalı? Derin bir nefes alın. Buradaki boş zamanın keyfini çıkarın, çünkü iyi bir şekilde çok meşgul olacaksınız. Harika bir şekilde.
MICHAEL: Belirsizlikte olmak çok güç…
ADAMUS: Hadi orada duralım. Belirsizlikte olmak neden güç olsun ki? Katolik değilsen.
ADAMUS: Eğlenmek için ne yapmak isterdin? Eğlendiğin için suçlu hissediyor musun? Eğlenirken suçluluk ya da eğlenecek kadar zamanın olmaması? Ah, biraz kapı açar mısınız lütfen? Size başka bir Yükselmiş Üstat sorusu soracağım. Bu kapıdan çıkıp gitseniz, otoparkın sonuna kadar gitseniz, yoldan aşağı, bu ara yola dönseniz, kapıdan gene içeri girseniz ve koltuğunuza otursanız, bir yere gitmiş olur musunuz?
Ve cevap – benim cevabım – evet gittiğinizi iddia ediyorum. Kalktığınız aynı koltuğa geri dönseniz de, kapıdan dışarı çıkma, gökyüzüne bakma, yoldan geçen arabaları seyretme ve içerde gene ne konuştuklarını merak etme deneyiminize rağmen – senden bahsediyoruz –geri döndüğünüzde ve o koltuğa oturduğunuzda, kalkıp gidenden farklı bir inansınızdır.
LESLIE: Kesinlikle. Çok doğru.
ADAMUS: Öyleyse keyfini çıkar. Yaklaşık altı dakika sonra görüşürüz. (Kahkahalar) Hayır, bu harika! Ceketini giy, hava soğuyor, arkandan kapıyı kapat. Hava burada da soğuyor. Oh, harika bir deneyim olacak! Bu küçük yürüyüş sonunda aydınlanmaya ulaşabilirsin.
*
Dün bu dizinin ilk iki bölümünü izledim; aydınlanma ve spritüellik konularına ve karşılaşılan güçlüklere dikkat çeken oldukça hoş bir başlangıç yaptı. Gelişimi merak ediyorum. Eminim bu konularla ilgilenen hemen herkesin başına bu ve benzeri şeyler geliyordur. Şüpheci yanımız hiç bilmediğimiz derin bilinç altından gelir ve kendini sadece gece rüyasında değil, gündüz yaşamında da kendini fevkalade ifade eder. Bunun kötücül bi yanı yok, yalnızca emin olmamız için yoklamalar ve zorlamalar yapıyor 🙂
http://www.imdb.com/title/tt1509004/
Tibet’in Gençlik Pınarı
Tibet’in Gençlik Pınarı, Peter Kelder’ın bir kitabı olmakla birlikte Tibette uygulanan bir ayini anlatıyor. Bu ayin 5 hareketten oluşuyor. Kitapta ismine “Beş Ayin” olarak değiniliyor. Kitapta bu ayinleri uygulayıcılarının yaşadığı mucizevi değişimler de anlatılıyor. Albay Bradford olarak bahsedilen emekli bir İngiliz subayı tarafından Batı’ya taşınan beş kadim Tibet egzersizinin öyküsü anlatılıyor. Bu “Beş Ayin” sayesinde gençlik pınarının sırrı açıklanıyor. Aynı adla iki kitap bulunmakta ve ikinci kitapta ayrıntılara değiniliyor. İkinci kitabın ikinci bölümünde Albay Bradford’un öyküsünün hayal ürünü mü gerçek mi olduğu sorusuna yanıt aranıyor. Tibet gezginlerinin en az Albay Bradford kadar inanılmaz anıları ve arşiv kayıtları incelendiğinde öykünün gerçekliğine inanıyoruz der ikinci kitabın sunuş kısmı. Üçüncü bölümde ise iyileşme ve gençleşme öyküleri anlatılmış. Yanılmıyorsam birinci kitapta da kısaca değinilmişti bu öykülere. Kitapta yazdığına göre uygulamaların devamı sonucunda inanılmaz değişimler yaşanıyor. Örneğin beyazlamış saçların siyaha dönmesi bunlardan biri. Bir diğeri kilonuz ne olursa olsun hareketleri uygulamanız sonucunda ideal kiloya dönüş. Yürüyemeyecek durumda fiziksel engelleri bulunan insanların yavaş yavaş hareketlere başlaması ve devam etmesi sonucunda yürüyebilmeleri ve daha bunun gibi birçok inanılması güç şeyler anlatılıyor. Gelelim bu egzersizlere… Her hareket ilk hafta 3 defa tekrarlanırken ikinci hafta 5, üçüncü hafta 7 olmak üzere; her hafta ikişer arttırılıyor. En son 10. haftada her hareketi günde 21 defa yapar konuma gelinince artık hareketler hergün 21 defa yapılıyor. Hareketlerin çakralarla ilgileri ve hangi hareketin hangi sağlık sorunlarına iyi geldiği, vücudun hangi bölgelerini şifalandırdığı da anlatılıyor kitapta. “Düşük viteste yaşlanmak” gözüme çarpan başlıklar aslında. Aslında beş ayine ek olarak bir de 6. ayin var. Kitapta yazdığına göre dikkat çekecek şekilde genç bir görünüş elde etmenin temel metodu cinsel perhizi içermesi. Açıklaması, genellikle kendini cinsellikte açığa çıkaran yaşamsal enerjinin, bedenin diğer enerji merkezlerine yeniden yönlendirildiği şeklinde olmuş. Videoda hareketlerin yapılış şekli mevcut. Bunun gibi birçok video var. Sizce anlatılan şeyler mümkün mü? Mümkünse nasıl gerçekleşiyor?
Tarihin yeniden keşfi
TARİH, yazılı tarihin tarifi ile yazılı tarihin tahrifinden kurtularak, yazısız tarihin verilerine ulaşıp onlarla bütünleşmediği sürece, yazılı tarihin kendisine yazdığı yazgıdan, tarihin kendisi de insanlık da kurtulamayacaktır! Dünkü çocuk olan “sınıflar savaşımı” merkezli tarih anlayışı, bize tarihin nasıl incelenmesi gerektiğinin anahtarlarını verirken, bu anlayış tarihin kapılarını aralamayı başarmışsa da, bu kapıdan içeride olup bitenlerin içimizdeki hangi dürtüleri hala yönetmekte olduğunu keşifte yetersiz kalmaktadır… Günümüz bilim insanlarına düşen, uzaya gittiği oranda gösterdiği beceriyi, insanın toprak altında kalan köklerine de yöneltmesidir. Tarih, son derece önemli bir görev olarak gün be gün bu çağrısını yenilemekte ve yinelemektedir; keşfedin beni, beni keşfedin çünkü beni keşfedince kendinizi keşfedeceksiniz, diyerek!
Ateistin Erdemli Olması
Bir Deist Arkadaş;
“Ateistin Erdemli Olma Çabası, Kendi Mantalitesi içinde Ahmaklığıdır…” Demişti…
Mesela Yolda Cüzdanını Düşürmüş Bir adamın Cüzdanını bulan Fakir 2 arkadaştan birisi Cüzdanı Sahibine Vermek isterken, Diğeri Ona “Ahmakmısın Oğlum, Bu Fırsat Birdaha Ele Geçermi” diyor…
Gençlerin İkiside Ateist. Cüzdanı Sahibine Vermek isteyen Genç, “Ahmak” Olmadığını Diğer Arkadaşına Nasıl Açıklar…?
Not: Lütfen “Ahmak” Kelimesini Salt Hakaret olarak Düşünüp Reaksiyon Göstermeyin…