Bilincime Rağmen Bilinçaltım!

Bilinçaltında neler olup bittiği çoğumuzun merak ettiği bişeydir ancak bunların açığa çıkması yani bilinçli alana katılması gerçekleştiğinde (rüyalar usulüne uygun biçimde analiz edildiğinde) çoğu kez “ben ama ben” diye dönüp duran sınırlı ve sancılı kişiliğimiz (ego) ortaya çıkanlardan pek de memnun olmayabilir. İşine gelmez. Burada hayatii soru şudur; kişide bu karşı durma basıncına göğüs gerebilecek, bütünlüğüne erme isteğini uygulamada tutabilecek kararlılık var mıdır?
Şahsi kanaatim şu ki, bu gerçekten de bir erk meselesi.

*

Rüyalarımın analiz edilmesini istiyorum çünkü  neden hala sevdiğim biriyle evlenemediğimi  öğrenmek ve buna ulaşmak istiyorum,
Yoga öğreniyorum çünkü neden hala güzel bir arabam yok buna ulaşmak istiyorum,
Nefes tekniklerini öğreniyorum çünkü neden babamla durmadan kavga ettiğimi öğrenmek ve onu yenmek istiyorum,
Reiki öğreniyorum çünkü neden en iyi işleri başkaları buluyor öğrenmek ve buna ulaşmak istiyorum,
BAK uygulamalarına katılıyorum çünkü neden dünyanın böyle berbat olduğunu öğrenmek ve dünyayı düzeltmek istiyorum,
vs vs böyle gidiyor…
İnsanlar bu eğitimleri özgürleşmek için değil inatla istedikleri şeyi elde etmek için aldıkları sürece, ne eğitimciler ne de katılımcılar için büyük bir yol kat edilemiyor, çok küçük kıpırdanmalar sağlanabiliyor ama bu da kimseyi tatmin etmiyor.
Kendimize pek de açık değiliz sanki, istermiş gibi yaptığımız özgürleşme acaba sadece bir perde mi?

Patates Devrimi

Biliyorsunuz Amerika keşfedilene kadar hiç bir Asya, Avrupa ve Afrika ülkesi insanı patates yememiştir. Hatta keşfedildikten sonraki 100 yıl boyunca bile bu şansı elde edemeyecekler.

Ne oldu peki patates geldikten sonra? Tam bir [e:kelebek etkisi]ne örnektir. Patates insanların kolay ve ucuz doymasını sağlamaya başladı. Bu bir çok şeye daha çok vakit ayırmayı ardından da aydınlanma ve gelişmeye sebep oldu. Fransız İhtilalinin altında yatan sebeplerden birinin de patates olduğu gerçeğini buradan ilan edebiliriz.

Bununla birlikte küçükken seyrettiğim bir türk filmi geldi aklıma. Sanırım peygamber İbrahim’in hayatını anlatan bir filmdi. Filmin bir sahnesinde açlıktan ağlayan çocuklar annelerine yemeğin hazır olup olmadığını soruyorlar. Duruma şahit olan İbrahim’e ise anne şöyle cevap veriyordu. “Günlerdir suyun içinde taş kaynatıyorum çocuklarıma patates kaynattığımı söylüyorum, onları ancak bu şekilde umutlandırıp yaşam savaşlarını bırakmamalarını sağlıyorum”

Hiyeroglife dönüş

Eskiden insanlar alfabe yerine resim yazısı olan hiyeroglifleri kullanırlarmış. Sonra yazı keşfedildikten sonra daha çok şey daha fazla insana daha kısa sürede ve daha kolay bir şekilde anlatılabilir olmuş. Bu yüzyıllarca insanlığın gelişmesinde kullanılmış. Gelişmiş gelişmiş ve 21. yüzyılın başlarına kadar işe yaramış.

Peki ya günümüzde?

İnsanlar yine okumayı yazmayı bırakmış ve bütün paylaşımlarını hiyeroglif benzeri bir sistemle fotoğraf ve türevleri ile anlaşmaya başlamış. Önce cümleler kısalmış, uzun yazılar okunmaz olmuş. Sonra kelimeler de kısalmaya başlamış. O bile zor gelmeye başlamış ve fotoğraf paylaşım çağı başlamış. Photoshoplu elbette çoğu. Bunlarla haber bile yapılmış.

O değil de niye yazdım ben bu yazıyı. Hah tamam. Bugün poz veren ve fotoğraf çeken en az 100 kişi gördüm. Millet sanki fotoğraf çekmek poz vermek için gelmiş dünyaya.

Dersimizin Konusu: ‘Kolonyalist Aklın Evrenselliği İlkesi’

İrlanda Kurtuluş Ordusu’nun (IRA) siyasi ve askeri kadrolarından Bobby Sands 1 Mart 1981 yılında Maze cezaevinde bir grup yoldaşıyla birlikte başlattığı açlık grevi 39. gününe girdiğinde Kuzey İrlanda’nın Fermanagh ve South Tyrone bölgesinden Britanya Parlementosu’na milletvekili seçilecekti. İrlanda halkının ölüme yatmış bu direngen adama teveccühü o güne kadar açlık grevi direnişi hakkında neredeyse doğru dürüst tek satır karalamayan İngiliz basını ve siyaseti üzerinde soğuk duş etkisi yaratmıştı. Dönemin Muhafazakar Partili Başbakanı ‘Demir Lady’ lakaplı erkeksi kadın kürsüden şöyle gürlüyordu: “Onlara asla politik statü vermeyeceğim.”

Bu buyurgan sözün kararlı tonu, Margaret Thatcher’ın işçi sendikalarıyla kapışmasından İrlanda sorununa güvenlik konseptiyle yaklaşımına siyasal yaşamın birçok alanında uyguladığı baskıcı politikaların kuyruğuna takılmış sağ kanat basın için yeni bir mesai döneminin başlaması anlamına geliyordu. Bu gönüllü kamu mesaisi IRA ve IRA’nın siyasi amaç ve mücadelesini olmadık iftiralarla karalama üzerine kuruluydu.

Kuzey Düğümü YAY Burcunda

Bu alanda kendi yolunuzda iseniz sizde gelişecek yeni nitelikler şöyle olacaktır:

  • Sezgiye, olacakları önceden bilme yeteneğine ve görünmez rehberliğe güvenmek.

  • Yüksek Bilinç’ten konuşmak

  • Spontane olmak- bir özgürlük ve serüven duygusu geliştirmek

  • Sansürsüz açık sözlü iletişim

  • Kendine güvenmek

  • Tek başına ve doğada zaman geçirmek

  • Sabır

  • Sezgisel dinlemek-sözcüklerin ardındaki anlamı işitmek

Yay Kuzey Düğümü insanı, sezgisel olarak hissettiği sözleri söylediğinde, kendisini içinde bulduğu durumla uyum içine girer. O yüksek benliğinden yaşadığı ve konuştuğunda, uygun olmayan arkadaşlar geri çekilir ve uygun olan yeni insanlar belirirler.