- Evet, kemalistim.
- Kafalardaki tanıma göre değil, sözlük anlamı ile kemalistim.
- Ne kafalardaki tanım ne de sözlük anlamı ile hayır kemalist değilim.
- Duruma göre bazen kemalistim.
- Bu yaşıma kadar kemalizmin ne olduğunu anlayamadım.
Bireysel ve Kümesel Özseverlik Üzerine
Okuduktan sonra sizinle de paylaşmak istedim. İgilisine çok şey anlatıyor diye düşünüyorum…
Özseverlik, yalnızca kişinin kendisinin, onun bedeninin, onun duygularının, onun düşüncelerinin, onun mal-mülkünün, onunla ilgili herşey ve herkesin tamamen gerçek şeyler olarak algılandığı, bu kişinin bir parçası olmayan ya da gereksinmelerinin nesnesi olmayan herkesin ve herşeyin ise tam anlamıyla gerçek olmadığı, duygusal bakımdan ağırlıksız ve renksiz olarak yalnızca zihinsel tanımayla algılandığı bir deneyim durumu olarak tanımlanabilir. Bir kişi, özseverliği ölçüsünde, ikili bir algı ölçüsüne sahiptir. Yalnızca bu kişinin kendisi ve onunla ilgili olan şeyler önem taşır, dünyanın geri kalanı ise çok az ağırlıklı ya da renksizdir ve bu ikili ölçüden dolayı, özsever kişi ağır yargı kusurları gösterir ve nesnellik yeteneğinden yoksundur.
Çoğu kez özsever kişi, başkalarıyla ilişkisinden dolayı ya da herhangi bir gerçek yapıttan veya kendine ait bir başarıdan dolayı değil, kendi kusursuzluğu, başkalarına olan üstünlüğü, olağanüstü nitelikleri konusunda sahip olduğu bütünüyle öznel kanısı aracılığıyla bir güvenlik duygusuna kavuşur. Kendi özsever imgesine dört elle sarılmaya gereksinme duyar, onun kimlik duygusu kadar değerlilik duygusu da bu imgeye dayanır. Bu kişinin özseverliği tehdit edilirse o, yaşamsal önem taşıyan bir alanda tehdit edilmiş olur. Başkaları, onu hafife alarak, eleştirerek, yanlış birşey söylediğinde yüzüne vurarak, bir oyunda ya da sayısız başka durumda onu yenilgiye uğratarak onun özseverliğini yaraladıkları zaman, özsever bir kişi, çoğunlukla, ortaya koysun ya da koymasın, hatta ayırdında olsun ya da olmasın, yoğun bir kızgınlık ya da öfkeyle tepki gösterir. Böyle bir kişinin, özseverliğini yaralayan kişiyi hiçbir zaman bağışlamaması ve çoğu kez bir öç alma arzusu(bedenine ya da mülküne saldırılmış olsaydı bu arzu daha az yoğun olurdu) duyması gerçeği, bu saldırganlık tepisinin yoğunluğunu çoğu kez gözler önüne sermektedir.
Karar kelimesinin kararı
Kendi üzerimdeki ve çevremdekileri gözlemlerim sonucunda şundan eminim ki; yanlış karar alamıyoruz. Eğer aldığımız bir karardan dolayı hoşumuza gitmeyen bi şeyler oluyorsa hemen bir karar daha verip o yoldan çıkabiliyorsak, bu yanlış bir karar değildi yalnızca kendimizi sınamak istemişiz ve başarılı olmuşuz demektir. Yok eğer aldığımız kararla ilgili oluşan durumlardan hemen bir yeni kararla geri dönemiyorsak bu durumda doğru karar vermişiz, tam da ihtiyacımız olan dersleri almak üzereyiz anlamına geliyor. Yani gördüğünüz gibi “yanlış karar almak” çekincesi boş bir korkudan ibarettir, geçersizdir.
Bir de karar almayı geciktirme durumları var; karar almayı geciktirmek acılı bir süreçtir ve filmi pausta bekletip arafta yaşamaktır ama buna bile yanlış diyemeyiz, mademki zaman yoktur, buyrun istediğiniz kadar bekleyin. Bi yere yetiştiğimiz yok bizim.
Fark etmez.
AÇLIK GREVLERİ…

12 Eylül’de başlayanlar 64 Kişi
22 Eylül’de başlayanlar 80 Kişi
5 Ekim’de başlayanlar 221 Kişi
15 Ekim’de başlayanlar 278 Kişi
26 Ekim’de başlayanlar 13 Kişi
12 EYLÜL’DEN İTİBAREN AÇLIK GREVİNDE OLAN TUTSAKLAR (64 KİŞİ)
Diyarbakır D Tipi Cezaevi
Mazlum Tekdağ
Ercan Şengül
Tayip Temel
Ramazan Başarı
M. Şerif Aslan
M. Salih İlen
Ramazan Yıldırım
Fırat Bilir
Sami Geylani
Davut Polat
Erdal Emeç
Cihat Bekir
Osman Ötün
Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi
Muhammed Mahmo
Şehmus Öncel
Yasin Yılmaz
Ersin Yolu
Erol Şen
Suphi Yalçınkaya
Emrah Kaplan
Nazmi Doğan
Abdullah Rüzgar
Doğanın diktatörlüğüne ne dayanır?
“Sandy gibi ‘Frankeşfırtına” Orda cok uzakta bir durum olarak mi gormeliyiz yoksa hepimizin yasadigi ortak bir yuva, dunyamizin gelecegi hakkinda biraz konusmakda fayda var midir ?
Iklim degisikligi ile ilgili neler soyleyebiliriz ?