Sürpriz Yumurta: Venüs Bağlantısı

Venüs Bağlantısı isimli kitabınızı bir kaç saat içinde okudum. Çok iyi bir polisiye romandan fazlasını bulduğumu belirtmek isterim. Bu tarz kurgularda -her nedense- bin yıldır durmadan kullanılan klişelerden uzak duruyor roman. Zekice yazılmış olmasının yanı sıra, bence en önemlisi her anlamda dozun yerli yerinde hesaplanması olmuş.

Yer yer Akdeniz ağzına ait ögelerin kullanılmasından mıdır, yoksa ana karakterin kişilik özelliklerinden midir bilinmez, romana sinen samimi bir sıcaklık okuru sarıveriyor. Her şey bir yana, satırlara sinen zekâ pırıltıları usulünce yapılmış bir gece makyajı kadar yerli yerinde.
Tek küçük eleştirim birkaç yerde kullanılan (teknik olmayan, yerine Türkçesi kullanılsa daha şık durabilecek) yabancı sözcüklerle, bir iki sayfayı geçmeyen kimi teknik bilgilerin okuru akıştan bir parça koparma riski olabilir. Yer yer anlatıcının el değiştirmesi anlık bir zemin kayması yaşatıyorsa da fazla göze batmıyor.

Uyuma Hali

“Kişilik, sadece görmeyi istediğini ve hayatına zararı dokunmayanı görür. Sevmediğini hiçbir zaman görmez. Bu, aynı zamanda hem iyi hem de kötüdür. Eğer insan uyumak istiyorsa iyi, fakat uyanmak istiyorsa kötüdür.” Gurdjieff

İlk cümle aynen vaki fakat sonrasında G usta biraz kestirme yaklaşmış ve bence eksik olmuş. Hayatını değiştirecek olanın sanki hep sevmediklerinden geliyor olması şart değil. O sadece bilmediğinden geliyor ve onu sevip sevmeyeceğini de önden bilemezsin. Fakat hayatının değişmemesine odaklıysan eğer o durumda bunu başarabilecek her yeni şeyi sevmiyorsun da denebilir, ki G usta kestirmeden bunu söylemiş.

  • Hanife Altuntas burada ortalama insan kişiliğinin, hayatının değişimi noktasında ne kadar dirençli olduğu imasından yola çıkılmış. kendimize ve çevremizdeki diğer insanlara baktığımızda bunun böyle olduğunu görmek çok mümkün

Celal ve Cemal’in dehlizleri…Bütün’ü sezmek

Casiye suresi 23.ayet:
Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah’ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız?

İsmi Yüce Olan Huve/O’nu ….O’nun bütün’lüğünü bilerek ve kabul
ederek sevmek.
Celali ile…Cemali ile…ve bunların sentezi olan Kemali ile.
Herhangi bir noktasını değil,Tüm’ünü sevmek…
Bütün’ünü sevmek.
Gün dediğimiz zaman diliminin,gece ve gündüzden oluşması gibi
evren ve içre evrenler Huve/O Yüce Olan’ın Celal ve Cemal
sıfatlarının tecellisi ile oluştu….vücut buldu.
Külli enerji ve Külli aklın sentezi olan Saf Düşünce’nin ”KÜN”'(OL)
nidasının titreşimleri, boyutları ve evrenleri var etti.
Huve/O,kendisinde külli olan ne varsa,cüz-i olarak yarattıklarına da verdi.

Atletizm ve Yüzme

Atletizm insan organizmasının ve limitlerinin testidir. En saf ve direkt spordur. İnsanin fiziksel limitlerini zorlayıp aşmak için çocukluğun ve gençliğin (belki de) feda edilmesidir.

Yüzme de olayın sudaki devamı. Uçamadığımız için 3’leme olamıyor. Böyle bir sporun gerçekten var olduğundan ve ciddi olduğundan Türkiye’deki geniş kitlelerin haberdar olması ilk defa televizyondan verilen 1972 Münih Olimpiyatlarıyla olmuştur.

Açılışı, halen dünyanın en hızlı insanıyla yapıyorum :

Ne sürer iniş?

“Ne sürer dağa tırmanmak?Kırk yıl. Esmerdir yerli klavuzlar; ufak tefek, yürekli, kaypak. Rüşvet almazlar.

Kuzey yüzünü mü önerirsiniz? Kaş çatıyor bütün yüzler; seçin öyleyse. Seyyahlar, kendi yolculuklarını anlatırlar, sizinkini değil. Basılacak sağlam yerleri saklamaz buz. Kayaları okuyun. Onlar sözü yaşar.

Ve zirvede? Durursunuz.

Derler ki buradan görülebilirmiş şehir. Bilmiyorum.

Aşağı bakarsınız. Garip gelir yukarı bakmıyor olmamak; emin olamazsınız ne gördüğünüzden.

Kimisi şehir bu der; başkaları daha uzak bir Âlem sezer. Klavuzlar döner. Omuzlayın çantanızı, giyin ceketinizi. Buradan aşağı ne bir iz var, ne bir amaç, ne bir yol, ne de yollar.

Akşamın o uçsuz bucaksız inişinde, o altın renkli pusun ta içinde, bir kıpırtı, bir ışıltı belki: