Cevapların çok zor ve karmaşık olduğuna dair bir ön yargımız var, yeterince yakından ve sade bakamadığımız için kandırılmaya ihtiyacımız oluyor. İlaveten, duygular; intikam, hırs, şehvet gözümüzü körleştiriveriyor!
Böylece TİN işi devralıyor.
Tin’in gösterisini defalarca seyrettim, doyumsuzdu. Önceleri bunun ne olduğunu bilmezdim hatta çok şaşırdığım ve utandığım durumlar da olmuştu. Sonraları bunun adını ve amacını öğrendim, rahatladım. Şimdi tıpkı rüyaların dili gibi tinin gösterisini de büyük bir hayranlık ve şaşkınlıkla izliyorum.
Büyücüler, soyutla, hakkında düşünmeden, görmeden, dokunmadan ya da varlığını hissetmeden tanışırlar.
İşte Büyücülük öykülerinin ilki; tinin belirmesi, niyetin inşa edip büyücünün önüne yerleştirdiği ve onu içine çağırdığı görkemli yapıdır.