Beğenilme arzusu hastalığı

Sohbetlerde tercihiniz doğruyu söylemektense, başkalarının sizden hoşlanmasını sağlamak oluyorsa. Karşınızdaki memnun etme arzunuz yüzünden saçma esprilere gülüyorsanız. Tanımadığınız insanlara karşı, otelin zengin müşterilerine selam verirken onlara yaranmaya çalışan bir kapıcının yılışık tavırlarını takınıyorsanız. İstisnasız herkes tarafından sevilmeyi istemek gibi hastalıklı bir arzudan kaynaklanan o salyalı coşkuyu yaşıyorsanız. Bir topluluk içindeyken, çoğunluk tarafından kabul gören fikirleri sorgulamaya kalkmıyorsanız. Alanlarında otorite olmuş kişilerin onayını almaya çalışıyor, onlarla karşılaştıktan sonra da acaba beni beğendiler mi diye endişelenip duruyorsanız. Gümrük kontrolünden ya da polis arabalarının yanından geçerken, üniformalı memurların sizin için iyi şeyler düşünmesini istiyorsanız gizliden gizliye.

Olgunluk

Büyücülük doğal bişeydir aslında, fakat hedef değildir bana göre. Olgunluk, her halin varlığının doğal olduğunu anlamakla başlıyor. Örneğin Don Juan da büyücülük yerine bilgi adamı olmayı arzu ediyordu. Ancak bi bilgi insanı (herhalde anadolucası insanı kamil olsa gerek) özgürlüğüne kavuşur. Ya da tersi, ancak özgürleşen biri, bilgi insanı olur.

**

Erkek-kadın fizik bedeninde olmak eski dünyada isimden sonra en belirleyici ayraçtı ama şimdi artık her iki yön birleşiyor, dengeleniyor ve BİR insan olunuyor. Ben böyle görüyorum. Tabi geçiş aşamalarında huysuzluklar olur biras 🙂

**

Gece rüyaları, gündüz rüyaları, vizyonlar… Şu anın kalitesini yükseltmak için tüm zamanlardan gelen mesajlar. şu anınızın kalitesini yükseltmek ilginizi çekiyor mu?

http://www.facebook.com/RuyaKampiDunyaYili2012

yöntem psikolojisi ve din :)

Hatırlarsanız, bu senenin başında Ebubekir bir başlık açmıştı.

Evrensel İlkeler ve Kuran.

Her ne kadar kendisi bir süre sonra pek çok soruyu yanıtsız bırakıp ortadan kaybolduysa da, bi tanesini ben unutmadım.

Daha doğrusu, merak da yaptım.

Kısa bir hatırlatma olması babında, özetlemeye çalışayım;

Öncelikle, Ebubekir’e sorulan soru: Madem ki kuran’ın koyduğu emirler, buyruklar, zamanın ve şartların değişmesiyle değişebilir, yeniden düzenlenebilir (evrensel ilke-modern dünya filan) diyorsun, o halde bunu böyle ifade eden bir ayet gösterebilir misin demiştik. (Diyen de bendim)

Resimdeki Çığlık

Vietnam savaşının dehşetini dünyaya anlatan en çarpıcı fotoğraf hiç tartışmasız dokuz yaşında Kim Phuc’un, vucudunda yanıklarla bombardımandan kaçarken çekilmiş görüntüleriydi. ABD savaş uçaklarının attığı napalm bombasıyla köyü bombalanana kadar savaşa rağmen mutlu bir çocukluğu olmuştu.1972 yılında yaşanan bombardımanda ise dehşeti yaşamış, Napalm’in şiddetiyle kıyafeti parçalanmış ve vucudu yanıklar içinde kalmıştı.

Associated Press fotoğrafçısı Nick Ut, Kim’in yaşadığı dehşet anlarını görüntüledi. O zamandan itibaren fotoğraf pek çok ödüle layık görüldü.Nick Ut’a Pulitzer ödülü kazandırdı. Dünyanın gözünü Vietnam Savaşı’na çeviren fotografıyla küçük kız, savaş karşıtlarının bir bakıma ikonu haline geldi.

Kim,tedavi için 14 ay hastanede kaldı. Vücudunun yarısından fazlasında üçüncü derecede yanık vardı. Doktorlar yaşayacağını sanmıyordu. Dayanılmaz acılar çekti.17 kez ameliyat edildi.Uzun tedavi dönemi yaşayan pek çok çocuk gibi, O’da ilerde doktor olmaya hayatının bu dönemlerinde karar verdi.

1982 yılında tıp eğitimi görürken, ‘fotoğraftaki kızı’ bulmak isteyen Hollandalı bir gazetecinin isteği üzerine Vietnam yetkilileri Kim’i buldu. Gazetecilerin ilgi odağı oldu, kısa zamanda bundan bunaldı. Vietnam hükümetinin isteğiyle tıp öğrenimini yarıda bıraktı. ‘Savaşın simgesi’ olarak hükümetin daha fazla işine yarayacaktı. Nihayet 1986’da, Vietnam yetkililerin gözetimi altında, Küba’da eğitimini sürdürmesine izin verildi. Ancak sağlık sorunları nedeniyle eğitimini tamamlayamadı. Küba’da tanıştığı Bui Huy Toan ile 1992’de evlendi.

2003 yılında Newfoundland, Gander’de, havaalanında yakıt almakta olan Moskova-Küba seferini yapan uçaktan inerek kocasıyla birlikte Kanada’ya sığınma hakkı talep etti.

Kanada’da yaşayan Kim, özellikle savaş kurbanlarına hoşgörü, barış mesajları iletme misyonu üstlenmiştir. Ve 1994’ten bu yana UNESCO iyi niyet elçisidir.

Bugün haberleri izlerken Kim Phuc’la yapılan kısacık bir röportaja denk gelince, onunla ilgili bir başlık açmak ve sizinle de paylaşmak istedim.

bazı kısımlar vikipedi’den alıntıdır.