Senin Annen Bir Melek Değildi Yavrum

Kadınların en temel kapanlarından birisi çocuklarıyla kurdukları ilişkinin biricikliğine ait yapılan vurgular; etraf çocuk için kendini helak etmiş annelerle dolu ama bu alanda baba örneğine rastlasak da nadiren rastlıyoruz. Annelik söz konusu olduğunda “sınıfsız, ayrımsız, yekpare bir kitle” haline gelen kadınlar bu konuda hayatları boyunca “iyi annelik” konusunda bitmeyen bir tez hazırlıyor gibiler.

Bir annenin birinci görevi çocuğunu ne kadar sevdiğini, ona nasıl iyi baktığını herkese kanıtlamak, kocasını ihmaline göz yuman kitle bu konuda hiçbir tolerans tanımıyor ve bir kadının birinci görevinin çocuğu olduğu konusunda hemen uzlaşıyor. Hiçbir futbol takımının, siyasi örgütlenmenin bu kadar sağlam bir ortaklık altyapısı yok, annelik denilince akan sular duruyor, duran sular yeniden akıyor.

Eşekli Kütüphaneci Mustafa Amca

Yıl 1943.
Genç Mustafa’nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü özel sektör falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok.

Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır:

“Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun.” Gelen giden olmaz. Amirlerine durumu bildirir.

– Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyon mu, almıyon mu?
– Alıyorum.
– Eee, o zaman ne karıştırıyon ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına daha fazla bela alacan, o kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten…

23 yaşındaki genç memur “Ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce “Deli misin bey?” der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir.

Abraxas

Ölülere Yedi Vaaz’dan

“Abraxas bilmesi zor tanrıdır. Onun gücü en fazladır; çünkü insanlar onu hiç kavramazlar. İnsanlar güneşin en büyük iyiliğini görür, şeytanın da sınırsız kötülüğünü, ama Abraxas, o görmez; çünkü o, hem iyilik hem de kötülüğün annesi olan tanımlanamaz yaşamın kendisidir.
O kendini boşlukla birleştiren tamlıktır.
O kutsal düğündür;
O aşktır ve aşkın katlidir;
Mukaddes olandır o ve ona ihanet edendir.
Günün en parlak ışığı, deliliğin en derin gecesidir;
Onu görmek körlük demektir;
Onu bilmek hastalık;
Ona tapınmak ölümdür;
Ondan korkmak bilgelik;
Ona karşı durmamak özgürlük demektir.