Plaza Kadınları

Plaza kadınları, sıradan emekçi kadınlardan daha fazla saygıyı hak ediyorlar. Hem yoğun tempolu geçen günleri hem de güzelliklerini korumaya çalışmaları ve her türlü entrikaya rağmen işlerini yapmaları onları belki daha acımasız kılabilir. Fakat bu acımasızlığın altında yatan sebepler hiç de haksız değildir.

Hem iş olarak performans beklenen hem güzelliğini koruması istenen hem kendini geliştirmesi gereken hem de yeri geldiğinde en yakın arkadaşlarını bile satması öğretilen bu kadın tipine hayranlıklarımı dile getirmeden geçemeyeceğim.

Bilgi, zeki ve güzelliğin bir arada olduğu bu insan tipine eğer hırs eklenirse son derece tehlikeli hale gelir.

İyilik Kötülükle Kuşatılmış

İyilik Kötülükle Kuşatılmış

GÜNÜMÜZ dünyasında, özveride bulunmaya istekli kişilerin az olduğu sanılabilir. Yine de, bazı kimseler “bir şeyler yapmayı”, yani başkaları için iyilik yapmayı hâlâ istiyor. Her yıl sayısız insan, hayır işleri yaptığına inandıkları kurumlara milyarlarca dolar bağış yapıyor. Örneğin, Britanya’da 2002 yılında hayır kurumlarına yapılan bağışlar rekor düzeye, 7,3 milyar sterline ulaştı. On cömert iyiliksever, ihtiyaçta olanlara yardım etmek üzere 21,9 milyar sterlinden fazla para bağışlamaya söz verdi, 1999’dan beri de bağışlarını yapıyorlar.

Hayır kurumlarında çalışanlar bazı yararlı işler başarmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Düşük gelirli ailelerin tedavi masraflarının karşılanması, tek başına çocuk yetiştiren anne ya da babaların çocuklarına eğitim ve rehberlik, gelişmekte olan ülkelerdeki aşı kampanyalarının finanse edilmesi, çocuklara ilk kitaplarını verme, yoksul ülkelerdeki çiftçilerin hayvan yetiştirmeleri için damızlık hayvan sağlanması ve doğal afet kurbanlarına yardım malzemelerinin dağıtılması.

İtirafa Gel

Pek değerli forum üyesi arkadaşlar,

Hepimizin küçükken, hatta şuan bile bir çok muzurlukları olmuştur mutlaka.

İlk itiraf benden olsun:)

İtiraf ediyorum;

Çocukken binadaki ayakkabıları su saatine saklayan,komşu teyzeler onları aramakla uğraşırken bodrum katta gülme krizlerine giren bendim.

Karşı bakkal Ahmet amcanın bütün kuru tahıllarını birbirine karıştıran ve 30 adet bedava max çubuğunu çalıp hergün aynı bakkaldan bedava max yiyen de bendim. (yaptığım ilk ve son hırsızlık vakası)

Sevgili (eks) aşkım, hani şu lise 1’deyken hafta sonları ” kuzenimle kütüphaneye gideceğiz” bu hafta buluşmayalım diyordum ya,yalandı onlar:)

Dört saat önce telefonla arayan sevgilime hasta olduğumu buluşmaya gelemeyeceğimi söyledim..
Kıyamam geliyorum deyince de yok yok ben uyuyacağım gelme dedim.
Hasta felan değilim.

Ölülere Yedi Vaaz’dan

Ölülere Yedi Vaaz’dan

“Ölüler aradıklarını bulamadıkları Kudüs’ten geri geldiler. Benden içeriye kabul istediler, onlara öğretmemi istediler, ben de onlara öğrettim.
Beni Dinleyin: Hiçlikle başlıyorum. Hiçlik tamlıkla aynı şeydir. Sonsuz halinde tamlık boşlukla aynı şeydir. Hiçlik hem boştur hem tamdır. Hiçlik hakkında pekala başka şeyler de söylenebilir, yani beyaz ya da siyah olduğu, var olduğu ya da var olmadığı. Sonsuz olanın, ebedi ve ezeli olanın niteliği yoktur, çünkü bütün niteliklere sahiptir.”  G.Jung

Bilginin Doğası

“Sen okaliptüs ağaçlarını bilir misin? Uzun boylu ve güçlü ağaçlardır, çok su çektikleri için bataklık yerlere dikerler. Köylerde garip dost da derler hani. Yapraklarını elinle ovuşturursan güzel bir koku çıkar; adeta doğanın kokusu gibi, canlandırıcı, pişmemiş, ham bir koku. Bu ağaçların kabukları soyulur. Altlarından yeni deriler çıkar, hatta ilk soyulduğunda, insanın yeni çıkan derisi gibi, pembecik, azıcık kanlı görünür. İşte o kabuklar bana göre BİLGİ’dir. O ağacın kendi kanından canından üretip üzerinden attığı eski kabuğu! O kabuklar rüzgarın önünde oradan oraya uçuşurlar. Onları bulanlar, biriktirip yakarlar ve ısınmaya çalışırlar. Ama çok geçicidir onların verdiği ısı. Çünkü ölüdürler. Kendilerini üreten kaynaktan kopmuşlardır bir kere. Yani bilgi-kabuk geçicidir, senin beklediğin ısıyı sana hiç bi zaman veremezler ama yaptıkları şey aslında şudur; sana belki bir gün bir daha asla üşümeyeceğin kadar ısınabileceğin beklentisini verirler. Ve her defasında bu beklentiyi besleyip büyütürler. İşte sen ve senin gibiler o kabukların peşinde koşarsınız hep!” YENİ’den Doğanlara-Dağ Bağlantısı-Sibel Atasoy