Ağ ol, ağ ol, ağ ol

Siz hiç dokuma tezgahı gördünüz mü?

Mekik soldan sağa, sonra sağdan sola fırlar ve üzerine tarak tak diye inip sıkıştırır. Yukardan inen bir anlamda dünyanın meridyenleri gibi olan dikey sabit ipliklere çözgü, yine enleme benzetebileceğiz yatay hareketli ipliklere ise atkı denir. Atkının çözgüler arasından fırlatılabilmesi için oluşturulan aralığa ağızlık denir.

Ben dediğimiz kişiliklerin oluşumu da bu mekanizmaya benzer; sağ ve sol yanlarımız, mantık ve hayal-yaratım arasında durmaksızın dokunur. Atkının bir mekik aracılığı ile bu işlemi yaptığını biliyoruz ve işte o mekik insanda merak ve arzuya karşılık gelir muhtemelen.
Asker gibi; sağ sol, sağ sol, sağ sol!
Önden birer harf düşürürseniz gülümsersiniz: Ağ ol, ağ ol, ağ ol

Umre’de deve idrarı içen iki vatandaşımız hastanelik oldu.

Cumhuriyet gazetesinden Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, Türk umreciler, kendi olanakları ile gittikleri Suudi Arabistan’da umre ziyaretleri sırasında, birçok hastalığa iyi geldiği yönünde bilgiler içeren hadislere dayanarak, bedevi kervanlarındaki develerin taze sağılmış sütlerini ve idrarlarını içtiler. İddiaya göre umre kafilesine eşlik eden imam da süt ve idrardan içti. Umrecilerden bazıları ülkeye döndüklerinde yüksek ateş, kanama diatezi ve karaciğer enzimlerinde saptanan yükselmeler nedeniyle sağlık merkezlerine başvurdu. Sütün sağılması sırasında, devede bulunan Suudi Arabistan kökenli, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabileceği belirtilen “alk humra” virüsünün umrecilere bulaştığından endişe ediliyor.

Bayındır Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, “Alk humra yüzde 25 ile 35 oranında ölüm riski taşıyor. İnsandan insana kan yoluyla geçmesi durumunda ise tıpkı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsünde olduğu gibi ölüm riski katlanarak artıyor” dedi. Emekli müftü, CHP Milletvekili İhsan Özkes, “Böyle bir hadis varsa hadis değildir, uydurmadır. İçen de cahildir” değerlendirmesini yaptı.

İnsan Türleri

Bilinen tarih boyunca, dünyada üç tür insan olagelmiştir: Yüksek, Orta ve Aşağı.

Bunlar kendi içlerinde de pek çok alt bölüme ayrılmışlar, sayısız ad taşımışlar, sayıları ve birbirlerine karşı tutumları çağdan çağa değişmiş, ama toplumun temel yapısı hiçbir zaman değişmemiştir.

Olağanüstü ayaklanmalar ve kesin görünen değişimlerden sonra bile, tıpkı ne kadar hızlı döndürülürse döndürülsün dönme ekseni doğrultusunda hep aynı kalan bir jiroskop gibi, aynı düzen hep kendini yeniden dayatmıştır.

Bu üç kesmin amaçları asla uzlaştırılamaz. Yüksek kesimin amacı, bulunduğu yeri korumaktır. Orta kesimin amacı, Yüksek kesimle yer değiştirmektir. Aşağı kesimin amacı ise tüm ayrımları ortadan kaldırmak ve tüm insanların eşit olacağı bir toplum yaratmaktır.

Yüksek kesimin kendini koruyamadığı dönemlerde, özgürlük ve adalet uğruna savaşıyor görünerek Aşağı kesimi de yanına alan Orta Kesim tarafından devrilmiştir. Ne var ki Orta Kesim hedefine ulaşır ulaşmaz, Aşağı kesimi eski kölelik konumuna geri gönderir ve kendisi Yüksek kesim konumuna geçer. Çok geçmeden diğer kesimleden kopan bir Orta kesim yeniden oluşur ve savaşım yeniden başlar.

Uzaylılar ve Ayağa kalkmak

Uzaydan sürekli bi şeyler geliyor. Evvelsi günkü güneş patlamasından bize ulaşanlar sadece en sık yaşadığımız ve kısmen üzerinde fikir yürütebildiklerimiz. Oysa uzaydan bize gelen etkilerin %95 i hakkında hiç bi fikrimiz olmadığını söylüyor bilim. Uzaylılar denince onları insanı az çok andıran fiziksel bir form zannetmek her zaman beni güldürmüştür.

Kurulu Etik

Belki bir parça gölgeye kaçıp; etik kurul hakkında fikirlerimizi, içimizden geldiği gibi, sakin bir şekilde paylaşabiliriz… Bende oluşan duyguyu nasıl ifade edebilirim diye düşündüm… Nereden başlayacağımı bulamadım.

Ne söyleyebilirim, ne söyleyebilirim… Bilmiyorum. Ama birisi çıkar da, etik kurul kuruldu, sitede etik bozuldu derse… Çok da haksızlık etmiş olmaz sanırım.