ÜÇ BÜYÜK KENT KIYASLAMASI

ANKARA
En iyi kalpli Üvey ana,
Bu şehri bu kadar yalın anlatan başka bir şey olamaz sanırım.
Sorumluluklarını bilen, asla kötü davranmayan ama sonuçta bir üvey ana
olan Ankara.

Bu şehirde insanlar bekler. Emekliliği, askerin bitmesini,
rüşvetin gelmesini, gönderdiğiniz evrakın cevaplanmasını , suskun devletin
konuşmasını beklerler.
Taşı çatlatacak bir sabırla bir şeyleri beklerler, kim bilir
bekledikleri hayattır. Belki denizi görselerdi beklemezlerdi.
Denizi su sanırlar.
Suyu görmek için göllerin kıyısına gidersiniz ama su ufka uzanmaz.
Bir suyu deniz yapan ufuk yoktur Ankara’nın göllerinde.
Oysa ne önemlidir suyun hiç bitmemesi ve uysal bir sevgili gibi
gökyüzüyle birleşmesi.
O vaatker ufuk çizgisi, o nasıl güzeldir.
Her zaman ötelerde bir şey olduğunu fısıldayan o şehvetli çizgi.
İnsanlar Ankara’da beklerler, kim bilir bekledikleri hayattır.

OKUYORUM…

Ne mi okuyorum ?
Kitaptan sana akmayan bir denizi okuyorum.
Dili dalgalı, sayfaları gök mavisi…
Çevir, çevir, çevir…

…sayfalarda bitmeyen bir özlem…
Gemiye yüklenmiş denizler gibiyim.
Beni aşkın diline çevir ki, denizin tuzu yakmasın artık içimi..

Tayfalarım talan içinde. kalbimde bir inebahtı yenilgisi…
Ne mi okuyorum…
Kayalıklara vuran dalgalar ne söylüyorsa onu okuyorum.

Seni söylüyorlarsa, seni okuyorum, özlemini okuyorum.
Ey varoluşum sebebi. Beni kurtar bu lirik bataklıktan…

Yeni Dünya-Yeni Dönem

Üç yıl önce yazılmış bu yazı gerçekten ilginç. Gerçi o Sibelden sonra bi çok sibel geldi geçti şimdi farklı şeyler, ilaveler de yapmak mümkün, acaba sizler ne düşünecek, neler ekleyip çıkaracaksınıız frekanslar? Gurubumuz bizatihi YENİ olanla ilgilidir bu sebeple fikirleriniz hepimiz için tazeleyici olacak ve sevinçle karşılanacak 🙂
“Bildiğimiz gibi yeni bir şey öncelikle imajinasyon/hayal olarak oluşuyor, bunu en güzel ifade eden Feynnman’dır:
“daha önce hiç görmediğiniz bir şey olacak, daha önce görülmüş, ele alınmış her detayı kapsayacak, o ana kadar düşünülmüş olandan farklı olacak ve daha da ötede; kesin olacak ve herhangi bir muğlaklık içermeyecek.”” (yazının bütünü için tıklayınız)

te: Sibel YENI konusunda simdi ne düsünüyorsun? YENIyi bulma/görme ögrenilebilir mi? Bilim adamlarinin da yapabildilerine göre görme teknigi olmasi lazim…..

Zeki İnsanlar İçin Bireysel Gelişim

The last days I read something about and from Steve Pavlina. I was impressed and tried to find a turkish blog, what I found is a book in turkish:

Arka Kapak

Bireysel gelişim kimi uzmanların önerdiği gibi ne kolay ne de hızlı bir süreç. Cesaret, dürüst yüzleşmeler, sıkı çalışma ve disiplin gerektiren uzun bir yolculuk bu.

Zeki İnsanlar İçin Bireysel Gelişim, gençlik günlerinde heyecan olsun diye hırsızlık yapınca hapse düşen son derece zeki birinin yaşanmış bireysel gelişim hikâyesinden özümsediklerini insanlarla paylaşma arzusuyla şekillenmiş dürüst ve samimi bir kitap.

Dünyanın en çok okunan, en başarılı Blog’larından birinin kurucu yazarı Steve Pavlina, bilinçli gelişme için evrensel ilkelerin varlığından söz ediyor: Gerçeklik, Sevgi, Güç, Teklik, Otorite, Cesaret ve Zekâ.

Başka gezegende canlılık keşfedilse…?

Varsayalım ki,başka bir gezegende de hayat olduğu hatta bizim kadar zeki canlılar olduğu keşfediliyor. Onlarla iletişim kurmayı başardığımızı da varsayalım. Onların gezegende de bizimkinde olduğu gibi canlılık çok çeşitliğe sahip olsun. Bu çeşitlilik içinde sadece bizim dünyamızda olduğu gibi bir türün diğerlerinden yüksek zekaya ulaştığı ve gezegenin adeta patronu olduğunu hayal edelim. Onlarla kurduğumuz iletişim sonucu, öğrendiklerimize göre o gezegenin patronu olan canlılarında dini inançları olduğu ve tanrıya inandıkları fakat iki temel gruba ayrıldıklarını varsayalım.

Bir grubun tek tanrılı inanca sahip olup , gezegenlerinde canlılığın tanrının emriyle aşama aşama evrildiğine inansın.Diğer grup ise çok tanrılı olsun ve gezegenlerinde görülen çeşitliğe evrimin değil,çok sayıda tanrının kendi aralarındaki mücadelelerin sebep olduğuna inansınlar.