Kendime de teşekkürler

Bu günümü, yaşamdan zevk alışımı, sürekli boşaltabilmeyi becerebildiğim, bildiklerimi ve deneyim öykülerimi anlatabildiğim ve her an alabildiklerim için vasıta olan tanıdık tanımadık herkes ve herşeye teşekkür edişime, farkında bile olmadan bir günde onlarca kez şükür edişime, yolun bittiğini gördüğümde derhal makas değiştirebilmeye (velev ki çok emek vermiş olayım, hiç fark etmez. Bitmiş olan bitmiştir), yeni şeyler denemeye aramaya ve bulmaya gösterdiğim sarsılmaz kararlılığa borçluyum sanırım. Veda gibi oldu ama değil, sadece içimden geldi, kendime borçlu olduğum halde borcumu ödemediğimi fark ettim ve şimdi onu yapıyorum, çok teşekkürler kendim 🙂

Şimdi balkonda bi sigara içtim, aklım başıma geldi 🙂 Galiba eski hesapları kapatmaya çalışıyorum. Bu vesileyle teşekkür etmeyi unuttuğum, maddi ya da manevi borcum kalan kimse varsa hemen öne çıksın. Belli mi olur, belki sabaha çıkmayız. Belki de daha yaşayacak çok ŞU ANımız vardır, bu önemli değil. Önemli olan üzdüğüm, kırdığım, borçlu olduğum kimse kalmasın ve hafifleyeyim. Bu dünyayı  canımdan çok sevmişimdir, yine de buralarda bölük pörçük duygu bulaşıklığım kalmasın göçtüğümde 🙂

Ulusalcılık Nedir?

Ulus veya ulusalcılık doğru kişilerce ve doğru bir şekilde uygulandığında güzel bir şey. Fakat bu öyle suistimal edilmeye müsait bir kavramki, etnik veya inançsal bir baskı yöntemine her an dönüşebilecek bir potansiyele sahip.

Mesela bir ulusta olması gereken; azınlıkları, çeşidi, renkleri korumak olmalıyken çoğu zaman ayrımcılığa, tek tipçiliğe, aynı olmaya zorlanır.

Yurtdışı ulusal devletleri de konuşuruz elbette onları da örneklendiririz fakat gelelim Türkiye’ye. Bir sürü azınlık ve farklı inançlardaki insanlar ulusalcılık adı altında tektipleştirmeye, kültürleri, inançları yadsınmaya, yok edilmeye, baskı uygulanmaya maruz kalmıyor mu?

Bu tip davranışlar “gerçek ulusalcılık” anlayışına zarar vermiyor mu sizce? Zenginlikleri korumak yerine ötekileştirip sonra da kendileştirmek iyi bir şey mi kötü bir şey mi?

Sözüm gideceği yeri bilir

Hayatınızda bazı şeyleri istediğiniz halde olmadığını mı söylüyorsunuz?
Sözüm sizlere:
Şöyle alacakaranlıkta (akşam ya da sabah fark etmez) açık havaya çıkın (balkona ya da yoksa pencerenizi açıp başınızı uzatın) ve sesli olarak deyin ki:
ŞU (ulaşamadığınız o şey) konuda ben hep ne derim, ne yazarım, ne anlattım?
“Kendiniz” arka arkaya bilgisayar programı gibi onları dökecek ortaya!
Ve hemen ONA neden ulaşamadığınızı, kendi kendinizin yoluna yıllardır nasıl çıktığınızı görerek şaşacaksınız ve belki şapşallığınıza güleceksiniz ya da ağlayacaksınız, fark etmez.
Her şey şu an düzeltilebilir:
Hemen o bilgisayarın döktüğü tüm söylemleri sol elinizle dışarı doğru savurun ve “hepinizi attım, işime yaramıyorsunuz” diye bağırın.
Kolay gelsin canlarım.

Şu Bu O

Ya siz? benzer durumda siz olsaydınız ne yapardınız?

Herkes kendi tarafından bakınca, gözlemci böyle bir sahne yakalıyor.

Allah! allah! diye kılıçları çekmeden önce, gözlemci olmayı bi kere deneyin.

Sitenin iyice suyu da, çivisi de, omiriliği de çıkmış..

Eee Ön teker nereye, arka da oraya!

Kendine güvenmek Nedir gerçekten?

2009’da bi yaşımdan daha çıkarken hayatımın kısa bi özetini çekmişim (Daha Yaşayan doğmadan):

Güzel ve oldukça renkli sayılabilecek bir hayat yaşadım. Maddi manevi acılar da çektiğim oldu fakat bunların kendi bilinçli seçimlerim sonucu olduğunu biliyorum. Seçimler öylesine önemli ve büyülü bir konu ki bu konuda çok düşündüm çok yazdım. Özellikle tesadüflere inanmaya meyilli olmadım, bazen onların sebeplerini bulmak imkansız olabiliyor ama bu yine de rastgele olup olmadıklarına kanıt teşkil etmez kanımca. Zaten ilk basılan kitabım Sırıtkan Kırmızı Ay tamamen bu konu üzerine odaklanmıştı.

Herhangi bir seçimimin sonuçlarından memnun olmadığımda pişmanlık çukuruna da yuvarlanmadım. Bu kendini çok mühimsemek olurdu sanırım. Şöyle düşünürüm; eğer o seçimi yapmayabilecek kudrete sahip olsa idim yapmazdım zaten! Eğer yaptıysam sonuçlarını kendime ve ilgili kişilere en yararlı olabilecek şekilde alabilmek için elimdeki tüm imkanları kullandım. Şikayete ayıracak zamanım hiç olmadı, ya da bu yolda tercih kullandım diyelim. Faydacı bir yapım olduğunu biliyorum ve şikayetten bulacağım fayda o yolla yitireceğim enerjiden fazla görünmedi bana.