Evet evet kesinlikle bi şey kıpırdıyordu!

Önce deli deli güldüm, sonra deli deli ağladım bugün. İkisi için de sebep yoktu.

Diyelim ki kalp masajı yaptım.
Başka bir uygarlıkta belki bu edimlere ağlamak ya da gülmek yerine kalp masajı denirdi. Kim bilebilir ki?!

Olay deşifre etmekle ilgili. Bütün olaylar gelip deşifrasyona dayanıyor.

Diyelim ki karşınızda biri var. O hareket eden bir şeydir. Onun hareketlerini siz deşifre ediyorsunuz. Neye göre? Tabii ki kendi şifre çözücü kodunuza göre. Ve ona diyorsun ki örneğin; “üzülme bu kadar, ağlama!” Belki o sana hayretle bakıyor. Çünkü sen de hareket ettin. Ve onun şifre çözücüsü de senin hareketini deşifre etti ve örneğin sana dedi ki; “sen niye böyle bencilsin?!”

Yüzümüz değişecek mi?

Türkiye’de ilk yüz nakli bugün gerçekleştirilmiş. Geçenlerde bir rüya terapisi esnasında, rüya gören arkadaşımız yüzü kimlik olarak tanımlamıştı. Belki Türkiye’nin de kimliği değişiyordur, kimbilir. 🙂 Merakla izleyceğim acaba ne oluyor diye.

Doktor, “bu fantastik bir olaydı” diye demeç verdi az önce! Allahım bişeyler gerçekten değişiyor mu?

**

Bunlar döngülerdir -şahsi fikrim-, hayatta işlevi bitmiş, hatta nerdeyse işleve bile girememiş denemeler olur, bunların başında durup beklemek beni sıkar. Yola devam edenlerden, çoğu kez az seçilen yolları deneyenlerden oldum, herhalde şimdi de öyle yapıyorum.
Bakarsın yepisyeni bi şey başlayacaktır da karar verip uygulamamızı bekliyordur. Son senelerde Birleşik alanın, olağanüstü nazik ve şefkatli olduğunu, eğer bireyin bi seçimi olmuşsa onu sonsuzca beklemeyi seçtiğine gözlerimle, hislerimle, bütünümle şahit oldum 🙂

Hangi Adalet?

Hangi Adalet?

“Adalet Devletin Temelidir.” Adaletin ne olup olmadığı konusunu özetleyen çok özlü bir söz bu…
Hrant Dink davasının gündemdeki yeri işgal etmesiyle beraber adalet kavramı ve onun “doğası” üzerine birkaç değinmede bulunmak yararlı olabilir.

Devlet, toplumun sınıflara bölünmüş durumunun bir sonucu olduğu gibi, tarihsel süreç içinde her zaman egemen sınıfın egemenliğini sürdürme aracından da başka bir şey olmamıştır. Bu, sosyolojik bir gerçeklik… Adalet’in mülkün ya da devletin temeli olduğunun söylenmesi bu gerçeklikle birebir örtüşür. Dolayısıyla her şeyin egemenlere göre belirlendiği bir sistemde adaletin “tecelli” etmesini beklemek boş bir beklenti değil mi?

Hrant Dink davası, bizlere tarihte buna benzer, yani adaletin tecelli etmediği sayısız örnek sunmakta: örneğin Dreyfus Davası, örneğin Sacco ile Vanzetti Davası, örneğin Haymarket Davası vs. vs. Bunlar sadece en bilinen örnekler. Adalet denilen şey bu davalarda da tecelli etmemiş ve davalarda yargılanan kişi ya da kişiler adaletin sözüm ona “doğru” tecelli etmesinin kurbanları olmuşlardır. Burjuva hukuku ve adaletinin nasıl tecelli ettiğinin –ve bunun günümüzde de devam ettiğinin- en bariz örnekleridir bu davalar. Bu söylenenler burası (Türkiye) için de geçerlidir tabii. Bakınız KCK davaları, bakınız Hrant Dink davası. Burjuva hukuk sisteminde adalet işte böyle tecelli ediyor! Hâl böyle iken; tüm bu saçma sapan uygulamalara, hukuksuzluklara, gerçek adalet adına tepki göstermek insanlık onuru için olmazsa olmaz bir şey. Zira sokakları doldurmadan adalet falan tecelli etmiyor, edemez! Üzerinden 5 yıl geçen Hrant Dink davası karşısında insanların sokaklara dökülmesi ve adalet talep etmesini elbette anlamlı buluyorum. Ama birilerinin çıkıp da bilinçsizce bu dava ve sokaklarda yürüyenlere karşı faşizan bir tavır içinde tepki göstermeleri, kendilerini etrafındaki kişilere karşı “politik” davrandıkları konusunda ikna etmeye çalışmaları son derece acı, zira bu yaptıkları olsa olsa tek bir şeye hizmet eder: Egemen sınıfın egemen hukuk anlayışını savunmak.

Zıpla, salın, yakala

Zıplayabildiğin en yüksek noktaya doğru sağ elini fırlat ve ben o ben-im’i yakala kardeşim, az da potansiyeli gıdıkla, hareketli canlı bi müzikle kendini bi kaybet! Bak ne bulacaksın 🙂

Zihinsel birliktelikler artık işlemiyor. Frekansım olmayan şeylerle bi araya gelemiyorum. Onlarla görüşemiyorum. Oysa frekansım olanlarla buluşmak öyle kolay ve rastgele ki şaşarsınız. Bu hafta hiç tanımadığım üç kişiyle buluştum, bi daha görüşebilecek miyiz bilmiyorum fakat durum bundan biraz daha karışık! (kulağın çınlasın Ortaköylü Hakan! on sene filan önceydi “deli damgası” yemiş bu arkadaş bişeyler anlatır anlatır sonra çaresizmiş gibi susar ve böyle derdi:fakat durum bundan biraz daha karışık!)
Şimdi o kadar da karışık değil aslında 🙂

**

Don’t just watch shooting stars. Wear them!

Star Wars evreni. Jedi Akademisi

Light Jedi

Aydınlık bir Jedi, Güç’ü diğerlerine yardım etmek için kullanan, temel olarak koruma ve bilgi vermek amaçlı kullanan kişidir. Aydınlık Jedi, Güç’ü hiçbir zaman saldırı ya da kişisel çıkar amaçlı kullanmaz. Ne yazık ki insan doğasında Aydınlık Jedi’ın idealleriyle çelişki gösteren bir problem mevcuttur. İnsan doğası tabii ki bastırılabilir ve birçoğu bunu Aydınlık Jedi olarak yapabilmiştir. Ancak, bu kolay izlenen bir yol değildir.

Gerçek Aydınlık Jedi’lar çok nadir bulunur, bu kişiler küçük dünyamızda birçok insan gibi istek ve arzularına yenik düşmeyen özel karakterlerdir. Eğer Aydınlık bir Jedi tanıyorsanız, size yardım etmek için ellerinden geleni yapacaklarını ve karşılığında hiçbirşey beklemeyeceklerini bilirsiniz. Bir Aydınlık Jedi diğerlerinin ihtiyaçlarını kendisininmiş gibi karşılamaya çalışır ve hatta çok kötü durumda olsa bile yardımcı olur.