Anasının Karnından Dizisi

“Dünyayı her an sen yaratıyorsun! Narkissos’un kendi yansımasını gördüğü su birikintisi dış dünyadır. Onun gerçekliğine inanmak, ona bel bağlamak, kişinin kendi gölgesine bağımlı olması anlamına gelir. Kendi ellerinle yarattığın şey seni nefessiz bırakana dek, yaratandan yaratılan, düşleyenden düşlenen ve efendiden köle haline gelmektir.

Ademle Havvanın düşüşleri kendilerini her an gösterir. Biz, dünyanın betimlenmesi bizi ele geçirdiğinde, onu bizim yarattığımızı unuttuğumuzda, sürekli cennetten kovuluyoruz. O zaman yaratılan ayaklanarak karşı darbeyi vurmaktadır.  Bu ilk günahtır, bağışlanmaz ölümcül günah; sebeple sonucu yer değiştirmek.

İster iyi, ister kötü olsun, güzel veya çirkin, doğru veya yanlış, kişinin karşılaştıklarının hepsi, gerçeklik değil, kendi yansımalarıdır.

Metafizik

Metafizikle ilgili genel yargı onun yararsız ve gereksiz olduğu yönündedir. Oysa metafizik, hayatımızı fiziksel açıdan olumlu, sağlıklı veya daha verimli kılabilir. Metafizik karşıtlığının çoğu, dinsel inançlara olan tepkiden meydana gelir. Hayatında az kavram olan insanlar bu tepkiyi genelleyerek metafiziği de içine alacak şekilde ön yargılar oluştururlar.

Diyorum ki; Metafizik hayata uyarlanabilir ve kullanılabilir. Kendisini tanımlayamasanız da etkilerinden yararlanabilirsiniz. Dahası, aslında farkında olmadan metafizikle iç içe ve onu kullanıyorsunuzdur.

Yaşayan’ın anıları-2

Konu Başı için tıklayınız:

Denizin suyu çekildi ve tünelin ucu göründü. Hayat böyle başladı. (Yaşayan)

Sevgili anniş ve babişlerimm… Henüz altı günlüğüm fakat hissedebiliyor, anılarımı yazmaya devam ediyorum. Sizler ister bilerek isterse farkında olmadan bi çocuğa ev sahipliği yaptığınızda o bir KAZAdır. Çünkü ben her ikinizin kazaen bi kombinasyonuyum. Hatta sadece ikinizin değil yıldız tozlarından beri tüm şeylerin bi kombinasyonu, bunun farkında mısınız?

Eğer bunu hatırlayabildiyseniz, sizin beni öğrenmeye, tanımaya ihtiyacınız var.

Benim bi ağacın incecik ve taptaze bi sürgünü olduğumu görebiliyorsanız, o ağacın tümünün bilgisine sahip olduğumu da hatırlayın lütfen. O kadar güçlüsünüz ki, bana her istediğinizi yapabiliyorsunuz ve buna gık çıkaramıyorum. Söylediğiniz, öğrettiğiniz her şey bana tanrı kelamıdır. Üzerimde ne büyük etkiniz olduğunu tahmin edemezsiniz. Canımı bile acıtsanız sizi taklit etmekten kendimi alamam.

Çocuktan öğren yeniyi

Günaydınn frekanslarrr… Gerçi İstanbul’da daha kimsenin uyandığını sanmıyorum, olsun nasılsa uyanacaksınız! Bir gecede bikaç yüzyıl birden yürüdük, biraz yorulmuş olabiliriz ya da belki artık bize bunlarr vız geliyordur. 🙂
**
Çocuklarınızın sahibi değilsiniz. Göreviniz, onların sorularını ustalıkla yine onlara yönlendirmek.. Soru yarışına var mısınız onlarla?
..

yaŞıyorum
yaZıyorum

Ş ve Z ne kadar birbirlerinin simetriği iki harfmiş, az önce farkettim.
Biri içten dışa, diğeri dıştan içe…
… Hangi harf daha zarif sizce?
İkisi de güzel ama ben Ş yi köşesizliğin zerafetini taşıdığı için tercih ederim. Gerçi onun da bi kulpu var (o kadar kusur kadı kızında da olur!).

Demek ki yaşamak daha kendiliğinden ve daha zarif. Onu yazmak ise güzel ama biraz köşeli; çünkü sözler köşeli!
Yine de birlikte (neredeyse) yin yang oluyorlar. :))
-2005 günlükten-

Sen mühendissin değil mi?

Fıkra şu:

Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri, bir gün New York üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur. İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.
-”Pardon. Ben neredeyim acaba?” diye sorar.
– “Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin” der adam. Yönetici sinirlenir:
-”Sen mühendissin değil mi?” diye sorar.
-”Evet.” der adam. “Nereden bildin?”
– “Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap 100% doğru fakat hiç bir işime yaramıyor.”
-”Sen de yöneticisin değil mi?” diye sorar Adam.
-”Evet sen nereden bildin?” –Adam “Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim suçum oldu.” …!!