Server TANİLLİ…

Uzun süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Anayasa Hukuku profesörü ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Server Tanilli hayatını kaybetti.

Server Tanilli kimdir?
1980 öncesi Türkiye’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ve Güzel Sanatlar Yüksekokulu’nda “Uygarlık- tarihi” dersi veriyordu. 7 Nisan 1978 günü silahlı saldırıya uğrayan Tanilli’nin belden aşağısı tutmaz oldu. Saldırının ardından Fransa’ya yerleşen Tanilli, uzun yıllar Strasbourg Üniversitesi’nde çalıştı. 2000 yılında yurda dönüş yapan Server Tanilli Cumhuriyet gazetesinde köşe yazıyordu.

1980 sonrasında düşün ortamını ve özellikle de gençliği etkilemiş olan “Uygarlık Tarihi(1973)”, “Devlet ve Demokrasi: Anayasa Hukukuna Giriş” kitaplarını yazdı. “Uygarlık Tarihi” üniversitelerde ders kitabı olarak okutuldu. Diğer kitapları arasında şunlar sayılabilir: “Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz?”, “Yüzyılların Gerçeği ve Mirası” (6 cilt), “Candide ya da İyimserlik”, “Yaratıcı Aklın Sentezi: Felsefeye Giriş”, “Değişimin Diyalektiği ve Devrim”, “Dünyayı Değiştiren On Yıl”, “Fransız Devriminden Portreler”, “Anayasalar ve Siyasal Belgeler”, “Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz?”, “İslam Çağımıza Yanıt Verebilir Mi?”, “Din ve Politika”, “Voltaire ve Aydınlanma”.

Esriklik

Kendini kaptırdığın herhangi bir dans, sanrılandırıcı bir madde kullanmaktan çok daha tehlikesizce farklı bir dikkat seviyesine çıkarıyor, üstelik devasa bir enerjinin psişeye akmasını sağlıyor.Bu yolla sağlanan esriklik, kişinin tüm bedenlerindeki (fiziksel,duygusal,mental) sağllık sorunlarını ve atalet illetini bi çırpıda iyileştiriyor. Bence bu bir mucize.

**

Ho’oponopono Yöntemi gerçek midir? Dr.Ihaleakala Hew Len diye biri var mıdır bilemiyorum; ancak yöntemin ilginçliğini ve uygulanabilirliğini kendimden biliyorum. Aslında orada anlatılan konuyu test etmek için işe kalkışmak belki çoğu kez yapmacık kaçabilir. Bu yöntemi kendi içimizden doğal yollarla uyguluyor olabilmek lazım. Belki konuyu tartışmak isteyen olursa daha iyi irdeleyebiliriz.

Bana salınımcı olmakla ilgili gibi geliyor 🙂

Sarmaşık İnançlar

Hayatımızı farkında olsakta olmasakta inançlarımızla şekillendiriyoruz. Neye inanıyorsak evrensel mekanizma onu bize yansıtıyor. Şimdi ben bu yazdıklarıma inanıyorsam ben bunu yaşıyorum ve yaşamımda bu düşünçe tarzımı yansıtıyorum demektir. Benim düşünçelerim bana göre doğru olandır zaten bana göre doğru olmayanlar benim düşünçelerimde olamaz. Sizlere göre benim düşünçelerim veya inancım sizin inançlarınıza ve düşünçelerinize ters geliyorsa ben yanılgı içindeyimdir. Ters gelmiyorsa ben sizler tarafından doğru yoldayım demektir. Size göre benim doğru veya yanlış yolda olmamın önemi varmı? Neden fikirlerimizi diğer insanlara kabul ettirmeye çalışırız? Acaba onaylanma isteğimizden mi, öyleyse neden onaylanmaya ihtiyaç duyarız? Yoksa ben herşeyi en iyisini bilirim diye egomuzu tatmin etmeye mi çalışırız?

Rüyalar, Hayaller ve Gerçekler

Hepiniz çocukları bilirsiniz en azından çocukluğunuzu bilirsiniz. Onların dünyasında rüya ile hayal arasında fark yoktur. İkisi de aynı gerçekliktedir. Hatta onlara göre ikisi bazen gerçeklerle karışır. Bir çocuk rüya gördüğünde veya hayal kurduğunda bunu gerçekten olmuş sanabilir. Bu yüzden bazen inanılmaz yalanlar söyleyebilirler. Onları suçlamak yerine henüz gerçeklik algılarının tam oturmadığının farkına varmamız gerekir.

Nedir peki insanın gerçekliğinden hayallerinin kopmasının zamanı? Ne zamandır aradaki fark açıldı? Şu bir gerçek ama. Hayalleri ve rüyalarını kendi gerçekliğinde yaşamayı sürdürenler çok yaratıcı oluyorlar. Mozart, Einstein bunlardan bazıları. Belki bizim daha sonraları 3 kategoriye ayırdığımız bu dünyalar aslında aynı yola çıkıyor.

Çıkar çatışması

Bir sokak dolusu yere düşmüş sarı yaprağın önünde durmuş ümitsizlikle bakınan temizlik görevlisini görünce, sonbaharın onların korkulu rüyası olduğunu anladım 🙂 Oysa toprak ne büyük hevesle bekliyor o yarı ölü yaprakları; çünkü onlardan beslenecek, ilkbaharda yeni doğacaklar için mama hazırlayacak. Gerçekten de çağdaş insanın dünyası, doğanın yapısını pek desteklemiyor.

**

Önceden “ne yaparım, bunu nasıl karşılarım” şeklinde hazırlık yapılması neredeyse her zaman felaketle sonuçlanır. O halde insan her şeye karşı hazırlıksız mı olmalıdır?Tabi ki böyle kuru bir mantık ardına sığınamayız, hazırlık; kendiliğinden olur. Nasıl peki? Şu an en zevk aldığınız, en hoşunuza giden şeyleri öğrenerek ve uygulayarak Çünkü sırf oyun olsun, zevk alayım diye (kendinizi doğrudan içine kattığınız) o şeyler size olgunluk kazandırmaktadır ve yeri geldiğinde o pek meraklı olduğumuz “hazırlık” kısmını bize sunarlar.