Gizemini koruyan şeyler

İnsanın koku derinliği koku alma yeteneğinde değil de, kokunun bağlantılarında ortaya çıkar. Birincisi, koku duyumuz, diğer dört duyumuzun aksine, doğrudan beynimiz üzerinden gerçekleşir. Yani, koku organımız olan olfaktör sinirler beynimizin ön parçasının doğrudan uzantılarıdır. Bir başka deyişle, kokuyu beynimizi kokuya daldırarak ve değdirerek alırız. Burnumuzu bir kokuya uzattığımızda beynimizi yakınlaştırmış oluruz. İkincisi, koku duyumuz beynimizin duygusal durum merkezi, hafıza, tat alma ve nörolojik dengeden sorumlu bölümüyle ilişkilidir. Koku duyusu konuşma merkeziyle ya da beynin bilinçli kısmıyla çok az ilişkili olduğu için, kokuyu ölçmekte, tanımlamakta, anlatmakta, ayırmakta hayli zorlanırız. (Tıklayınız önemlii)

**

ontolojik fenomenoloji

A. Kadir ÇÜÇEN

Bu yazının amacı,Heidegger’in tüm felsefesi göz önünde tutularak, ortaya koyduğu insan felsefesinin bir tür felsefî antropoloji olup olmadığım tartışmaktır.Çünkü çağımızda insanı açıklayan felsefeler, felsefî antropolojinin kapsamında ele alınırken, Heidegger kendi felsefesinin bir felsefî antropoloji olmadığını ileri sürmektedir. Bu nedenle önce felsefî antropolojinin ne olduğunu bir çok açıdan tanımlayacağım. İkinci olarak,felsefî antropolojinin temel sorusu olan insanı Heidegger, felsefesinde nasıl anladığını açıklayacağım. Son olarak da, yapılan felsefî antropoloji tanımları içinde Heidegger’in ortaya koyduğu insan felsefesinin durumunu açığa çıkartarak bir sonuç değerlendirmesi yapacağım.

Felsefî antropoloji,”insanın özüyle ilgili problemleri konu alan felsefî bilme, somut yaşamı ve gerçeklikteki yeri itibariyle, insanın özü ve özünün kuruluğuyia ilgili öğretidir.”W Modern felsefî antropoloji 1920’lerde Almanya’da Filizlenerek, 1940larda artık Alman felsefesinin bir ekolü oldu. Felsefî antropoloji, yaşam felsefesine (lebensphilosophie), varoluşçuluğa ve fenomenolojiye dayanmasına ve onlardan aldığı kaynaklarla ortaya çıkmasına rağmen, onlarla da özdeş değildir.

Varoluşun En Büyük Gerçeği = Evrim mi? – Tersinim mi?

Bu yazımızın amacı gerçekleri bulmaktır.

Varoluşun en büyük gerçeği olmaya aday birbirine zıt evrim ve tersinim olmak üzere iki teori vardır.

Evrim ve tersinim teorilerinin kıyaslanması, bilimin terazisinde doğru olarak tartılması, bu yolla gerçeğin bulunması için evrim ve tersinim kavramlarının anlamlarını ve yöntemlerini açıkça belirtmek ve bilmek gerekir.

Evrim canlıların zaman içinde değişip pozitif anlamda geliştikleri mantığını temel alır ve yine canlıların evrimleşmeyle türlerden türlere geçtiklerini, geçebildiklerini öngörür.

Evrim teorisine göre bu gün şaşkınlık ve hayranlıkla gözlemlediğimiz yaşam dünyası rastlantılarla oluşmuş (Ya da uzaydan gelmiş) bir canlı hücresinin zaman içinde kademeli evrimiyle oluşmuştur.

Evrim on milyonlarca senelik çok uzun süreçlere ihtiyaç duyduğundan birebir gözlemlenemez. Fakat yaşam süreçlerindeki değişimleri gösteren izlerle (fosillerle) kanıtlanabilir.

İyi ki meşgulsünüz sevgili Ayşe Arman

Gözlerini kapat ve bana 20 yıl sonra nerede olduğunu söyle
DOĞAN Cücenoğlu’yla hiç tanışmadım. Arkadaşım Aylin, onun bir yazısını gönderdi. Haziran sonunda Facebook sayfasında yayınlamış. Yazı beni çarptı. Biraz kısaltarak size aktarıyorum. Akatlar’da yürüyordum… Kadın beni tanıdı ve selamlaştıktan sonra, …
Gerisini adrese tıklayıp okuyabilirsiniz 🙂

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18959735.asp

İyi ki meşgulsünüz Ayşe Hanım çünkü kızınızla ilgilenseniz herkesin yaptığı/yapacağı gibi onu aşırı annelik güdüsüyle boğacak/ nesiller boyu yaptığımız gibi sizden bi tane daha olmasını sağlayacaksınız. İyi ki meşgulsünüz, ve gayet müsterih olun, o sizden bağımsız kalırsa gerçekten “O” olacak. Varsın 20 yıl sonra keşkesi olsun ya da sizi suçlasın, onun özgürlüğü için göze alınacak ufak bi risk bu! Lütfen meşguliyetinize devam ediniz, sizi seviyorum.