Nasıl Zengin Olunur?

Nasıl zengin olunur? Gerçekten merak ediyorum bu sorunun cevabını. Örneğin çok çalışarak zengin olabilir mi bir insan? Veya çok zeki ise bu zekasını satarak? Tutumlu olmak mıdır yoksa zenginliğin anahtarı?

Ortalama ömrü 60-70 yıl olan bir insan ne yaparsa zengin olabilir? Binlerce kişiye yetecek mal mülk sahibi olabilir?

Başkalarının haklarını, emeklerini almadan (çalmadan) zengin olunabilir mi gerçekten? Var mıdır bunun bir yöntemi?

Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Aşkın şaşkın :)

Aşkın yapısı bin yıllardır şöyleydi:  “Önce örülecek, sonra görülecek, sonra vurulunacak”

Şimdi işler biraz değişiyor tabi 🙂

Geçmiş ve gelecek giderek birbirine yaklaşıyor. Bi an gelecek ki…
Eh işte AN olacak sadece.

Anda kalınca, sadece anın örgüsüne aşık olabilir insan dolayısı ile her an aşk olur…

Sürekli ışık! Bir görünen bir kaybolan güneş ya da taklitcisi ay gibi değil, kendinden taşan ışık, aşk.

**

Kadınlar ne düşündükleri ve ne hissetiklerini ifade etmekte isteksiz olunca, sessizliği erkeklerin -çoğu zaman-sonuçsuz ve kuru iddialaşmaları dolduruyor. Malum evren boşluk sevmez 🙂

**

“Dünya sahnesinde boy göstermek” ve benzeri cümlelerde sıkça kullanılmıştır; “Dünya sahnesi” terimi. Bilenler hep vardı, hatta şimdikinden bile fazlaydı belki. (mutlak değil oransal olarak tabi)

Komik bi çocuksun

Orda burda gezinirim ben, her fotoğrafta yokum o sebeple.
Oysa içinde olduğum şey; anlaşılmaz şekilde çekicidir, dalgın ve geçirgen, gizemli ve umutvar olurlar.

“Ölümün gözleri” diyorsun, evet o da var, yadsınamaz.; ancak benim olmadığım yerlerde rastlayabilirsin ona. Bu, bildiğin bi ikicilik değil, ona benzer evet ama o değil.

İnsanlar beni görür görmez tanır ve peşime düşerler; ancak ben bir orda bir burdayım çocuğum. Bunu anlamanız zor oluyor.

“Seni her zaman tanıyana ne olur? Böyle bişey mümkün mü?”

Divane olur, ciddiye alamazsın onu.

“Peki var mıdır şu anda? Ya da herhangi bi devirde oldu mu?”

Komik sorular bunlar çocuğum. Sen süreklilik peşindesin, bi şeyle yarışmak, boy ölçüşmek isteyen bi çocuksun.

Görünmeyen arabanın tekerleri

“Uzakta kaybolan şu gölge

Belli ki orman perisi.

Neden köylere hiç uğramazsın, söyle.

Sen hiç korkmaz mısın orman perisi. Görünmeyen bir arabanın tekerleri

Gıcırdıyor galiba.

Hayır, dolaşan orman perisi.

Deniz olmasın uğulduyan…

Böyle garip sesler duyar geceleri,

Orman perisinin ülkesinde kalan.

Orman perisine sataşmazsınız,

Size kötülüğü dokunmaz.

Bahçesinde salkırn salkım meyve,

Tadlarına doyum olmaz.

Yan gelin çimenlere yorgunsanız.

Ne tatlı kokular Sürünmüş orman perisi

Tarla sürmez, ekin ekmez.

Ama ambarlar dolusu yiyecek var bahçesinde.

Vedalar

Beş element-dön dön dur

Burada kısaca beş elementin evrimini ve bunların dinamiklik durumunu görüşelim. Ağaçların su yardımı ile büyüdükleri söylenebilir. Şayet iki kuru ağaç dalını birbirine sürtersek, onlar ısınırlar ve böylece sembolik olarak ateş doğar. Şayet biz ateşi ağaca yaklaştırırsak, ağaç yanarak toprağı sembolize eden küle dönüşür. Toprağın ısı süreçleri neticesi sert elementler doğar ki bunlar sembolik olarak Metal olarak adlandırılırlar.  Ateş Metali eritir ve onu sıvıya, veya sembolik olarak suya dönüştürür. Bu açıklama, doğuş veya evrim kanunu olarak bilinir.  Şayet Ağacı Metal ile temas ettirirsek, Metal sahip olduğu sertlik özelliği ile Ağacı keser. Bu durum Metalin Ağaçtan üstün olduğunu, Ağacın ise Metale tabi olduğu anlamını taşır. Bu duruma bağlı olarak, Suyun da Ateşi söndürebildiği için Ateşten üstün olduğunu söyleyebiliriz. Toprak Suyu çevrelemektedir, demek oluyor ki ondan üstündür, ancak Toprak Ağaçtan üstün değildir, çünkü Ağacın kökleri Toprağı delerek onun içine girmektedirler. Ateş Metali eritir ve bu şekilde ondan üstündür.Bu nedenle aşağıdaki sonuçları çıkarabiliriz :