Görme üzerine notlar

İnsanız biz. İnsanın yazgısı öğrenmektir; akıl almadık yepyeni alemlere fırlatılmaktır.

Arı yaşam sürdürenler içindir görmek. Ruhunu şimdi tavla ki, bi savaşçı olasın; görmeyi öğrenesin. O zaman anlayacaksın önüne serilecek yeni alemlerin sonu gelmeyeceğini.

**

Ben basit biriyim. Özgür iradeyi seçim yapmak olarak görüyorum. Seçim yapmanı yönlendiren dış ve kalıtımsal aynı zamanda 0-6 yaş öğretileri var! Evet ama ne olmuş yani? Zaten onlar olmadan bir kendin bulamazsın! Seçimlerinin sonuçlarından memnun değilsen suçu başkalarında aramaktansa, ne tür izlenimlerle beslendiğini araştır. Sıkıyosa onları değiştir. Bence burada gerçekten de büyük bi giz filan yok 🙂

Tam karşıdan da bakılsa sonuç değişmiyor aslında. Örneğin Danah Zohar, bir rahatsızlık itkisi ile seçim yaptığımızı ve aynı anda o seçimimiz için bir de sebep yarattığımızı söyler. Seçimimizi rasyonelleştirme çabasıdır bu. Eh işte buyrun bakalım, istedikten sonra sebep mi bulamayacaksın? Ben her seçimim için bi sürü sebep bulabilirim ve bu benim özgür irademdir.

Facebook Sözde Bilgeleri

Facebook yaygınlaştığından beri “sözde bilgeler” de yaygınlaştı. Bunların en karakteristik özelliği binlerce yıl öncesinin felsefelerini bile anlatsalar yeni bir şey anlatıyormuş gibi görünmeleri. İsim vermeden bazı paylaşımlarını ve ne kadar kişinin beğendiğini ekleyeceğim. Siz de denk gelirseniz bu başlık altında ekleyebilirsiniz.

Her yükselişin…
bir bedeli var.
Bu seferkinin bedeli…
Koşulsuz sevgi…
Affetmek…
… Kabullenmek…
Beklentiye girmemekde
OLması gereken !!!

Erkan Civan, Gülsevin Taşar, Gülseren Kara ve 159 kişi daha bunu beğendi..


Enerji aşırı yükselmeye devam ediyor…
Saflar belirginleşmeye başladı.
Bir tarafta…
Sevgi , kabulleniş ve teslimiyet
Diğer tarafta…
EGO ve reddediş.

Karar verme süreçleri ve şirinlik

Başkalarını da ilgilendiren bir karar alma söz konusuysa, Uzlaşma ya da görmezden gelme yerine Zar yöntemi, aklın çılgınlığa geçit vermesidir. Akıllıcadır çünkü o çılgınlıklar gün oldu bütün medeniyetleri alaşağı etti. Basıncın tehlikeli düzeyde yükselmemesi için tansiyon düzenleyicisi! 🙂 Fakat kabul edeyim ki cesaret işi. (Bakınız Zar Yöntemi)

**

Hücrelerimi taklit ediyorum, öyleyse varım.

**

İnsanlar neden birleştiler? Birlikten güç doğduğunu biliyorlardı şüphesiz ve o gücün koruma kalkanı içinde kalmak, dışında kalmaktan daha iyi göründü gözlerine.
Hep sürüden ayrılanı kurt kapar mantığı! Oysa sürüden ayrılan kendini hala koyun sanıyorsa kurt da onu kapar tabi 🙂

Böylece insanlar görünüşte ikiye ayrılır gibi oldular; birleşmek isteyen ve sürüler halinde dolaşanlar ile yalnız kurtlar! Aslında her iki gurup da tam olarak ne yaptığını bilmiyor bence.
Çünkü birleşenler BİRleşemiyorlar! Sadece şemsiye altına sığınıyorlar. Ya liderin ya da fikrin sultası altında özlerini törpületiyorlar.
Gurupların ille siyasi olması da gerekmiyor, niyet her ne olursa olsun bu aksaklık ortaya çıkıyor.

Gidenler ve Dönenler-devam

Yazı başlangıcı için tıklayınız.

Aslında her insanın GİDEN ve DÖNEN yönleri olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Meğer ki gidene “eril”, dönene “dişil” yönü atfettik bu durumda her insanın iki yönünün de değişik evrelerde işlerlikte olduğunu kabul etmiş oluruz.

Birinci bölümde açıkladığımız inanç/din sistemlerinin (aslında ilk iki görüş birbirinin iç/dış tekrarı olmaktadır) DÖNENlerden kaynaklandığından hemen hemen emin olduğumu rahatça söyleyebilirim.

Beni böylesine ikna eden ise Kaynağın durumudur.
Kaynak nötr durumda olduğu için onu tanımlamak mümkün olmaz. O bizim için her daim BİLİN-E-MEZ olacaktır. Bu durumda açıktır ki, dışardan gelen ve bir çok tanımlama, sınıflama ve yargı (olumsuz olumlu fark etmez)içeren bu bilgiler, BİLİN-E-MEZ den değil BİLİNMEYENden gelmektedir. Yani benim teori dilinden söyleyecek olursak, DÖNENlerden gelmektedir.

Gidenler ve Dönenler

Yaradılışımızın özü, aynen nefes alış verişimiz gibi, bir içeri dolmakta bir de dışarı taşmakta. Hatta galiba içeri ve dışarı hareketi aynı anda olmakta. Gözümün önünde öyle bir şekil belirmişti bir zamanlar, onu hiç unutamadım.

Bu benzetmeyi benden önce yapmış olanlar da var tabi. O halde neden tekrar gündeme getiriyorum; çünkü bilgiler bir sarmal oluşturacak biçimde birbirinin üzerine kapanıyor ve her üzerinden geçişte başka bir unsur keşfetmen olasılığı doğuyor.

Epeydir aklımda olan ise, “gidenler ve dönenler“kavramı. Varoluşun dışarı taşan (yanlış hatırlamıyorsam buna sudur etmek deniyor) kısmı benim “gidenler” terimime uyuyor. Onlar tamamen nötr bir başlangıç yapıyorlar,  sanki sıfır noktasındaymışçasına yeni başlıyorlar keşfe. Yolculukları boyunca deneyerek bilgi ediniyorlar, birbirine ekliyor ve biriktiriyorlar. Bunlara “inşa” edenler desek yeridir galiba.
“Dönenler” ise kapasiteleri oranınca maksimum bilgi ile donanmış durumdalar ve kaynağa dönüş yolculuğunda, yeniden nötr hale gelmek için mevcut bilgilerini dağıtarak, ağırlıklardan kurtulmak çabasındalar. Bunlara da yıkıcılar demek istemiyorum fakat dezinşa anlamına gelecek bi fiil şu an aklıma gelmedi. Bu iki kavramı düzenciler ve anarşistler diye tanımlasak bile  tam yerine otururur mu emin değilim. En iyisi dolduranlar ve boşaltanlar diyelim basitçe!