Kozmogonik Çevrim-KSY/4

Kahramanın Sonsuz Yolculuğu-Öncesi için: Bakınız

“Anne” dedi Krişna “acı duyma. Kimse yaşayıp da ölmemezlik edemez. Kendini bir şeye sahip saymak yanılmak demektir; kimse baba, anne ya da oğul değildir. Yalnızca kesintisiz doğum ve ölüm çevrimi vardır.

**

Eğer kendi kendini hemen bugünden çarmıha germezse, dünün kahramanı yarının tiranı olur. (Bakınız Ufak Tiran)

**

Bir kez görüldüğünde tüm görüntüler üst üste biner: oğul babayı katleder,ama oğul ve baba birdir. Bilmecemsi figürler ilksel kaosa yeniden karışır. Bu dünyanın sonunun (ve yeniden başlangıcının) bilgeliğidir.

**

Kahraman nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın, kendi özünün huzurundadır. Çünkü görebilen kusursuz göze sahiptir. Ayrılık yoktur. Böylece, sosyal katılımın sonunda bireyde ‘her şeyin gerçekleşmesine’ yol açması gibi, sürgün de kahramanı her şeydeki BENLİĞE getirir.

Arapların kurtuluşu Atatürk’te

Birinci Irak Savaşı’nda yer aldıktan sonra en son 2004’te Irak’ta görev yapan “Bronz Yıldız” madalyalı Amerikalı emekli Albay Austin Bay, son kitabında Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri kişiliğini ele aldı.

“Atatürk: Lessons in Leadership From the Greatest General of the Ottoman Empire” (Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük generalinden liderlik dersleri) adlı kitap, Palgrave Yayınevi’nin “Dünya Generalleri” serisinden geçen ay ABD’de piyasaya çıktı.

Bay, birkaç haftadır Amerikan medyasında hem kitabını, hem de Atatürk’ü tanıtmakla meşgul. Bay, Philadelphia Inquirer’a yazdığı yazıda, “Arap Baharı, Atatürk’ün 20. yüzyıl boyunca Türkiye’de başlattığı süreci 21. yüzyılda tekrarlama girişimidir. Arapların bugünkü tüm talepleri, Atatürk’ün ideallerini ve politikalarını yansıtıyor” dedi.

Önemli iki soru-4

Önemli iki not:

1. Varlıkların yapısal durumlarında değişiklik olması demek, molekül yapılarının değiştirilmesi demektir. Peki, atomik yapılarda da bir değişim oluyor mu?

Oluyor. Şöyle ki: Her bir kimyasal elementin (yani her atomun) birçok izotopu bulunmaktadır. Şekilde azot (N) ve karbon (C) atomlarının izotopları görülmektedir. Bu izotoplar, ortamdaki enerji kutuplaşması ve yoğunluğuna bağlı olarak, ya elektron tünellemeleri, ya pozitron tünellemeleri nedeniyle çapraz (sarı ve mavi oklarla) gösterilen yönlerde birbirlerine dönüşmektedirler. Yani bir 13N atomu bir 13C atomuna, bir 14C atomu, bir 14N atomuna dönüşebilmektedir.

Şekil 15: Doğadaki tüm kimyasal elementler, birbirlerine dönüşebilirler.

Dolayısıyla doğadaki tüm kimyasal elementler, ortamdaki enerji durumuna göre, elektron veya pozitron alışverişleri sonucu birbirlerine dönüşebilmektedirler. İzotopların çok değişik ömürleri bulunmaktadır. İzotopların sahip oldukları bu ömürlere göre de oluşturulan bileşiklerin ömürlerine sınırlama getirilmiş olunmaktadır. Doğadaki biyolojik iç saatlerin çoğu bu sisteme dayanmaktadır.

Karşılıklı Muhtaçlık

Öğretmen ve öğrenci birbirine muhtaçtır. İnsan aldığını derhal vermelidir, ancak bu şekilde daha fazlasını alabilir. Aksi halde kendisine verilmiş olanda ondan alınacaktır.

Ve bu bi yerlerde bağdaş kurmuş oturup bu hatayı yapmanı bekleyen tanrının bi cezası değildir! Fizik kuralıdır, doğaldır ve şefkattendir 🙂

Bireysel iradene, seçimlerine duyulan sonsuz saygıdan ve merhamettendir.

**

Erkeklerinin (oğlun,kocan,kardeşin vs) senden iyi olmalarını bekleme ve onlarla anlamsız yarışlara da girme! Babalarından iyi bir adam olmaları evrim için yeterli şartı sağlar.

**

Beni bu kadar çok sevmeseydin, kendimden bu ölçüde bıkmazdım! Ve eğer bıkamasaydım, başka olmaya, değişmeye can atamazdım. Beni kendimden geçirdiğin için sana minnetarım. Velakin dünya gözüyle baktığında; çok seveni terk eden nankörüm ben!

Enerji-frekans ilişkisi-3

1.5- Peki Planck ne bulmuştu?

Planck zamanına kadar, enerji denilen şeyin, istenildiği kadar küçük parçaya bölünebilen, yani sıfır (0) değerine bile indirgenebilen, belli bir kimliği-kişiselliği, çevresini algılama ve ona göre davranma yeteneği olmayan, cansız bir değer sistemi olduğu varsayılıyordu. Doğa veya tanrı denilen harici bir ekstra varlığın bu enerjiyi kendi görüşüne göre kullanıp, doğadaki olayları oluşturup-yönlendirdiği görüşü egemendi. Planck, enerji denilen faktörün, istenildiği kadar küçük parçaya bölünebilen bir şey değil, belli bir sabit değere sahip olması gereken bir faktör olduğunu ortaya koymuştu. Ve bu sabit değerin de Planck sabiti (h) denilen

h=6.62606896×10−27erg·s