Korunma – Savunma ve Bağışıklık Sistemlerinin Yaşamsal Önemi ve Evrim

Hemen, hemen tüm canlılar savunma mekanizmalarını bağışıklık mekanizması denilen harika bir sistemle takviye etmiştir.

Şüphesizki korunma savunma ve bağışıklık sistemleri canlıların varoluşlarındaki mükemmel yapılarını dış etkenlerden (tersinimden) korumaya; bozulmadan diğer nesiller aktarma amaçlıdır ve ilk andan itibaren canlılar bu sistemlere eksiksiz sahiptirler.

Aksi halde yaşamaları ve üremeleri mümkün olmayacaktı. Bu konuda en küçük bir şüphe yoktur.

Canlı bedenleri mükemmel mekanizmalarla korunmuşlardır ama yine de tüm düzenli sistemler gibi dış etkenlerin yıpratıcılığından tamamen kurtulamazlar. Biz buna tersinim diyoruz.

Dış etkenlerin yıpratıcılığı; canlı bedenlerinin gücünü ve yaşamsal fonksiyonlarını zayıflatmasıyla ya da azaltmasıyla doğru orantılı olarak artar.

Dış etkenler çok güçlü olursa ya da herhangi bir nedenle canlı bedenleri aşırı zayıflarsa genetik bilgileri bozabilir. Bu da bozunumların gelecek nesillere geçmesi demektir.

Niyet Nedir?

İstek nedir, Niyet nedir? ikisinin farkını bilinçli olarak bulmalıyız,yoksa hayat bir bulmaca ya da ceza ya da karma diye yorumlanır gider.
Niyet, olağanüstü bir gizemdir. Hayatı yaşanabilir kılan da odur. Yoksa herşey çok sıkıcı olur, üstelik evrim de sakatlanırdı!
**
Zorunlu hareketlerden(*) geçer puan alamayanlar, özgün yaratıları için verilen puanlar ne olsa da, şampiyonluk ipini göğüsleyemiyor.
Özgün yaratıları olmayanları saymıyorum bile!
(Bakınız Tonalin düzenlenmesi ile ilgili iz sürme sanatı)
**

Hayat zaten belirttiğimiz tüm alanların toplu oyun sahasıdır. Tek bi hayattan bahsedemeyiz, nasıl ki tek bir gerçeklik yoksa…

Herkesin hayat dediği kendiği seçtiği bi kaç alandan ibarettir. Öncelik sıralarına dikkat! Niyete süperhiper dikkat lütfen:)

Aptal Puma Sendromu

Önce akıllısını bi dinleyin:

cougar2

”Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık
iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı.

Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok da
hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan
itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya
koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen
pumanın , bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma, avının peşinden ne kadar koşar?

İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan’a örnek
yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden
geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve
koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel
enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul
edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın
peşinden çok daha az koşar.

Ruh Molekülü, DMT, Ayahuska

Önce videoyu izlemek lazım

http://vimeo.com/22275825

Video çok uzun, sanırım bir çok kişi zamansızlıktan(!) ötürü seyredemiyecektir. “Zamansızlık” durumu ise tam da bu videonun işaret ettiği bir konuyla ilişkili. Yani her zamanki gibi zehir,panzehiri ile bir-likte.

Bu sunumu daha önce de seyretmiştim ama malum bizler iki kez görmeden onu gördüğümüzün farkında olamıyoruz. Böylece oturup ikinci kez izledim.. Bittiğinde aklımda şu cümle dönüyordu; “acaba biraz kuantum fiziği, biraz Castaneda, biraz Jung, biraz Gurdjiieff,biraz Ra bilgileri, biraz..,biraz vs vs koklamamış olsaydım bu video bende ne etki bırakırdı, şu an ne hissediyor ya da düşünüyor olurdum?”
Balkona çıkıp bi sigara kahve eşliğinde sorunun cevabını almaya çalıştım. Olmadı! Olamazdı da, jüri bir kere duymuştu ve onu kayıtlardan çıkarma talimatı vermekle jürinin zihin ve gönül kayıtlarını silemezdim! Bu hiç olmamış gibi yapamazdım.
Olay öylesine geniş ki, boşver uğraşma sibel diyor içimden bir ses.
Öte yandan içimde her ne pahasına olursa olsun bunu paylaşmamı emreden (!) zorlayıcı bir baskı var 🙂
(Neyse ki bu baskının ne olduğu ile ilgili bilgiye erişebildik Human Design sayesinde, en azında bu bir gizem değil, hastalık hiç değil)
Videoda konuşmacılardan biri (ya da ikisi), farklı realitelerin o kişinin hayal dünyası ile ilgili olabileceğine dikkat çekerken derin bir nefes çektim ve güldüm.
Kişi farklı realiteleri kabul etmeye hazır gibi görünürken ama aslında GERÇEK bir realitenin varlığından şüphe duyamıyor hala! Bu durum şu anda yeni dünya anlayışına geçişle alakalı gibi görünen oldukça kalabalık bir kitlenin, yani bizim en büyük handikabımız.
Ve bu pekaladır; çünkü hepimiz annelerimizin (ya da 0-6 yaş arasında bize bakan her kimse) bizi çengelledikleri gerçeklik bandında yaşıyoruz ve onu en GERÇEKlik olarak kabul ediyoruz. Bu bizim özenle korumaya çalıştığımız ortak rüyamız.
Dikkat ederseniz bikaç konuşmacı farklı yerlerde aşağı yukarı şöyle bi şey söylüyor: “psikedelik maddeler ya da meditasyon tarzı uygulamalarla farklı gerçekliklere gidilir,gidiliyor evet ama oranın güzelliğine kapılarak tuzağa düşüyor ve geri dönmek istemiyor” ve bir başkası da “bu uygulamaların  sırf meraktan ve zevk duygusuyla yapıldığı ancak bu deneyimi yönlendirecek bir bilgeye ya da şamana (aynen böyle kullandı kelimeyi) sahip olunmadığı için, genişleyerek dağılıp gitme riskinde olabileceklerini” söyledi.
Aranızda CC çalışmış olanlar bu tehlikenin ne olduğunu gayet iyi bileceklerdir. Bunu tehlike olarak gören ise pek tabi çengellenmiş olduğum ortak rüyamızın mimarı annemdir. (aslında bu tehlikenin gerçekten var olup olmadığının ya da farklı yaklaşımları bi çok yazımda söylediğim için tekrar etmiyorum)
Biraz Fringe, matrix vs tarzında yapımlar seyretmiş olanlar zaten bu videonun temelindeki mesajı algılamışlardır. Aynı mesajı algılıyor olmamız gerekli değil, zaten bu beklenti (aynı mesaj)gerek spritüel gerekse maddi dünya diye ikiye bölünmüş gerçekliğimizin her ikisine de faydalı değil.
Bu konularla gerçekten ilgili, canıyürekten gönül vermiş tanıdıklarım var ve bir çoğu söylemleri tersini işaret ettiği halde içlerinden (ve yaşamdaki gündelik uygulamalarında) hala gerçekliği ikiye bölünmüş olarak algılıyorlar. Yani fizik dünya ve öte dünya!
Bilgi ve anlayışlarını burada ve şimdi uygulayabileceklerinin farkında değilmiş gibiler. Hep bir erteleme durumu var, o bildikleri şeyler sanki öbür tarafta, rüyada ya da ölünce olacakmış  gibi.
Video hakkında gerçekten de herkesin görüşlerini duymak isterdim, oradan nasıl görünüyor hep merak etmişimdir 🙂