BAHAR GELDİ

Bahar ile birlikte içimde tazelenen bir her bir duyguyu burada sana yazmama gerek yok.
Bu baharın adı ilkbahar.

Herkesin baharı yani.

Bu bahar yoruldum.

Çoklugun içerisinde yokluguna özlem ile…

Acaba yaşam beni emekliye mi ayırmaya niyetli de, ikramiye mi vermekte???…

Tum baharların bileşkesini yaşar gibiyim.
Bolluk içerisinde, kanaatkar olmaya özlem ile…

Bu o hepinizin farkettiği huysuzluguma bir sebep mi acaba..
Tüm baharlardan çok daha huysuzum bu bahar, şımarık ve huysuz.

Yaşanan yenilemelerin, duygu ve ten ile bir nakış gibi işlenmesi sonucunda, anıları çok süslü bir bahar yaşamanın, getirdikleri ile özleminin muhasebesini yapıyorum.

Ateizm Çözüm Değildir

Bir süredir yaptığım gözlemlerde ateist olan kişilerin oldukları ilk zamanlar üzerlerinden büyük bir yük kalkmışcasına rahatlamaları ve her şeyi çözdük havalarına girmeleri. Kimilerinde bu durum daha da vahimdir. Sadece ilk zamanlarla sınırlı kalmaz, uzun zaman bu duygu ve düşünce durumu devam eder. Size baskı yapan bir şeyi reddetmek, üzerinizden o baskıyı kaldırır doğru fakat yerine daha güçlü bir şeyler koymadığınız sürece güdük bir halde bırakır. Ve bazı yanılgılara sürükler.

Örneğin.

Ateist olan çoğu kişi, bilimsel olduğunu sanır. Sanır diyorum çünkü gerçekten bunu zanneder. Bilimselliğin yakınından geçmezken, sırf ateist olduğu için kendine bu sıfatın yüklendiğini varsayar. Bilime ve bilgiye dogma ile bakmaya devam eder. Temel bazı şeyleri bile anlatamayabilirsiniz kendisine.

Ateist olan çoğu kişi, kendine toplumca yüklenmiş kökeni dinlere dayanan, örf, adet, gelenek, namus, ahlak gibi bir çok kavramdan kurtaramaz. Ateist olduğunu iddia eder fakat kadına hala ikinci sınıf insan gibi davranır.

Ateist olan çoğu kişi, felsefeden anlamaz. Ateist olmakla dünyanın güzelleşeceğini bütün sorunların biteceğini sanırlar. Oysa bir çok sermaye sahibi para babası ateisttir. Liberallerden de çok ateist vardır. Sosyal yaşam, emek hırsızlığı ve bir çok konu ateizm ile çözülemez.

Ateist olan çoğu kişi artık; bir lideri incelerken, bir ekonomik modeli düşünürken, bir siyasi projeyi anlarken, bir kitabı okurken teistten farklı olduğunu zanneder. Oysa aralarında hiç bir fark yoktur.

Ateist olan çoğu kişi, hele ki yeni ateistse bu konuyu olur olmadık her yerde açmaya arkadaşları arasında haklı çıkmaya, başkalarını ikna etmeye çalışır. Elbette henüz kendini ikna etmeye çalıştığı aşikardır. Bunu bir üstünlük aracı olarak görür. Ve sırf ateist diye çoğu konuda haklı olduğu zannına kapılır.

Ateist olan çoğu kişi sanat ve estetikten anlamaz. Sanatsal yaratıcılığa ve mizaha uzaktır. Dünyanın en ciddi işini yapmış ve teizmi reddederek oldum bittim sanmıştır. Bu da onun gelişmesini engelleyecektir.

Sonuç itibariyle ateizm çözüm değildir.

Ademin kaburgası

Enki yine birgün kendi ekmeklerini temin etmekte güçlük çeken dişi tanrıların yakarışları üzerine; ( Bu tablette Louvre Müzesi ndedir)
“Ey oğlum, yatağından kalk. . . bilgini kullan,
Tanrılara iş yapacak yaratıklara şekil ver
Onlar kendilerini iki misli çoğaltsınlar” deyişleriyle Enki;
“Ey annem, ismini vereceğim yaratık oldu,
Onun üzerine tanrıların görüntüsünü koy.
Dipsiz suyun çamurunun özünü karıştır.
O bir insan. .
. ”

Enki tekrar çamura şekil verdi, bu kez;
“Elinin yarattığının kaderini kararladım. Ona, yemesi için ekmek verdim,
Benim elimin şekil verdiğinin kaderini kararla ve ona yemek için ekmek ver”
Dedi ve insana soluk verildi.
Bunlar bize bir şeyler hatırlatıyor mu? Ademin çamurdan yapıldığına dair kutsal kitaplardaki sözleri ?
Çamurdan yapılan Adem ile Sümerce ‘de “Tİ ” kaburga anlamına gelen kaburga kemiğinden yapılan dişi Havva ‘nın hikayesine de benziyor değil mi?

Adem ‘in konusu, yoksa, Ana Tanrıça Ninhursag ile Enki ‘nin ilişkisinden mi doğdu?

Şimdi Enki ve Ninhursag ” efsanesini ve onun tabletini inceleyelim. ( 278 satırlık şiir şimdi Louvre Müzesi ndedir. )
“Dilmun (İran ‘ın güneybatısında olabilir) saf, temiz parlak bir şehirdi. Yaşayanlar hastalık ve ölüm bilmezlerdi. Ancak orada (su) eksikti. Enki güneş tanrısı “utu ”ya oradan tatlı su çıkarmasını söyledi. Dilmun meyve bahçeleri, yeşil tarlalar ve çayırlarla doldu. Ana tanrıça Ninhursag 8 bitki filizlendirdi. Enki bu filizleri birer birer yedi. Ninhursag buna çok kızdı ve Enki ‘yi ölümle lanetledi. Enki ‘nin sağlığı bozuldu 8 organı hastalandı, büyük tanrılar Tilki ‘den tanrıca Ninhursag ‘ı bulmasını istediler. Ninhursag Enki ‘yi affetti iyileştirdi. ”

Enki ‘nin hasta organı kaburgasının adı Sümerce ‘de “Tİ” idi. Ninhursag ‘ın kaburgayı iyileştirmesi sırasında;
“Kardeşim neren ağrıyor?
Kaburgam ağrıyor”
Tanrıca Ninti ‘yi (kaburganın hanımı/yaşatan hanım) doğurdum senin için
”
Demesindeki Sümer dilinde, “kaburganın hanımı ” anlamına da gelen, “yaşatan hanım ” anlamından mı gelişmişti.

http://www.3sutun.com/say2/sumersayfa3.html

Dinci Neden Sahtekar ve Zavallıdır?

Müslüman neden sahtekardır demedim…

Dinci neden sahtekardır dedim…

…öncelikle bu farkı anlayalım, özümseyerek kabul edelim.

Hangi din olursa olsun…

…dinci sahtekardır.

Sadece sonsuz us değil…

…tarihte yer alan yaşanmışlıklar, olaylar, anılar, haller ve durumların yanı sıra…

…hangi internet sitesine giderseniz gidin…

…dincilik sahtekarlıktan başka bir muamele görmemektedirler.

Bu yazdıklarımı alıp bakın iman sahibine saldırıyor, bakın dine saldırıyor, bakın tanrıya saldırıyor diyen soytarılar olacaktır.

Bir daha belirterek devam ediyorum…

“Dinciler sahtekardır” diyorum.

Müslüman sahtekardır ya da Hristiyan sahtekardır da demiyorum…

…Ahmet, Mehmet diye isim de vermiyorum.

Dinci sahtekardır diyorum.

İster Afrika nın Zünelle kabilesinin dini olsun, isterse Asya bozkırındaki bir boyun Zentuk kabilesinin dini olsun isterse de Arap yarımadasından çıkan bir din olsun…

…tamamının yaygaracısı sahtekardır.

Dinci neden sahtekardır?

Çünkü dinlerin tamamının ortak paydası süre giden yaşamı kontrol ettiklerini iddia edenler tarafından uydurulmuş sistemlerdir.

Öyle de olmak zorundadır.

Dünya üzerinde var olan her bir nesne, canlı, fenomen, olgu ve de unsurdan haberdar olduğunu ve bunu yönettiği konusunda ikna edemediği sürece bir GÜÇ bildirimi yapamayacaktır.

Bu durumda dincinin sırtını dayadığı bir yazılı, çizili metin, doktrin, kural ya da yasa silsilesi vardır.

Dinci evren üzerinden boru öttüren bir düşüncenin borozancısıdır.

Tabiatta olan bitenler ile dincinin sırtını dayadığı çeliştiği an dincinin de işi bitecektir…

Şimdi…

Sizin bizim gördüğümüzü dinci görmüyor, anlamıyor, akledemiyor mu sanmaktasınız…

Hayır.

Tamamını onlar da görmekte, anlamakta.

Pekiiii neden aşikar olan gerçekleri görmezden gelmekteler?

Tek bir kelime ile bunun cevabı verilebilir.

AVANTA!

Dinci avanta yok ise kendisi de yok demektir.

Dinci temsilciliğine soyunduğu doktrini satma adına her kılığa girebilen, hayasından, kişiliğinden, ahlakından, edebinden ve de erkanından kolaylıkla vazgeçebilecek kişiliksiz, edepsiz, hayasız, fırıldak kişinin önde gidenidir.

Eli kolu bağlı bir mürit…

…hareketi kısıtlı…

…özgürlükten nasibini almamış bir organizmadır.

Zavallıdır yani.

Zavallı olduğunu kabul etmeyerek bütün oraları buraları biz yarattık diyen bir gücü arkasına alarak bu zavallılıkları pazarlama işine giren de sahtekardır.

Dinci…

…hangi din olursa olsun…

…hem zavallı hem de sahtekardır.