Amarula Ağacı

Amarula yılda bir defa ve tam da Afrika nın en sıcak ve en kurak mevsiminde ürün verir. Son derece sulu olan Amarula meyveleri aynı zamanda % 17 alkol içerir. Bu bunaltıcı mevsimde bir çok hayvan hem yakıcı güneşden korunmak hem de karınlarını doyurmak için bu ağacın altında toplanır. İşte o zaman bakın neler olur

Beynimizin Hangi Yarımküresi Daha Baskın?

Beynimiz milyonlarca sinir lifleriyle birbirine bağlı iki yarımküreden oluşmaktadır. 1981 yılında tıp ve fizyoloji alanında Nobel sahibi Prof. Sperry’nin çalışmalarına göre

Sol yarımküre tümevarımcı düşünceyi (mantık, dil, matematik, ayrıntılar, analitik yaklaşımlar),

Sağ yarımküre tümdengelimci düşünceyi (ritim, renkler, hayal gücü, sentez) işlemektedir.

Beynimizin sahip olduğu potansiyeli daha fazla kullanabilmemiz, birbirlerinden tamamen bağımsız çalışan iki yarımkürenin performansına bağlıdır.

Aşağıdaki test ile hangi yarımkürenizin çoğu zaman öne çıktığını keşfedebilirsiniz.

Teste geçmeden küçük bir not:
Prof. Sperry’den sonra akademik çevrelerde daha çok merak uyandıran ise, beynimizin nasıl çalıştığı sorusuna yönelik , kadın ve erkekler arasındaki temel farklılıkları ortaya koymayı amaçlayan araştırmaların sonuçları olmuştur.

Kilisede sıcak bir anma

Bugün Baltalimanı’ndaydım. Boyacıköy Ermeni Kilisesi’nde anlamlı bir ayin vardı. Türk Sanat Müziği’ne gönül vermiş Ermeni bestekarlar için dua okunuyordu. “Kimseye etmem şikayet”, “Sakın geç kalma erken gel” gibi çok bilindik şarkıların bestecileri Ermeniymiş. Ve daha niceleri varmış.

İçeri girdim, kutsal mekanların uhreviliğinden öte bir sıcaklık duydum. Ermeni vatandaşlar, ellerini açmış dualar okuyordu. İnsanlar, diller, inanışlar farklı da olsa dualar, istekler, niyetler hep aynı işte.

Tütsüler gezdirildi. Ayinler Sahakyan Korosu eşliğinde okundu. Bir müzik ziyafeti gibiydi. Dualı ekmekler yendi. Daha sonra kahvaltı verildi.

Ayin sonrası kekli, börekli nefis kahvaltıda İsa’nın son yemeğindeki gibi uzunca bir masaya patrik vekili oturdu. Bizler de etrafındaki uzun masalara sıralandık. O sırada korodan bazı kişiler, Ermenice ve Türkçe şarkıları okudular. Onlara şarkıları bilenler de eşlik etti. Neşeli kahkahalarla dolu bir anma oldu.

KEŞİŞ – KADIN ve KAYBOLAN HÜCRELER

İki keşiş yolda giderlerken, su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadın görürler. Keşişlerden biri, genç kadını kucakladığı gibi suyun öteki tarafına bırakır.

Ötekisi; arkadaşının bu davranışına hayretle bakar. Hoş karşılamaz, farklı yorumlar, hatta içten içe ona kızar, yaklaşık bir kilometre yürüyünce daha fazla dayanamaz ve arkadaşına hışımla döner:
– Sen!! Böyle bir şeyi nasıl yaparsın? Biz keşişiz!! Bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmeyi, onlara bakmamız bile yasaktır!!.

Öteki keşiş oldukça sakin karşılık verir:
– Ben o genç kadını bir kilometre geride bıraktım. Sen? Sen ise hâlâ onu taşıyorsun.


Biz de böyleyiz, karşılaştığımız olaylar var, insanlar var, onlarla ilgili olarak yaptığımız yorumlar var…

Öneminizin Ölçüsü Nedir?

Aradığınız kişinin size ne kadar zamanda geri döndüğü size ne kadar değer verdiğinin ölçüsüdür.

Bu sıfır ila 100 arasında değişir.

Birisini ararsınız, size geç değil hiç dönmezse, size verdiği değer sıfırdır. Aslında kelime kullanmadan: “Beni bir daha arama” diyor size.
Aradığınız hemen veya uygun olduğu ilk an geri dönerse, size verdiği değere yüz verebilirsiniz.
Tabii, bu kural iki taraflı da geçerlidir. Farkında olmayabilirsiniz. Ama sizi arayan bir kişiye ne kadar çabuk döndüğünüz onun tarafından ona verdiğiniz değerin bir ölçüsü olarak algılanacaktır.
Birine kıymet verirseniz hemen ararsınız. Kendilerine hiç dönülmeyen veya makulün dışında geç dönülen kişiler
genellikle bunu bir terslenme veya küçük görülme olarak algılar. Düşman kazanmanın en kolay yollarından biri budur.
Düşman kazanmamak dururken kazanmak çok aptalca bir şeydir. Çünkü kimin, ne zaman, ne kadar zarar vermeye muktedir olacağı bilinmez. Kimin kime gün gelir ne kadar ihtiyacı olacağı da.