Kadın yöneticiler, klasik tabiriyle çalışması zor insanlardır. Bir kadın olarak kadın yöneticilerle hep sorun yaşadım. Gözlemlediğim kadarıyla kadınlar da kadınlarla, erkekler de kadınlarla çalışmayı sevmiyorlar. Belki bu bende artık bir önyargıya dönüştü ancak üstüm kadın olduğunda ve elbet bir talebim varsa ayaklarım kendiliğinden geri gitmeye başlıyor. Meslektaşlarımla bu konuyu konuştuğumda hemen hepsi “yakınlık kur, yalakalık yap” tarzında önerilerde bulunuyor. Yöneticim kadın olmasa da tampon görevinde bulunan müdüre yakın olan aracı konumundaki bir kadın yöneticisi olan bendenize önerileriniz nelerdir? Taktiklerinizi, önerilerinizi; olmadı çözüme kavuşmuş hikayelerinizi bekliyorum.
Aiwass’ın Kitabı – Konu ile ilgili değilseniz okumanıza gerek yok!!!
Satanizm manifestosu tarzında bir yazı. Yukarıda dediğim gibi konu ile ilgili değilseniz boşuna okumayın!
Aiwass ‘ın Kitabı
John Allee
First Church of Satan – Baş Rahibi
LORD EGAN’IN KOŞULU
Söylediklerimi kabul veya ret etme seçeneğine sahipsin. Eğer bunları kabul edilmesi zor veya imkansız bulursan, sana tavsiyem fikirlerimi tamamen unutmandır, tabi istiyorsan! Neden bunu söylüyorum? Amacım, hakim-insan zekasına inanan bir insan olan Crowley tarafından konmuş Satanik prensiplere bağlı kalmaktır;
“Tüm misyoner mesajların özleri her zaman öğreticinin düşüncesini özümser, ve her zaman rüşvet ve tehdit ile birliktedir. Benim mesajım kesinlikle bunun tam tersidir. Her bir kadın ve erkeğe diyorum ki, ‘Sen benzersiz ve bağımsızsın bir evrenin merkezisin. Ancak, ben kendi istediğim şeklide düşünme hakkına sahibim, aynı şekilde sen de farklı düşünme hakkına sahipsin. Hayattaki tek gayen, diğer insanların fikirlerini hiç önemsemeden, başarabilmektir.’”
Yaşam bir mucize.
Kişinin total hayat kalitesini sadeleştirip güzelleştirmeyen “öğretinin”, herhangi bir (kumar, dedikodu, fanatizm vs) bağımlılıktan ne farkı var?
Böylece şu an itibariyle üzerinde durduğum hassasiyeti belirttikten sonra, kişisel yaşam öykümü hızla gözden geçirdim. Olabildiğince sadeleştiği için tümünü taramak bikaç dakikadan fazla zamanımı almıyor.
Sanırım önceki yaşamda başarılı bir ikizler yaşamı sürdürdüğüm için (-güney ay düğümüm ikizlerdir- gerçi bu bir varsayım, olsa da olmasa da, bundan sonra söyleyeceklerimi etkilemez), bu dünyada nerdeyse hayatımın yarısını kendi meraklarım ve kendi eksenim içinde gördüm ve yaşadım. İnsanları, onların hislerini, yaşamla ilgili şikayet ve memnuniyetlerini, onlar daha söylemeden anladığımı varsayıyordum. Neyi neden yaptıklarını bildiğim(!) için herşeyi anlayışla karşılıyordum. İlginçtir çoğu kez de tutturuyordum galiba ki, onlarla aramda bir çatışma (bir iki kez dışında)oluşmuyordu.
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?
Düşünüyorum da,
sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek…
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
naif yönlerimizin keşfedilmesi,
cesaretsizligimizin anlaşılması,
korkularımızın paylaşılması
sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında
kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız…
…Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
Âşktır benim dinim ve imanım
Bugüne kadar benimle aynı evde oturan
can dostumu görmezden gelmişim
dinimin olmadığı şu anda
O’nun dinine tabiyim
ve artık kalbim
bütün suretleri kabul eder oldu
ve artık kalbim
bütün suretleri kabul eder oldu
ceylanlara otlak
rahiplere manastır
putlara tapınak
hacılara kâbe
Tevrât’ın levhaları
Kur’an’ın sayfaları
Âşk dinin yolundan gidiyorum şimdi ben
ne tarafa yönelirse aşk kervanı
Âşktır benim dinim ve imanım
Âşktır benim dinim ve imanım
Ibn’ûl Arabî
Not: Bir filozofun ağzındanduymak çok daha etkileyici 🙂