Kusursuzluk

KUSURSUZLUK

DJ, olağan koşullar altındaki her insanın, büyük bir olasılıkla, geleneğin (algılarımızı bağlayan gelenekler) bağlarından bir kez olsun kurtulma fırsatı bulmuş olduğunu söyler. Bir coşkunluk anı toplanma noktamızı hareket ettirip sessiz bilgiye girmemizi sağlayabilir. Bunlar aşk, korku, öfke, yüksek ateş gibi durumlarca sağlanabileceği gibi, sadece büyücü çömezi değil, sıradan bir insan da kusursuz yaşayarak bunu başarabilir.

Peki kusursuz yaşam nedir dediğimde, “kusursuzluk basitçe enerji seviyemizin en iyi kullanım biçimidir. Doğal olarak tutumluluğu, düşünceli olmayı, yalınlığı, saflığı ve hepsinden öte kişisel yansımadan yoksun olmayı gerektirir. Büyücüler tini denetleyip, toplanma noktasının hareketini yönetebilmek için kişinin enerjiye gereksinim duyduğunu söylerler. Enerjiyi bizim için biriktirecek tek şeyse kusursuzluğumuzdur.” Demişti.

Büyücülerin sorunu

Büyücülerin sorunu

Büyücülerin kendine özgü iki sorunu olduğunu betimledi.  Birisi parçalanmış bir devamlılıktan yararlanmadaki olanaksızlık; diğeriyse toplanma noktasının yeni konumunca düzeltilmiş devamlılığın kullanılmasındaki olanaksızlıkmış.  Bu yeni devamlılık her zaman fazlasıyla güçsüz, dengesizmiş ve büyücülere eylemleri için gereksindikleri günlük yaşamın dünyasındaki güveni vermezmiş.

Büyücüler bu sorunu nasıl çözüyorlar diye sorar CC.

Hiçbirimiz herhangi bişeyi çözümlemez! Bizim için tin bişeyleri çözer ya da çözmez. Bir büyücü kusursuz bir hayat yaşar ve bu da çözümü beraberinde getirmiş gibi olur. Niye mi? Kimse bilmez bunu.

Dillerin ortaya çıkışı

İnsanlar ne zaman ve nerede dil denen iletişim şekline sahip oldular? veya dili geliştirdiler. Bu konuda bu sitede birçok yazı yazdım. Fakat tartışmakta fayda var, zira kesinlik kazanmış ve herkesçe kabul görmüş bir konu değildir.

Öncelikle şu tabloyu incelemenizi rica edeceğim:

http://www.sonsuz.us/node/787

Bu tabloya göre kuzey yarı kürede konuşulan birçok dilin kökeninde Asya kıtasında yaşamış olan halkın dili bulunuyor. Bu dile ben Ön-Türkçe diyorum. sabepleri var da ondan.

  1. Bu dil tek heceli idi. İlk dilin henüz gramer denen sentaks yapısına sahip olmadığını kabul edersek, tek heceli olması gayet doğaldır. Çünkü tek hece ile belli kavramlar kısa ve kolay aktarılabilir. Ayrıntılı cümle kurmaya gerek yoktur.

  2. Bu dil yansımalı sözcükler içeriyordu. Yani, o dönemin insanları doğada duydukları sesleri taklit ederek tek heceli sesler üretiyorlardı.

7 Fark

Facebook düşünceye ve fikre önem vermez Sonsuz.us düşünceler ve fikirlerle yaşar.
Facebook, sosyal ağdır, tüketilir Sonsuz.us zihinsel ağdır, üretilir
Facebookta yazdıklarınız zamanla yok olur gider Sonsuz.us ta yazdıklarınız sonsuza kadar kalır.
Facebook anlık ve kolay paylaşımdır Sonsuz.us zor fakat kalıcı paylaşımdır
Facebookta yazdıklarınız google’da çıkmaz Sonsuz.us google dostudur. Yazdıklarınıza milyonlar ulaşır
Facebookta yazdıklarınızı arkadaşlarınız okur Sonsuz.us yazdıklarınızı binlerce kişi okur
Facebook görseldir. Sonsuz.us beyinseldir.

İletişimsel Eylem Kuramı ve Forumlar

Jürgen Habermas, İletişimsel Eylem Kuramı’nda toplumun problemlerini, tek yönlü karar alma mekanizmasına ve kişiler arasında doğru iletişim kurulamamasına bağlar. Modern toplumun tek yönlü ussallaştırma sürecinin sonucu olarak çeşitli siyasal, ekonomik ve kültürel bunalımlarla karşılaştığını ve bu bunalımlar sürecinin aşılmasının ise normlar ile değerler üstüne kurulmuş, uzlaşımcı, ortak karar alma biçimlerini savunan iletişimle çözülebileceğini söyler.

İletişimsel eylemde amaç başkalarını etkilemek olarak dile getirilemeyeceği gibi bu eylem türü sırf etkilemek amacıyla da gerçekleştirilemez. Bu daha çok herhangi bir şey üzerine uzlaşıma varma, bir konuda karşılıklı olarak birbirini anlamaya çalışma olarak açıklanabilir. Geriye kalan bütün eylem türleri (örn. araçsal eylemler, stratejik eylemler…) eninde sonunda amaç yönelimli olmasına karşın, iletişimsel eylemde ulaşılmak istenen tek amaç, karşıdaki kişi ya da kişilerin yaşam dünyalarına varıncaya dek onlarla işbirliği yaparak beraber yürütülen yorumlama süreci yoluyla ortak bir anlayışa varmaktır. Böyle bir süreçte Habermas’a göre kişiler az ya da çok ortaya koydukları savların geçerli olduğunu kabul ederler; ayrıca her iki taraf da karşılıklı olarak kendi savlarının geçerliliğini kanıtlayacak nedenler göstermeye, gösterdikleri bu nedenler doğrultusunda savlarının geçerliliğinin sorgulanmasına izin vermeye hazırlıklı olmalıdırlar.(*Felsefe Sözlüğü- A.Baki Güçlü; Erkan Uzun; Serkan Uzun; Ü.Hüsrev Yoksal’dan yararlanılmıştır)