Bir müslümanın Şeriat’ı istememe sebebi ne olabilir?

  • İşine gelmiyordur. Kazancına engel olacaktır.
  • Kuran'ı tarihsel bir mitoloji kitabı olarak kabul ediyordur.
  • Kuran'daki kanunların, günümüz çağına uygun olmadığını, yetersiz olduğunu düşünüyordur.
  • Şeriatle yönetimi beğenmiyordur.
  • İnancı yeterince sağlam değildir veya ılımlı müslümandır.
  • Bütün müslümanlar ister. İstemeyen, müslüman değildir.
  • İslam bireysel bir dindir. Toplumsal ve sosyal konularda hükmü yoktur diye düşünüyordur.
  • Laikliğin daha doğru ve güvenilir olduğunu düşünüyordur.
  • Başka bir sebebi var ve yorum olarak yazıyorum.

21. Yüzyıl Becerileri

Öğrenme ve Yenilenme Becerileri

Yaratıcılık ve Yenilenme
• Çalışma hayatında orijinalite ve yaratıcılık sergilemek
• Diğerlerinin işine yarayacak yeni fikirler geliştirmek, uygulamak ve anlatmak
• Yeni ve farklı bakış açılarına açık ve uyumlu olmak
• Yeniliğin geliştiği alanlarda yaratıcı fikirlerimle somut ve yararlı yardımlarda bulunurum

Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme
• Anlamaya yönelik doğru akıl yürütmek
• Karmaşık seçimler yapmak ve kararlar vermek
• Sistemlerarası ilişkileri anlamak
• Farklı bakış açılarını netleştirmeye ve daha etkili çözümler üretmeye yönelik sorular belirlemek ve sormak
• Problem çözmek ve soruları yanıtlamak üzere bilgiyi sınırlandırmak, çözümlemek ve birleştirmek

İletişim ve İşbirliği
• Konuşurken ve yazarken düşünceleri ve fikirleri açık ve etkili bir şekilde birleşitirip kullanmak
• Farklı takımlarda etkin çalışabilme becerisi göstermek
• Ortak bir amaca ulaşabilmek için gerekli çabayı gösterecek şekilde esnek ve istekli olmak
• İşbirliğine dayalı çalışmalar için sorumluluğu paylaşmak

Bilgi, Medya ve Teknoloji Becerileri

Bilgi Okur-yazarlığı
• Problemlerin çözümüne yönelik olarak; bilgiye yeterli ve etkili düzeyde ulaşmak, bilgiyi eleştirel ve yeterli düzeyde değerlendirmek, doğru ve yaratıcı bir şekilde kullanmak
• Bilginin erişimine ve kullanımına yönelik olarak etik ve yasal konularda temel bir anlayışa sahip olmak
Medya Okur-yazarlığı
• Medyadaki iletilerin hangi amaçlara yönelik ve hangi araçları, özellikleri ve yenilikleri kullanarak nasıl yapılandırıldığını anlamak
• İnsanların iletileri nasıl farklı yorumladığını, değer yargılarının ve bakış açılarının nasıl işe koşulup koşulmadığını, medyanın inanç ve davranışları nasıl etkilediğini gözlemek
• Bilginin erişimine ve kullanımına yönelik olarak etik ve yasal konularda temel bir anlayışa sahip olmak
Bilgi ve İletişim Teknolojileri (ICT) Okur-yazarlığı
• Bilginin ekonomik kullanımına yönelik olarak, bilgiye erişmek, yönetmek, bütünleştirmek, değerlendirmek ve yaratmak üzere dijital teknolojileri, iletişim araçlarını ve/veya ağları uygun kullanmak
• Bilgiyi araştırmak, düzenlemek, değerlendirmek ve paylaşmak üzere tekonolojiyi araç olarak kullanmak, ve bilginin erişimine ve kullanımına yönelik olarak etik ve yasal konularda temel bir anlayışa sahip olmak

Yaşam ve Meslek Becerileri

Esneklik ve Uyum
• Farklı rol ve sorumluluklara uyum sağlamak
• Karmaşık ve önceliklerin değiştiği ortamlarda etkin olarak çalışmak

Girişimcilik ve Öz-Yönelim
• Kendi anlayışını ve öğrenme gereksisinimlerini gözlemlemek
• Uzmanlaşmak üzere temel becerilerin ve/veya öğretim programının sınırlarını aşarak kendi öğrenme sınırlarını ve fırsatlarını keşfetmek, genişletmek
• Becerilerini profesyonel düzeye yükseltmek üzere girişiminde bulunmak
• Başkalarının gözetimi olmaksızın görevleri tanımlamak, öncelik sırasına koymak ve tamamlamak
• Zamanı etkili kullanmak ve iş yükünü idare etmek
• Öğrenmenin yaşamboyu bir süreç olduğuna ilişkin kararlı davranışlar sergilemek

Sosyal ve Kültürlerarası Beceriler
• Diğerleriyle uygun ve üretken bir şekilde çalışmak
• Uygun olduğunda grupların ortak anlayışını ayarlamak
• Yenilikleri arttırmak ve iş kalitesini yükseltmek üzere kültürel farklılıklar arasındaki boşlukları doldurmak ve farklı bakış açılarını kullanmak

Üretkenlik ve Sorumluluk
• İşin zamanında ve kaliteli yapılabilmesi için yüksek standart ve hedefler belirlemek ve bunlara ulaşmak
• Titiz ve olumlu iş etiği sergilemek (örneğin, işe zamanında gelmek ve güvenilir olmak)

Liderlik ve Sorumluluk
• Diğerlerini belirli bir hedefe yönelik etkilemek ve yönlendirmek üzere bireylerarası ve problem çözme becerileri kullanmak
• Ortak bir hedefe ulaşmak üzere diğerlerinin güçlerini düzenlemek
• Dürüst ve etik davranışlar sergilemek
• Zihninde toplum yararını düşünerek sorumlu davranmak

Zaman geçtikçe insanlardan istenenler daha çok artıyor. Bu becerilerden kaçına sahibiz? Veya bu becerilerin hangileri sizin için daha önemli?

Yaptım oldu!

Dünya bir deniz idi, ne gök vardı, ne bir yer
Uçsuz, bucaksız, sonsuz, sular içreydi her yer!
Tanrı Ülgen uçuyor, yoktu bir yer konacak,
Uçuyor, arıyordu, katı bir yer, bir bucak.

Kutsal bir ilham ile, nasılsa gönlü doldu,
Kayıptan gelen bu ün, ona bir çare buldu.
Göklerden gelen bir ses, Ülgene buyruk verdi:
Tut önündeki şeyi, hemen yakala!Dedi.
Ülgen bu emre uydu, uzattı ellerini,
İçinden tekrarladı, Semanın sözlerini.
Denizden çıkan bir taş, fırladı çıktı yüze,
Hemence taşı tuttu, bindi taşın üstüne!
Artık Ülgen memnundu, rahatı bulmuş idi,
Üzerinde duracak bir yeri olmuş idi

Denizden ibaret olan bir dünyada Tanrı Ülgenin su üzerinde durması olanaksız olan bir taşa binmesi ve bu taşı kendine yer olarak seçmesi, bu olayın sembolik bir olay olduğunu ortaya koymaktadır. Ülgenin bindiği veya üzerine konduğu bu taş, büyük olasılıkla Frisyalıların tapmış oldukları Gök Taşıdır. Gök taşı Tekvinde şöyle anlatılmıştır:
Ve Allah dedi: Suların ortasında kubbe olsun ve suları sulardan ayırsın. Ve Allah kubbeyi yaptı ve kubbe altında olan suları, kubbe üzerinde olan sulardan ayırdı; ve böyle oldu. Ve Allah kubbeye Gök, dedi.(Tekvin Bap 1/ 9).

Destan şöyle devam ediyor:
Göklerin emri ile, bulunca Ülgen durak,
Artık vakit gelmişti, gökleri yaratacak!

Ülgen hep düşünmüştü, ta göklere bakarak:
Bir dünya istiyorum, bir soyla yaratayım!
Bu dünya nasıl olsun, ne boyla yaratatım!
Bunun çaresi nedir, ne yolla yaratatacağım
Bir Ak Ana (Ak Ene) var idi, yaşardı su içinde,
Ülgene şöyle dedi, göründü su yüzünde:
Yaratmak istiyorsan, sen de bir şeyler Ülgen,
Yaratıcı olarak, şu kutsal sözü öğren!
De ki hep,Yaptım oldu!Başka bir şey söyleme!
Hele yaratır iken,Yaptım olmadı!Deme!
Ak Ana bunu dedi, sonra kayboluverdi.
Ülgenin kulağından bu buyruk hiç çıkmadı,
İnsana bu öğüdü iletmekten bıkmadı:
Dinleyin, ey insanlar! Varı yok demeyiniz!
Varlığa yok deyip de, yok olup gitmeyiniz.

Destanın bu kısmında, henüz hiçbir şey yaratılmamışken, su içinde yaşayan, kah görünüp, kah kaybolan bir Ak Ana ortaya çıkıyor. Demek ki, Tanrı Ülgenden önce yaratılmış bir dünya ve bu dünyada yaşayan canlılar vardı. Ve bu durum, Ülgenin kendine var dünya üzerinde küçük bir dünya yaratmak istemesiyle de açık seçik anlatılmıştı. Destan şöyle devam ediyor:

Ülgen yere bakarak:Yaratılsın yer!Demiş.
Bu istek üzerine, denizden yer türemiş.
Ülgen göğe bakarak:yaratılsın Gök Demiş.
Bu buyruk üzerine, üstünü gök bezemiş!
Denizden çıkan bir taşa konan Tanrı Ülgen, zaten var olan Yere ve Göğe bakarak onların minik benzerlerinin yaratılmasını istemiş, bu istek üzerine Tanrı Ülgenin üstü süslerle donatılmış (Gök bezemiş). Destanın devamı
Dünya yaratılınca, Tanrı rahatı seçti,
Oturmak için yine, Altın Dağına geçti.
Çok büyük bir dağ idi. Altın Dağ dedikleri,
Ayla Güneşe değer, gökteydi delikleri.
Bulunurdu Altın Dağ, gökle yer arasında,
Ülgen de otururdu, bu dağın ta başında!
Dağın etekleriyse, dünyaya değmez idi,
Bir adam boyu kadar, durur da düşmez idi.
Dünya yaratılışı, altı günde olmuştu,
Yedinci günde ise, Bay Ülgen uyumuştu.
Bir gün yattıktan sonra, Bay Ülgen kalktı yine,
Etrafına bakındı, neler yarattım diye.
Bizimkinden başkaydı, kendine eş dünyası,
Onun değildi yalnız, Ay ve Güneş dünyası,
Dokuz ayrı dünya da, fazla yaratılmıştı,
Birer cehennem ile, bir de yer katılmıştı.

Tanrı Ülgenin, dünyayı yarattıktan sonra geçtiği Altın dağ, başka bir dağ değil, kendi yarattığı dağdır ve bu dağın diğer bir adı da Tanrı dağıdır. Tanrı dağına Altın dağ denmesinin nedeni de,Kutsal Emanetlerin tümünün bu dağda bulunmasıdır. Kaynaklar bu Kutsal emanetlerin altından olduğunu yazsalar da, bu emanetlerin hiç biri altından veya gümüşten yapılmış emanetler değildir. Çünkü Altın dağda diğer dağlar gibi taştan ve topraktan bir dağdı ve Kutsal emanetler bu dağın üzerine resmedilmişti. Dağ ve üzerindeki Kutsal Emanetlerin altından olduğunun ileri sürülmesinin nedeni, hem bu emanetlerin değerinin ifade edilebilmesi, hem de bu çok gizli yerin insanlar tarafından bulunamaması için olsa gerek. Çünkü İnsanların bu dağı bulamamaları için eski ismi gizli tutulan Tanrı dağına, Ak dağ, Demir dağ, Olimpos dağı, Sina dağı, Kaf dağı, Bülbül dağı, Zeytin dağı, Tabor dağı, Golgotha dağı, İda dağı, Arafat dağı gibi isimler takılmıştır.
Tanrı Ülgenin yarattığı dünyanın bizimkinden başka bir dünya olduğu, Dağın eteklerinin, bu dünyaya değmediği, destanda çok açık bir şekilde anlatılmaktadır.

Altay Yaratılış Destanından

Bir deli gülümsedi bana/ bana gülümsedi bir deli/ gülümsedi bir deli bana

Dün dolanırken bir kilise gördüm. Kapısı açıktı. Bunu ilahi bir davet sayarak kiliseye yöneldim. Ayin yarın (bugün) sabahmış. Bir şey yapmış olmak için bir mum yaktım. Sonra yarım bıraktığım geziyi sürdürdüm. Aman ne kalabalık, ne kalabalık! Bir yığın insan.
Bu kadar insan içinde üç deliye rastladım. Biri tam arkamda uzunca bir süre beni takip etti. En son çıkardığı seslerden ürküp arkamı döndüm. Hızlandığını fark edince kendimi bir mağazaya attım. Mağazada karşıma bir hortlak resmi çıktı. Ben nereye gitsem resim de o yöne dönüyordu. Üç boyutluymuş meğer. Shakespeare’inkini çok beğendim. Ciddi bir ifadeyle eli yüzündeyken siz yürüdükçe eli iniyor ve gülümsüyor. Yoksa tersi miydi?
Her neyse tekrar yola düştüm. Bu kez dev bir mağaza önünde çok hareketli bir müzikle kalabalığı durduran bir deliye rastladım. Müziğe ayak uydurarak dans ediyordu. Bu deliyi daha önce de defalarca görmüşlüğüm vardı. Hep böyle müziğin taştığı mağazaların önünde bekler ve dans ederdi. Onu izlerken gülmeden edemedim. Gülerken göz ucuyla bir başkası tarafından izlendiğimi fark ettim. Bu izleyici bir başka deliden başkası değildi. Ben dans eden deliye gülümserken, o da bana bakıp gülümsüyordu. Kendimi komik buldum. Hangimizin dünyası gerçekti? O bende gülünecek ne görmüştü acaba?

Masonluk Nedir?

Masonluk nedir? diye arattığınızda genellikle kendileri dışında başka grupların hazırladığı siteler çıkıyor. Ve çoğunda ateist oldukları yazıyor. Hatta daha da ileriye götürüyor yalanlarını bu gruplar ve Darwinist emelleri uğruna şehirleri yakıp yıktıları bebek yedikleri gibi fantastik senaryolara kadar varıyor.

Masonların kendi sitelerinden baktığımızda ise

“Masonik düşüncede, eklektisizmi benimsemekle birlikte süregelen en önemli dogma insan ruhunun ölmezliği ve insan aklının üstünlüğüdür, bunların dışında, Evrenin Ulu Mimarı’nın varlığına ve tekliğine inancı ayrı tutarsak, düşünceyi sınırlayan hiçbir dogmatik öğe veya kısıtlama yoktur”


Dinlerdeki tanrılar olmasa bile bir yaratıcıya inandıklarını görüyoruz. Gerçi bu konuda da farklı söylemler var. Ben bu konu hakkında düşüncelerinizi fikirlerinizi merak ediyorum.

Kimdir bu masonlar? Bir çeşit cemaat ilişkileri olan bir topluluk mu? Özelde farklı amaçları olan ama yine bir birilerini destekleyen bir topluluk mu? Varsa amaçları nelerdir?